istanbulun tarihi mekanları


istanbulun tarihi mekanları

istanbulun tarihi

Haliç’e ve Marmara’ya bakan yedi zarif tepe üzerine kurulmuş İstanbul. Üç büyük imparatorluğun kalbi olan Tarihi Yarımada’ya Galata Kulesi veya Piyer Loti’den bakıldığında göğe yükselen minareleriyle görünür her bir tepe.



Değerli olan her şeyi üzerine çeken bir tılsımı var İstanbul’un. Saltanatlar kenti olması, efsanelere, şairlere, yazarlara, ressamlara ilham vermesi bu yüzden olsa gerek. Özene bezene yaratılan coğrafyasıyla başlıyor İstanbul’un değeri. İki kadim kıtanın tam ortasında, ince bir suyoluyla, Boğaziçi ile taçlanıyor güzelliği kentin. Ancak ilk kurulduğunda kalbi değil Boğaziçi İstanbul’un.


Marmara’nın Boğaziçi’yle, Boğaziçi’nin de Haliç’le buluştuğu kavşakta konuşlanan yarımadada kuruldu İstanbul. Kentin kalbi olan Tarihi Yarımada’da… Tarihi Yarımada’yı güzelleştiren ne sadece Boğaziçi’nin Marmara Denizi’ne kavuştuğu nokta olması, ne de Boğaziçi’nden sıyrılıp altın bir boynuz gibi karaya sızan Haliç’in zarafeti… Dillere destan...