Abdullah Çiftçi kentsel dönüşüm ve sosyal medyayı değerlendirdi!

Abdullah Çiftçi kentsel dönüşüm ve sosyal medyayı değerlendirdi! Abdullah Çiftçi kentsel dönüşüm ve sosyal medyayı değerlendirdi!

Arap Ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği Başkanı Abdullah Çiftçi Gezi Parkı eylemlerini eylemden bir ay önce fark edip çevreyi uyardığını belirtti...Gezi Parkı eylemlerini eylemden bir ay önce fark edip çevreyi uyarmıştım.



Gezi Parkı eylemlerini eylemden bir ay önce fark edip çevreyi uyarmıştım. Nasıl fark ettin derseniz cevabı aşağıda.


Emlak Kulisi için yaptığım değerlendirmelerde sıkça Bilgi Çağı ve Internetin sosyal gücünü anlatmıştım. Yaşadığımız Gezi Parkı sürecini de adım adım gördüm. Bu olaylar olmadan yaklaşık bir ay önce devletin önemli bir kurumunda çalışan bir arkadaşıma durumu anlattım. “İstanbul sosyal medya merkezli patlayacak/patlatılacak” uyarısını yaptım.  O da yetkililerle görüştüğünü ama kimsenin olayın ciddiyetini anlamadığını söyledi….


İçinde bulunduğumuz Bilgi Çağı’nın insanı etkileyecek sosyal medya eksenli teknolojileri kendiliğinden gelişen bir süreç değildir. İnsan davranışları incelenerek dünya insanını yönetmek, kontrol altına almak için bir plan dahilinde geliştirilen teknolojilerdir. Amaç, dünyayı merkezi bir sistemden sosyal medya aracılığı ile yönetmek. Amaçlarından biri de dize getiremedikleri liderleri, kendi ülkesinin halkı tarafından etkisiz hale getirmek… 


 21.yy’da Sosyal Medya’nın kitle üzerindeki etkilerini anlamadan seçilen hükümetler, iktidar olabilir ama muktedir olamazlar… Bu nedenle yöneticiler, yapacakları her teknik işin, toplumsal karşılığını hesap edip ona göre önceden  “açıklama ve ikna” sürecini organize etmeliler… Peşinen yapılmayan açıklamalar daha sonra zoraki hesap vermeye dönüşür! Toplumun stres kaynakları önceden tespit edilip reel hayatta çözülmez ise sosyal medyada organize olan kitle kendi işini kendi halletmek için meydanlara iner! 


Yaşadığımız süreçte toplumun stres kaynakları nelerdir? Toplumda stres daima olur. Öfkeli insanlar küçük küçük gösterileri ülkenin/şehrin belli bir yerinde daima yapar. Ama hayatımıza yeni giren sosyal medya, öfkelileri bir araya getirebilecek özelliğe sahip. Farklı stres ve öfkelere sahip olan insanlar, aynı anda hesap sormak için birleşebilirler. Mesela, Esenyurt konut madurları yaklaşık 30 bin kişi. Her biri en az 30 kişiyi olumsuz etkiler eder 900 bin kişi. İki yıl boyunca stresli! 


Mesela kentsel dönüşüm kavramı Türkiye’de bireyin zihnine “rant” olarak kazındı. Yükselen gökdelenleri görünce birey kendini “böcek” gibi hissetmeye başladı. Hissetmeyenlere de Ekumenipolis filmi ile hissettirildi… De Gaulle’nin Federal Reserv’in altın karşılığı olmadan doları basamazsınız çıkışına karşılık 1968 yılında ABD’liler, Fransız gençliği özgürlüğüne el koymalı vs konulu  bir film hazırlayıp Fransa’ya gönderirler. Ekumenipolis filmi de buna benzer bir film. Üstelik insan hakları ödüllü! Bu filmi izleyen İstanbullunun şehrine sahip çıkmak için sokağa çıkması normaldir… 


İstanbul hızlı bir değişim ve dönüşüm sürecinde. Hızla yükselen gökdelenler vatandaşın ruh halini bozdu. İstanbul’un bu hızlı değişim sürecinde konunun sosyal ve insan boyutu ihmal edildi… Bu ihmal sonucu oluşan öfke birileri tarafından organize edildi. Sonuç İstanbul’a huzur değil kaos geldi… 


Bugünkü sahip olunan iletişim teknolojileri mevcut yönetici tanımını da değiştiriyor. Toplumun her kemsini ilgilendiren projelerde karar verici konumdaki yöneticiler, sosyal medya konusunda eğitim almadan verecekleri kararları, icra etmede başarılı olmayabilirler. Yanlış kararlar sadece sosyal medyada hak arayanları sokağa indirmez, siyasal hesaplaşma için sokağa inme fırsatı kollayanlara da fırsat vermiş olur.Bu nedenle bir projenin parasal değerinden önce toplumsal “değerini” gözetemeyen yöneticiler, kendilerini atayan hükümeti de sıkıntıya sokar!... 


Gezi Parkı olaylarından yaklaşık 6 ay önce Emlak Kulisi için  yaptığım değerlendirmelerden bazılarını aşağıda yeniden okumanız için bu yazıya alıyorum:

Ekonomi politikalarının amacı, sosyal politikalara ve projelere kaynak oluşturmaktır. Ekonomi politikalarının sonucu, sosyal politikaları olumsuz etkilememelidir… 25.12.2013

Bu yüzyılın iletişim teknolojisi olan Internet adım adım bu çağın da dizayn edildiği zemin oluyor… Internet ile herkes kendi öyküsünü yazar oldu.. Kendi türküsünü söyler oldu…1968 Fransız devrimin öncülerinden Fransız öğrenci lideri “Doğru adına başkaldırdık, doğruyu henüz bilmesek de aramak için yola çıktık” demişti… Bu yüzyılın insanları doğrularını henüz bilmeseler de Internet ile neyin yanlış olduğunu gördüler…. “Aslanlar Kendi Tarihlerini Yazmadıkları Sürece, Avcı Hikayelerine İnanmak Zorundayız” diye bir söz vardır. Internet ile insanlar kendi tarihinin farkına vardılar ve kendi öykülerini yazmaya başladılar… Internetin, hegamonik medyanın tekel gücünü kırması, dünyanın mevcut düzeninin sarsılmasının ana nedenlerinden biridir… Internetin Arap dünyasına girmesi ile yaklaşık yüzyıl önce “kurgulanan”  yönetimler çöküverdi… Internet bu çağın “hak arama ve hakkını alma” teknolojisi görevini üstlendi…13.12.2012

Internet konusunun, Araplar ve Çılgın Şehircilik projesi ile ne alakası var derseniz size şunu söylerim: 300 milyondan fazla Arap dünyası, Malezya, Pakistan, Hindistan, Rusya grubu ülkelerini katarsanız dünyanın yarıdan fazlası İstanbul’u yeniden keşfetme sürecinde… Yatırım ve ilgi alanlarının yönü İstanbul’a döndü…Burada Internetin rolü büyüktür… Başbakanın yurtdışı seyahatleri, uyguladığı dış politikalar ve dünya düzenini eleştiren söylemleri, Internet ile dalga dalga yayılıyor.. Konuyu abarttığımı düşünebilirsiniz ama abartmıyorum... Çağın ihtiyacı olan söylemleri bir Başbakanın seslendirmesi Arap dünyasında sosyal medyanın gündeminde… Araplar kendi liderlerinden duymak isteyip de duyamadıklarını Türkiye Cumhuriyeti Başbakanından duyuyor…13.12.2012

Ekonomik ve kültürel nedenlerden dolayı ev kültürümüzü değiştirdik. Şimdi 70 m2 sosyal konut olarak belirlenmiş. Sosyal konut 200 m2 olmalıdır, 70 m2 ise “başını sokacak” konut olmalıdır… Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu konuya el atması gerekir… Maliye Bakanlığına, konutun insan psikolojisi ve aile üzerine etkilerini anlatmaları gerekir. “Sinekten yağ çıkartma” hesabı yapan bürokratlar biraz çalışıp konuttan alacakları KDV’yi başka bir yerden almanın yöntemini bulmalılar…25.12.2013

Türkiye, 21.yüz yılın kendisine sunduğu fırsatları iyi görmeli… 21. Yüz yıl dünyasının nasıl şekilleneceğine dair değişik raporlar yayınlanmaktadır. ABD’nin en önemli kurumlarından olan  Ulusal İstihbarat Konseyi (NIC)’nin hazırladığı  “Küresel Trendler 2030 raporunda en iyiden en kötüye dört alternatif dünya senaryosu saptadı”… Bu rapora göre Megatrend1: Bireyin güçlenmesi… 1900’lerde kurulan ve tekelden yönetilen medya ve film endüstrisi, yüz yıl insanları istediği gibi kurgulayıp, düşündürdü… Ama Internet’in, medyanın tekelini kırması ile “birey güçlendi”. Bireyler, devletlere ve güçlü liderlere kafa tutup sistemleri çökertme gücüne eriştiler. Arap Baharı’nda Mısırlı öğrencilerin Facebook’ta örgütlenmesi buna güzel bir örnektir. Bu halin konumuzla alakası nedir derseniz, şöyle derim “Afro-Avrasya” (Osmanlı Coğrafyası) içerisinde kalan yaklaşık 60 ülkenin bireyleri kendi tarihini yeniden sorgulama sürecindeler.. 18.12.2012

Kentsel dönüşümün siyasal riski: Başbakan! 17.12.2012

Türkiye’de Kentsel dönüşümün başlaması tarihi bir olaydır. Başbakan, dönüşüm sürecinde neler yaşanacağını tahmin ettiği için “Siyasi geleceğim pahasına” diyor.. Normalde Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine girilmişken bir siyasal Liderin böyle bir karar alması ciddi risktir de. Çünkü, Kentsel dönüşüm nedeniyle evinden, mahallesinden, yerinden olacak vatandaşlar psikolojik ve duygusal olarak boşluk yaşayacak olup siyasi telkinlere ve ajitasyonlara açık hale gelirler. Sarıyer, Armutlu’daki gece kondu yıkımlarını hatırlayalım. Polis ile vatandaş arasında meydan savaşı yaşanmıştı. Orada aslında vatandaştan çok polisin karşısına, illegal terör örgütleri çıkmıştı. Bu örgütler yine vatandaşın duygularını suistimal ederek ajitasyonlar yapacaktır. Polisle vatandaşlar arasında meydan muharebesi görmemiz olasıdır. Tabi muhalefetin olaya bakışı ve yaklaşımı da burada önemli. Muhalefet, Kentsel Dönüşüm olayına, devlet ciddiyeti ile değil de “siyasal rant” olarak yaklaşırsa daha ciddi sosyal problemler de çıkabilir…

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Rant elde etmek isteyenlere, açıkgözlere fırsat vermeden, yetimin hakkını gözeterek bu dönüşüm çalışmalarını inşallah hep birlikte gerçekleştireceğiz.” diyor… Ama Sulukule örneği de ortada… Sulukule’deki gibi bir dönüşüm olursa toplum bunu hoş karşılamaz… Böyle bir durumda kentsel dönüşüm şöyle algılanacaktır “Parasız olanların şehir dışına gönderilip, paralı olanlara şehir merkezinde lüks binalar yapılması”…. 17.12.2012

Kentsel dönüşüm projeleri dünyanın her yerinde sıkıntılıdır. Kimse kolay kolay yaşadığı evini terk etmez.. Komşusunu terk etmez… Mahallesini terk etmez… Türkiye’de mahallelerde veresiye veren bakalar var... Dostluk ve komşuluk ilişkileri var… Halk yaşadığı yerde kendine özgü bir dünya kuruyor. Kentsel dönüşümle yıkılan vatandaşın konutu değil şehirde kurduğu dünyasıdır… Bu nedenle hassas bir konudur… 17.12.2012

Yeni uygulanacak kentsel dönüşüm projelerinde Başbakanın ifade ettiği gibi İnsanı yücelten yeni yapılaşmalar olmalı. Yıkılan binaların yerine daha yüksek, daha lüks binalar değil, kendi medeniyetimize uygun, mahalle kültürü, komşuluk ilişkisini kaybettirmeyecek, yeşil alanlarla çevrili, içinde bakkalı, otoparkı, berberi, kasabı, terzisi, meydanı, camisi, sineması, çarşıları olan mahalleler inşa edilmeli… İnsanı bireyleştirip yalnızlaştıran dikine büyümelere izin verilmemeli… 17.12.2012

Başbakanın yukarıda bahsettiği vizyonuna uygun kentsel dönüşüm vatandaşı rahatsız etmez… Ama,  İmar yasası olmasına rağmen kentlerde kaçak katlar, kaçak yapılar yapılıyorsa Başbakanın bürokratlarının vizyonunun ne kadar Başbakanın vizyonuna uygun olduğu tartışılır... 17.12.2012

Kentsel dönüşüm projesi Başbakanın projesidir. Bu nedenle projede görev alacak kamu bürokratlarını, yerel belediyeleri ve müteahhitleri de takip edip, denetlemek Başbakana düşer… Yıkılan mahallelerin yerine nasıl bir yapılaşma yapılacağı peşinen belirlenmez ise kentsel dönüşüm, İstanbul’u rahatlatmak bir yana  sosyal bir kaosa götürebilir… 17.12.201

Sinema salonları ABD’liler tarafından işletilen, bilgisayar oyunları, çizgi filmleri, internet oyunları ve sosyal medyası yabancılar tarafından kurgulanan bir ülkede yapılan her teknik iş peşinen topluma açıklanmalı, izah edilmelidir. Toplumun stres kaynakları önceden tespit edilip reel hayatta çözülmez ise sosyal medyada organize olan kitle kendi işini kendi halletmek için meydanlara iner/indirilir! Ve peşinen yapılmayan açıklamalar daha sonra zoraki hesap vermeye dönüşür! 

Türkiye’de demokrasi dönemi bitti. Doğrudan demokrasi kavramı hayatımıza girdi. Bu süreç iyi okunamaz ise toplumun yarısı “aktivist” diğer yarısı da “polis” olur… 100 yıllık uykusundan uyanan İstanbul’u tekrar uykuya göndermek isteyenlere fırsat vermemek için sosyal medyanın yerlileri olan (son 10 yılda gençlik dönemine giren) çocukların diliyle yapılanları anlatmak gerek.  Sosyal Medyanın aklı gözündedir. Bu nedenle anlatma işi uzun söylemlerle değil göze hitap eden eylemlerle olmalı…

Saygılarımla,


Abdullah Çiftçi

www.abdullahciftci.com