Ahmet Tatlıcı Kandilli'de 11 milyon dolara arsa aldı

Ahmet Tatlıcı Kandilli'de 11 milyon dolara arsa aldı

Son günlerde, Boğaz'da iki büyük emlak operasyonu yapıldı. İkisi de son derece sessiz sedasız

1- Salih Tatlıcı'nın mirasından mahrum ettiği oğullarından Ahmet Tatlıcı, Kandilli'de 11 küsur milyon doları basıp 7,5 dönüm arazi aldı.
2- Zarif Mustafa Paşa Yalısı'nın firari Orhan Aslıtürk'e ait Haremlik Bölümü 19 milyon 250 bin dolara (yani 30 milyon TL'ye) satıldı.

Tatlıcı'nın mirastan men ettiği oğlu 11 milyon dolara Boğaz'da arsa aldı
Türkiye'nin sayılı gayrimenkul zenginlerinden Diyarbakırlı işadamı Salih Tatlıcı'nın dört oğlundan Ahmet Tatlıcı, Kandilli'de 7,5 dönümlük bir arsa satın aldı. 11 milyon 250 bin dolar ödeyerek. Bugünkü kurdan 17,5 milyon TL eder. Tatlıcı'nın 10 Nisan'da ABD'de yaşayan Adnan Türündüz adlı Türk vatandaşından aldığı arsa, Vaniköy, Koray ve Demir villalarına komşu. 4.500 m2 inşaat alanına sahip arsaya 10 villa veya bin m2 taban oturumuna sahip dev bir villa inşa edilebilir, diyor uzmanlar.
Ekonomi muhabiri bir arkadaşımla paylaştım bu haberi. İlk tepkisi “Aaah ah, bizi mirasından mahrum edecek şöyle bir babamız yok ki!” oldu.
Vallahi haklı
Ahmet Tatlıcı'nın babası Salih Tatlıcı Şubat 2009'da vefat etti. Hemen hemen tamamı emlak yatırımından oluşan ve 3 milyar doları bulduğu söylenen mirası, varislerini birbirine düşürdü. Çünkü Tatlıcı ilk eşi Bedriye Hanım'dan olma üç oğlu Ahmet, Mehmet ve Ali'yi mirasından mahrum etmiş, varını yoğunu ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile oğlu Uğur'a bırakmıştı. Haliyle, iki taraf mahkemelik oldu.
Tatlıcı'nın 1994'te hazırladığı vasiyetine şöyle (bir baba için çok ağır) bir madde eklediği söylendi: “Oğullarım Ali, Ahmet ve Mehmet, kanuni miras paylarının tamamını değil, dava açmaları durumunda bile ancak mahfuz paylarını alacaklardır!” İlk eşi Bedriya Hanım ise, boşandıkları için mirastan mahrum oluyordu.
Detayına girmiyorum, zaten bu miras işlerinden anlamam. Ama, meslektaşım tepkisinde haklı. Üç olasılık: Ya dava sonuçlandı – biz bile duymadık – ve kardeşler mirastan paylarını aldılar. Ya aldıkları ‘mahfuz pay' bile büyük bir servet, ya da Ahmet Bey – Tatlıcı ailesinin genlerini taşıyor ne de olsa – kendi imkanlarıyla 11 milyon dolara arsa alacak kadar servet edindi.
Firari Orhan Aslıtürk'ün yalı arsası satıldı
16 Haziran'da İstanbul 3.İflas Müdürlüğü'nda muhteşem bir yalı arazisi, Anadoluhisarı'ndaki tarihi Zarif Mustafa Paşa Yalısı'nın bir bölümü 19 milyon 250 bin dolara (yani 30 milyon TL'ye) kimseler duymadan el değiştirdi. Bu bir haber.
Ama asıl haber başka: Satılan mal Orhan Aslıtürk'e ait. Eski Şişli Belediye Başkanı firari Gülay Çokay–Engin–Atığ–Aslıtürk-Çokay'ın kocası, aynen firari işadamı.
Karmaşık bir hikaye, anlatmaya çalışayım: Burada söz konusu olan yalı Zarif Mustafa Paşa Yalısı. Boğaz hattındaki yalı piyasasında durumlar biraz karışık o yüzden hiç girmiyorum fakat şu bilgiyi vermekte fayda var; Harem Bölümü olarak kayıtlara giren Zarif Mustafa Paşa Yalısı'nın Selamlık Bölümü ise 2000 yılında 3.5 milyon dolara satın alan Demet Sabancı Çetindoğan'a ait. Yalı ayrıca 65 ada, 18 parselde 1021 metrekare arsa üzerinde, 38 metre rıhtım uzunluğuna sahip. Proje halindeki binanın tahmini 800 metrekare kullanım alanı var. 1.520.000 TL muhammen bedelle açılan ihaleyi 19 milyon 250 bin TL bedel ödeyerek BEDSAMAK Turizm Ticaret Ltd Şti kazandı.
Bu tür mülklerde değer nasıl belirlenir, diye sorduğum Boğaz emlak piyasasını iyi bilen Turyap Çengelköy Temsilcisi Ulvi Özcan, “Değeri ancak alıcının beğenisi ve satın alma gücü belirler” dedi ve ekledi: “Tartışmasız bir gerçek varsa her zaman piyasaya çıkmayacak nadir bir yalı arsasıydı bu satılan yer…”
Not: Zarif Mustafa Paşa Yalısı harem, selamlık ve mehtabiye köşkü olmak üzere üç ayrı bölümden meydana geliyor. Mehtabiye köşkünün bir bölümü günümüze gelebilmiş ve bu bölüm çeşitli onarımlar nedeni ile özelliğini büyük ölçüde yitirmiş. Haremin bir kısmı 1918–1919 yıllarında yıkılmış, kalan bölümüne de 1971 yılında bir gemi çarpmış ve böylece harem bölümü günümüze gelememiş. Günümüze yalnızca selamlık kısmı gelmiş. Restore edilen bu bölüm iyi bir durumda. Zarif Mustafa Paşa Yalısı yıkılmadan önce kayıkhanesi, bahçeleri, limonluğu ve ahırları ile birlikte Boğaziçi'nin en büyük yalılarından birisi idi.

BEDSAMAK Turizm Ticaret Ltd Şti, Bingöllü işadamı Mahmut Akyürekli ve oğlu Ahmet Tarhan Akyürekli tarafından 15 Şubat 1993'te 5.000 TL sermaye ile kuruldu. 17 sene önce kurulan bu aile şirketi faaliyetlerini Pendik'teki genel merkezinden yürütüyor. Şirketin faaliyet alanları arasında; otel, motel, kamping, tatil köyü, kaplıca, gazino ve plaj gibi her nevi turistik tesisleri kurar, işletir, kiraya vermek bulunuyor. Ayrıca şirket turistik amaçlara elverişli arsa, bina ve arazileri satın alır, kiralar, bunlar üzerinde yerli ve yabancı turistlerin konaklama, yeme, içme, spor, eğlence ihtiyaçlarını karşılamaya dönük tesisler kurar.

Mr. Aga tamam da, Donald Trump kim?
Geçen hafta EIRE fuarındaydık. Milano'ya indiğimiz gün, sağ olsun, Ali Ağaoğlu bir grup gazeteciyi Milano'nun en ‘in' mekanlarından Ristorante-Dolce Gabbana Gold'a davet etti. Ünlü hazır giyim markası Dolce Gabbana'nın yarattığı ilk ‘konsept lokanta'. Milano, Stefano Gabbana'nın doğum yeri ve eski sevgilisi, şimdi sadece ortağı olan, Domenica Dolce ile 1985'te kurdukları modaevinin de merkezi. İlk konsept mekanlarını açmak için Milano'yu seçmeleri tesadüf değil. İnternet sitesinde de tanıtıldığı gibi ‘iyimser, enerjinin rengi güneş renginde yeni bir dolce vita' burası. Neyse anlatacağım bu değil.
Kapıdan girdik. ‘Daha ileriye gitmemizi engelleyen' bir gülümseme kesti yolumuzu. Hani rezervasyonumuz varsa yani müşteriysek ‘içten ve samimi bir hoş geldiniz!' gülümsemesi. Ama yer ayırtmadan gelmeye kalkmışsak, hele hele böyle bir ristorante'de karın doyurabilecek insanlar değilsek, bu ‘haddimizi bilmezliğimizi ve hatamızı anlayışla karşıladıklarını' gösteren bir anaç gülümseme...
Arkadaşlardan biri ‘Mr. Ağaoğlu'nun davetlisiyiz' dedi İngilizce olarak.
Hostes hanım elindeki listeye baktı, başını kaldırmadan sordu:
‘Mr. kim demiştiniz?'
Bir diğer meslektaş hayretle ve biraz kızgınlıkla ekledi:
‘Mr. Ali Ağağolu. Turkish Doland Trump!'
Karşıdakinin gülümsemesi gerginliğe dönüştü:
‘Ben Mr. Trump'ın da adını hiç duymadım...'
Artık oradan kim Ağaoğlu yerine yumuşak g'leri atıp ‘Agaoglu' dediyse artık... hostesin yüzünde güller açtı birden.
‘Aaaa, Mr. Aga! Tabii, tabii... Buyrun hoşgeldiniz!'
Ristorante-Dolce Gabbana Gold'un hostesi, dünyanın en büyük emlak yatırımcılarından Donald Trump'ın adını bile duymamıştı ama ‘Mr.Aga' deyince akan sular durdu!
Seda Tabak/Hürriyet Emlak