1996 yılında gecekondu sayısı 500.000'e yaklaşmış!

1996 yılında gecekondu sayısı 500.000'e yaklaşmış! 1996 yılında gecekondu sayısı 500.000'e yaklaşmış!

1996 yılında arsasını mafyadan, tapusunu devletten alan gecekondu sayısı 500 bine yaklaşmış. İstanbul'da günde 250 gecekondu ev inşa ediliyormuş ve Boğaziçi bir gecekondu cenneti haline gelmiş.





Her gece 250 kondu


İstanbul'un temeline ilk gecekondu harcının konulmasının üzerinden yarım asır geçti. Bu zaman içinde kentteki gecekonduların sayısı 500 bine, diğer bir ifadeyle bina sayısının 5'te birine ulaştı. Mafyanın kasasına yılda 550 milyon dolar bırakan gecekonduların yüzde 75'inin kirada olduğu dikkat çekiyor. Özetle, tam 50 yıldır kentin varlıkları arazi mafyasının cebini doldururken, yıkımlarda ayrı bir çile, aynı gözyaşı yaşanıyor.




Gecekondunun 50. yılı


Arsasını mafyadan, tapusunu devletten alan gecekondu sayısı 500 bine yaklaştı


    İSTANBUL Türkiye'nin yüzde 13'ünü barındırır hale gelirken, gecekondu sayısı toplam bina sayısının beşte birine oturdu. Kenti baştan başa saran gecekondulaşma 50. yılını kutlarken, gecekondu sayısı 500 bine yaklaştı. Belediye yıkım ekipleriyle gecekondu sahiplerinin çatışma sahnelerine sık sık rastlıyoruz. Büyükşehir Belediyesi, su havzaları başta olmak üzere kaçak yapılmış konutların yıkımına bundan sonra da devam edileceğini açıkladı. Ancak İstanbul'un gecekondu sorunu, yıkım anında fotoğraf makineleri ve kameralara takılan görüntülerin ötesinde bir derinlik taşıyor. İşte, İstanbul'da önümüzdeki aylarda da sık sık gündemde önemli bir yer tutacak olan gecekondulaşmanın panaroması...

    Gecekondu sahipleri yıkım anında barınma gibi masum bir isteğin arkasına sığıyor ancak yüzde 75'inin kirada oluşu sadece rant için gecekondu yapıldığı gerçeğini ortaya koyuyor. Gecekonduların yüzde 17'si hazine arazisi üzerinde. Yüzde 56'sı da ''bu tür arazilerin başkalarından kanunlara aykırı olarak gayrimenkul satış vaadiyle alınarak inşa edilmesiyle'' doğmuş.

    Arazi işgalinin en kolay yolu bölgeye önce yıkılamayacak bir bina yani cami inşa etmek. Uzmanlara göre gecekondu yağması mafyanın kasasına yılda en az 550 milyon dolar bırakıyor. Gecekondular özellikle suyu, elektriği, yolu olmayan yörelere yapılarak, yerel idareler üzerinde oy tehdidiyle baskı oluşturuluyor. Af kanunları gecekondulaşmayı körüklüyor. Kaçak kent İstanbul'un su havzalarını giderek büyüyen tehdit altında bulunuyor. İstanbul'da her gün ortalama 250 gecekondu yapılıyor. Boğaziçi İmar Müdürlüğü Boğaziçi'nin bir gecekondu cenneti olduğunu vurguluyor. 

    Dünyada benzerine zor rastlanacak bir hızla büyüyen İstanbul'da her yıl 100 bin yeni konuta daha ihtiyaç var. Gecekonduda oturan nüfus kentli nüfusun yüzde 34'üne ulaşmış. Nüfusun yüzde 60'ı imar plansız ve gecekondu bölgelerinde yaşamaya başlamış. Kullanılabilir arazinin sadece yüzde 25'i planlı. Plansızlar kaçak inşaat mafyasının elinde boy atmış. Kentteki ruhsatsız binaların 750 bini imar affı ile güya yasal olmuş.


ŞİMDİ DE VİLLAKONDU


    İstanbul'un talanı bununla bitmiyor. Villakondular gecekonduları aratmıyor. Hazine arazilerinde mantar gibi bitiyor. Ormanları muhtar senediyle kapatan para babaları havuzlu villalarda keyif çatıyor. Ümraniye'nin Reşadiye, Alemdağ köyleri, Beykoz'un Tokatlı, Pendik'in Ballıca köyleri de elden gidiyor. Buralarda yağmalanan alanın şimdiden 20 milyon metrekare olduğu bildiriliyor. Orman Bakanlığı ellerinde 300 bine yakın dava olduğunu, buraların yakıldığını, orman köylülerinin de bu yağmadan paylarını aldığını doğruluyor.

    Tayyip Erdoğan, vize uygulamasından sonra gecekondulardan vergi alınmasını istiyor. Ama kim dinliyor. Erdoğan bir arazi bankası kurulmasını öneriyor. Böylece Hazine arazilerinin gayri resmi kentsel rantlara dönüşmesinin önleneceğini belirtiyor. Boğaziçi İmar Müdürlüğü yağmalanan Boğaz'da sayım yaptırıyor. İmardan sorumlu genel sekreter yardımcısı Birol Tortop, Boğaziçi'nin bir gecekondu cenneti olduğunu, sayılarının ve durumlarının net olarak bilinmediğini söylüyor. 

    Prof. Hande Süer, ömrünü teknik üniversitede mimarinin güzelliğine adamış. Yönetimlerin en önemli sorunlarından birinin kente göç edenleri kentlileştirmek olduğunu söylüyor. Süer, ''köyden kente göç eden insan kenti tanımıyor. Kentte nasıl yaşanacağını da bilmiyor.'' İstanbul her gün yağmalanıyor. Devlet seyrediyor, mafya semizliyor. İstanbul bitti, yağma Trakya'ya yayılıyor.


Milliyet Gazetesi 24 Eylül 1996



Abdullah Kutalmış MIZRAK/Emlakkulisi.com