Adapazarı son yıllarda Arap yatırımcıların gözdesi oldu!

 Adapazarı son yıllarda Arap yatırımcıların gözdesi oldu! Adapazarı son yıllarda Arap yatırımcıların gözdesi oldu!

İstanbul'a yakınlığı ile öne çıkan Adapazarı'nda, 1999 Marmara depreminin ardından konut sahasında önemli adımlar atıldı



Kentte gerçekleşen yeni projelere özellikle yurt dışından da önemli talepler gelmeye başladı. Son dönemde özellikle Ortadoğu'dan Arap yatırımcıların gözde yatırım alanları arasına giren kentte, Sapanca Gölü çevresi büyük ilgi görüyor.


Adapazarı, Türkiye’nin en büyük kenti İstanbul’a yakın konumu ile her dönem öne çıkan bir kent oldu. Ancak 1999 yılında yaşanan büyük Marmara depreminden büyük yaralar alan kentin yaralarını sarması pek de kolay olmadı. Deprem sonrasında altyapı çalışmalarını tamamlayan 800 bin nüfuslu kentte depremde hasar alan çürük yapıların varlığını sürdürmesi de bunun kanıtı.


Kentin merkez mahalleleri olan Yahyalar, Yenigün ve Akıncılar olma üzere birçok mahallede kentsel dönüşüm çalışmaları hız kazanmış durumda. Kentin İstanbul’un sayfiyesi olarak da bilinen Sapanca Gölü çevresi son dönemde yabancı yatırımcıların ilgisini çekmeye başladı. Ortadoğu'dan Arap yatırımcı çekmeye başlayan bölgede ilgi o kadar ciddi bir boyuta ulaşmış ki Ortadoğu ülkelerinin Büyükelçileri geçtiğimiz haftalarda bölgede bir araya gelerek bölgeyi inceleyip iki gün süren toplantılar düzenlemişler.


Kentin gelişimini, emlak piyasasını kentin önde gayrimenkul sektörü temsilcileriyle konuştuk ve şu sonuçlara ulaştık:


SOM DEĞERLEME DEN ÖZEL KENT ANALİZİ


GÜÇLÜ YÖNLER

Stratejik bir coğrafi konuma sahip olması,

Ankara, İstanbul ve İzmit gibi büyük illere ulaşım kolaylığı,

Kentin iki metropol arasında bulunması ve demir, deniz ve kara ulaşım sorununun olmaması,

Kırsal turizme yönelik bir potansiyelin bulunması,

Eğitim düzeyindeki yükselme,

Ara işgücü yetiştirebilecek eğitim kurumlarının bulunması, 

Sağlık Turizmi açısından Kuzuluk ve Taraklı Kaplıcalarının varlığı

Çok çeşitli kültürlere sahip olması

Büyük sanayi yatırımlarının varlığı,

Nüfusun cinsiyete göre dengeli bir dağılım göstermesi,

Sakarya bölgesine istikrarlı ama yüksek oranda olmayan göç yaşanması,

Gecekondu türü yapılaşma olmaması,

Lokal klima özelliği gösteren bölgelerin bulunması,

Yağış miktarının tarım açısından uygun olması,

Su kaynaklarının zengin olması.


ZAYIF YÖNLER

Taraklı ilçesi ve diğer yüksek yerlere özellikle kış mevsiminde ulaşım sorunu,

Yüksek rakımlı köylerde gelir seviyesi düşüklüğü,

Akar su yataklarının ıslah gerektirmesi,

Sakarya Nehri kıyısı boyunca toprak ve ürün kaybı olması,

Hızlı yapılaşma eğilimini karşılayabilecek alt yapı yatırımı yapılamaması,

ihtisaslaşmış sağlık kurumlarının bulunmaması,

Turizm açısından ulusal ve uluslararası düzeyde yeterince tanınıyor olmaması,

Tarihi ve doğal güzelliklerin yeterince tanıtılıyor olmaması,

Kıyı turizmi için söz konusu merkezlerde altyapı, konaklama,

Ulaşım, insan kaynaklan gibi faktör donanımlarının yetersiz oluşu


FIRSATLAR

Sakarya Üniversitesinin bulunması,

KOBİ’lerin son yıllarda büyümesi ve daha fazla çalışanı istihdam etmeye başlaması,

Yetişkin kadın işgücünün fazla olması,

Sapanca Gölü’nün turizm potansiyeli,

Ulusal ve uluslar arası doğa sporları ile yamaç paraşütü, off road, yelken sporları için uygun ortamın varlığı,

Akyazı ilçesi'nin kaplıca ve maden suyu çıkarılan yer olması,

iklimin tüm meyve, sebze ve süs bitkilerinin yetiştirilmesine son derece elveriş olması,

Deprem sonrası kentleşme çalışmalarının ele alınması,

1. derece doğal sit alanı olan Acarlar Longozu’nun turizm potansiyeli,

Hızlı tren projesi sonrasında, İstanbul'da yaşayanların bir kısmının tercih etme olasılığı,

Karadeniz Sahil Yolu projesi sonrasında, İstanbul'a ulaşımın kısalacak olması,

Taraklı ilçesinde termal kaynak sularının varlığı.


 TEHDİTLER

1. derece deprem bölgesinde yer alması,

•       Özellikle kış aylarında artan hava kirliliği,

Yağmur suyu drenajlarının yetersizliği ve hızlı yapılaşma nedeniyle taşkın ve sel riskinin t varlığı,

•       Deprem ve toprak kayması riskinin yüksek olması,

Şehrin sosyal ve kültürel hayatının yeterince gelişmemiş olması,

Deprem riskinin nitelikli insan gücünün şehri terk etme eğilimi,

Arazi rantının tarım alanlarını tehdit etmesi,

Halkta turizm bilincinin yeterince oluşmaması,

ildeki büyük işletmelerin genel merkezlerinin İstanbul'da olması,

Tüketicilerin Kocaeli ve İstanbul'daki alış-veriş merkezlerine yönelmeleri,

Kaynak: SOM Değerleme.