Alman dev Türkiye'de büyüdü

Alman dev Türkiye'de büyüdü Alman dev Türkiye'de büyüdü

Alman perakende devi Metro Group, 1990'da Türkiye'ye geldi...

Sonraki yıllarda da her biri 15 -20 milyon euro yatırım demek olan yeni marketler açtı. Şu anda 11 marketi var. İkisi açılmak üzere. 2008'i 13 marketle kapatacak. Ciro olarak da 1 milyar euro'ya yaklaşacak.
Metro Cash & Carry, `toptancı market' formatında. 6 bin otel, 30 bin restoran, 28 bin bar-kafe, 19 bin catering, 40 bin bakkal aktif müşterisi var. Buna göre nereden bakılırsa 120 binden fazla kurumsal müşterisi var. Genel Müdürü Hakan Ergin, "Bize güvenirler. Kural değil ama arkadaşlarımız gecenin bir saatinde taksiyle ıstakoz bile götürmüştür" diyor.
Ergin'in özellikle kırtasiye ürünleri konusunda verdiği bilgiler çok önemliydi. Metro raflarına güvenli ürün koymak için kalem, silgi, su    matarası gibi ürünleri test ettirmiş. Sonuç doğrusu ürkütücü!..

Piyasa nasıl, durgunluk var mı?

Piyasa çok olumlu diyemeyiz. Ramazan bekleneni vermedi. Eylül ayı çok önemliydi. Hem okulların açılışı hem ramazan ayı aynı zamana denk geldi. İyi geçmesi ticaret erbabı için son derece önemliydi, ancak bekleneni vermedi. Çok sebebi var.

Birisi, dünyadaki küresel bunalımın psikolojik etkisi. İnsanlar şunu duyuyorlar; küresel kriz var, ABD'de şöyle oluyor, böyle oluyor. Bize de gelir diye. Gıda dışında tüketici kabuğa çekiliyor. Bu arada yeni metrekareler, satışa sunulan yeni alanlar devam etti ve ciddi arttı. Ciro artmazken metrekareler arttı ve satış verimliliğinde sıkıntılar oldu. Bir yıl önceye göre böyle bir değişim oldu. Politik hava da olumsuz etkiliyor. İç politik tartışmalar da sıkıntıya sokuyor.

Siz nasıl izlersiniz. Genel satış azalması tek gösterge midir?

Gerçek krizde pirinçten makarnaya, zeytinyağından ayçiçeğine, çikolatadan şekere kayma olur. Bu gerçek bir kriz işaretidir ve 2001'de de böyle oldu. Bu şu anda yok. Kriz psikolojik seviyede. Bıçak kemiğe dayansa talebin niteliği düşer.

Satın almadan hayatlarının devam edebileceği ürünleri kestiler. Cep telefonu, televizyon gibi. Hava bir dağılsın sonra alırım diyor insanlar. Pazar oyuncuları bunu aşmak için ciddi kampanyalar yapıyorlar.

Gıda dışı ürünlerde böyle bir durum yaşanıyor. Gömlek almayı erteliyor. Ama gıda böyle bir durum yok. Birçok zincir gıda ve gıda dışında verimlilik çalışmalarına önem veriyor. İlginç trendlerden birisidir.
Böyle dönemlerde verimlilik çalışması öne çıkıyor. Buna daha önce bakmaya başlıyorlar. Pazar büyüyorsa pazar payı savaşı başlar ama şimdi verimlilik savaşı var.

Zincirlerin büyümesi yavaşlıyor mu?

Zincirler şube kapatıyor. Birçoğunun kapattığını biliyoruz. Verimlilik kapsamında oluyor. İndirim mağazaları bile şube kapatıyor.

Alışveriş merkezleri (AVM) ile ilgili olarak, `kriz çıkacak' tahmini, görüşleri var. Siz ne düşünüyorsunuz?

Modern satış noktalarında AVM'ler dahil, Türkiye 2001 öncesi bir patlamaya girdi. Sonra duraksama yaşadı, arkasından yine bir patlama oldu. Şimdi yeni bir krize girmeden sektör toparlanmaya, önlem almaya çalışıyor. Bunun çok mantıklı ve sağlıklı olduğunu düşünüyorum.

2001 öncesi Türkiye krizdeyken modern merkezlerin yöneticileri zafer şarkısı söylüyorlardı. Gelenekseller, modern zincirlerin işlerinin iyi gittiğini düşünüyordu. Halbuki bu böyle değildi. Bugün modern zincirler o zafer şarkılarını söylemiyorlar ve bu gerçekçi söylem doğru.

AVM'leri hastaneye mi okula mı, otele mi çevrilsin diye düşünenler var. 2001 öncesi patlama ve sonrasındaki dökülme gibi yeni bir sektörel kriz bekleniyor.

Sağlıklı, organik, hormonsuz ürün trendi var. Nasıl bir gelişme izliyorsunuz?

Gıdada en büyük sorun kimyasallardır. Vücut kendisi bakterileri atmayı biliyor ama kimyasalları atamıyor. O birikiyor ve sorun yaratıyor. Bu nedenle tüketilen markaları arada bir değiştirmek sağlıklı bir şeydir.

Çocukların kırtasiye ürünlerinden ciddi kimyasal aldıklarını fark ettik. Her ürünü test ettirmek mümkün değildi. En riskli ürünleri test ettirdik. Matara, beslenme çantası, kalem, oyun hamuru. Biliyorsunuz çocuklar kalemlerini ağızlarına da alırlar, silgileri ısırırlar...

Perdeye sarılmıyorsunuz ama iç çamaşırı öyle değil. Test ettik garantisini veriyoruz. Bizden alırsanız çocuğunuza bir şey olmayacak. Testlerimizin yüzde 17'sinde sorun çıktı. Sokakta bu oran muhtemelen yüzde 50'dir. Kayıtdışı ürünlerde ciddi risk olduğunu düşünüyoruz. Kalite güvence sistemleri Türkiye'de çok zayıf. Dağdan bir kaşık aldık. Daha yapacak çok iş var.

Tabak çanaklara filan çok dikkat edilmesi gerekir. Kalemlerde önemli markalarda, Uzakdoğu değil batı üretimlerinde bile sorun çıktı.
Batılı firmalar hemen tepki gösterip, topluyorlar. Türkiye için kalite güvencesi konusunu öne çıkarmaya çalışıyoruz.

Erkek çocuğunun göğsünü büyütüyor, hormon dengesini bozuyor. Çok zor bir sektör.

Metro AG'nin Türkiye'de şirketleri var. Nasıl bir ilişki var aranızda? Türkiye'deki Metro, Real ve Media Markt'ın ortak bir üst yönetimi mi var?

Türkiye'de şirketler birleşmiyor. Hepimiz ayrı ayrı Almanya'ya raporluyoruz. Çatı holding (Metro Group) yönetim kurulu var. Bunun altında markaların yönetim kurulları var. Onun altında ülkeler var. Burada da her kuruluşun her birinin ayrı bir yönetim kurulu var. Kuruluşların yönetimleri doğrudan merkeze bağlı. Burada ayrıca bir ortak üst yönetim yok.

Buradaki şirket yönetimlerine bağlı servis şirketlerimiz var. Emlak, satın alma, lojistik şirketlerimiz var.

Bir de Metro AG temsilciliği var...

Holding şirketi, bir pazarda iki markasından fazla bulunuyorsa oraya bir temsilcilik açıyor. Polonya, Romanya, Rusya gibi ülkelerde var. Bu pazarlarda holding temsilciliği oluyor ama şirketlerle alt üst ilişkisi yok.

Kaç mağazaya ulaştınız? Açılacak olan var mı?

Metro'nun şu anda 11 mağazası faaliyette, iki de inşatta. Bu inşaatlar Konya ve Ankara'da.  Ankara  böylece 2 mağaza olacak. Konya ilk oluyor. Toplam 13 mağaza ile kapatacağız bu yılı.