5 dakikada Beşiktaş

5 dakikada Beşiktaş

İstanbul'un trafik sorununa çare olarak "7 tepe 7 tünel" projesi hazırlandığında, İstanbul'da yaşayanların ortak tepkisi "eyvah!.." olmuştu.



Projenin hesaplanan tarihte biteceğinden umutlu değildik ama projenin ilk adımı olan KağıthaneDolmabahçe tünelindeki çalışmaları görmek için de sabırsızlanıyorduk, bir hevesle yola çıktık. Günün ilk yarısında, trafik henüz sakinken, Beşiktaş'tan Kağıthane'ye gittik. Şantiyeye varana dek 40 dakika geçti. Şantiyeye vardığımızda bizi proje sorumlusu Yavuz Bey karşıladı. Baret ve fosforlu iş kıyafetleri giymek için odasına geçtik. Tünele ilk giren biz olacaktık. Yavuz Bey'in refakatinde, tüneli TEM'e ve Sütlüce'ye bağlayan 5 kavşaktan birinde çember çizerek Kağıthane girişine geldik. 60 kilometre hızla Okmeydanı ve Çağlayan'ın altından Piyalepaşa'ya, oradan da Bomonti girişine 1 dakika 45 saniyede ulaştık. Dolmabahçe'ye 2 kilometre kala, tünelin bu kısmında, yol henüz toprak olduğu için, durduk. Ama gördük ki, en geç martta Kağıthane'den Dolmabahçe'ye 5 dakikada varacağız. Dönüşte yürümeyi tercih ettik. Tünelde, 20 adet havalandırma fanı nedeniyle toz yoktu. 3 aracı yan yana alacak genişlikteki yol, 2 şeritliydi ve asfalt değil, betondu. Kenarlarında, teker hizasında led aydınlatmalı butonlar ve tavanda araç farını gereksiz kılacak kadar çok ışık vardı.
Kaza ve yangın gibi olaylara 3 dakikada müdahale edilecek bir sistem kurulmuştu tünel içinde. 250 metrede bir acil çıkış noktaları, 50 metre aralıkla yangın dolapları ve dayanıklı cam dolaplarda muhafaza edilen telefonlar vardı. Tünelin her bir noktası, kameralar sayesinde an be an kayıt altındaydı. Yandaki tünele, hem de bir çok noktada, 3 kapılı geçiş var. Biri, itfaiye araçları, diğerleri de bizler için... Acil bir durumda araçlarımızı bırakıp kaçabilelim diye...

Tünelde hız limiti 60 kilometre. 5 dakikalık yolu 1 dakikada alayım derseniz, yola döşenen hız sensörleri ve kamera kayıtları, kural ihlalini tespit edecek. Yürüyerek yaptığımız keşfe araçlarla devam ettik. Araçlarla tünelin dışına çıktık. Etrafta peyzaj çalışmalarıyla ilgilenen işçiler vardı. İstanbul'da, kent yaşadıkça var olacak tarihi bir yapıya kendi imzalarını atıyorlardı. Yavuz Bey, iki tarihi çınarı gösterip "Korumaya aldık" dedi.

Hürriyet