Binlerce kamu kuruluşu güçlendirilmeyi bekliyor

Binlerce kamu kuruluşu güçlendirilmeyi bekliyor

Hastaneler ve okullar olmak üzere binlerce kamu kuruluşu deprem analizlerinin yapılmasını ve güçlendirilmeyi bekliyor



1999 depreminden bugüne 10 yıl geçti. Yapılan hesaplamalara göre uluslararası yardımlar, hibeler ve deprem vergilerinden bugüne kadar 20 milyar dolar toplandı. Ancak bunun topu topu 6 milyar dolara yakın kısmı depremzedeler için kullanıldı. Geriye kalan 14 milyar dolarlık kaynak ise bütçeye yama oldu.

Oysa başta hastaneler ve okullar olmak üzere binlerce kamu kuruluşu deprem analizlerinin yapılmasını ve güçlendirilmeyi bekliyor. Köprüler ve viyadüklerin acil sismik güçlendirmeye ihtiyacı var. O günden bugüne 4 hükümet kuruldu ancak deprem paralarının nereye gittiği tam olarak belirlenemedi.

Gölcük ve hemen ardından Düzce merkezli yaşanan depremlerin üzerinden tam 10 yıl geçti. 10 yıllık sürede yaraları sarmak için öncelikle vergilere yüklenildi. Vatandaşların bağışları, çıkarılan bedelli askerlik uygulaması, uluslararası kuruluşların ve ülkelerin hibe şeklindeki yardımları da deprem felaketinin yaralarını sarmak için hükümetlerin kontrolüne bırakıldı.

Ancak aradan geçen 10 yıl sonunda Türkiye'nin hala kamu kuruluşlarında deprem taramasının yüzde 10'unu bile bitirememiş olması, köprü ve viyadüklerde sismik güçlendirme çalışmalarına yeni yeni başlanıyor olması, hastanelerde ve okullarda deprem güçlendirme çalışmalarında istenen sonuçların bir türlü alınamaması, deprem için devreye sokulan kaynakların heba edildiği, amacının dışında kullanıldığı kuşkusu uyandırıyor.

Depremlerden sonra Türkiye'de 4 hükümet kuruldu. Deprem döneminde Türkiye'de Ecevit başbakanlığında 57'nci hükümet vardı. Depremden hemen sonra yaraların sarılması için acil harcamalar yapılması gerekiyordu. Kasım 2002'ye kadar iktidarda olan bu hükümet döneminde yapıldı. 2002'de yapılan bir araştırmada 3 yıllık periyotta deprem bölgesine yaklaşık 3 milyar dolar harcama yapıldığı belirlendi. Ardından önce Abdullah Gül ve daha sonra da iki dönemdir Erdoğan hükümetleri iktidarda.

İSMMMO gündeme getirdi

Ancak deprem için toplanan paraların, vergilerin şeffaf bir şekilde nereye harcandığına dair, tüm hükümetler döneminde de doyurucu bir açıklama yapılamadı.

Deprem için toplanan paraların nereye gittiği konusunu önceki gün İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası bir raporla gündeme getirdi. İSMMMO yaptığı araştırmada sadece vergi gelirlerini ortaya koydu ve 1999 yılından sonra bugüne kadar yaklaşık 24.1 milyar TL deprem vergisi toplandığını hesap etti. 2009 yılı sonuna kadar elde edilecek devrem vergisi geliri ise 27.2 milyar doları bulacak. İSMMMO'nun hesabına göre sadece cep telefonuyla konuştuğumuz için ödediğimiz vergi 22.2 milyar TL'yi geçti. Yılsonuna kadar ise 25 milyar TL'yi geçecek. 2004 yılında sona erdirilen özel işlem vergilerinden ise 1.8 milyar TL geldi. Türkiye 2004 yılına kadar olan dönemde, at yarışlarında oynadığı kolonlardan, iç hat uçuşlarındaki biletlerinden, tapu işlemlerinden, otomobil alımındaki tescil işlemlerinden depremzedeler için ödeme yaptı.

Hibeler de önemli gelir

Kuşkusuz depremzedeler için sadece vergilerle kaynak yaratılmadı. Pek çok hayırsever depremzedelerin yardımına koştu. İlk 1 yıl içinde yapılan bağışların toplamı 180 milyon doları buldu. Ayrıca o dönemde bedelli askerlik de depremin yolaçtığı zararın tazmini için yeniden devreye sokuldu. 2 yıllık uygulama süresince yaklaşık 200 milyon dolar civarında bir gelir elde edildi. Deprem vergilerinin yanısıra en büyük yardım ise uluslararası kuruluşlardan ve ülkelerden geldi.

Başta Dünya Bankası ve IMF olmak üzere İslam Kalkınma Bankası, Avrupa Yatırım Bankası gibi kuruluşlar ve ülkeler yardıma koştu. Büyük bölümü hibe şeklinde olan uluslararası yardımların toplamı da 3.5 milyar dolar olarak hesap edildi. Böylece ana kalemlerden oluşan deprem geliri 20 milyar doları buldu.

Deprem için nereye ne harcandı kimse bilmiyor

İktidarda olan hükümetler, depremden sonra geçen 10 yıllık sürede depremzedeler ve deprem bölgesi için ne harcama yaptığı konusunda şeffaf olmadı. Şeffaflık olmayınca deprem için oluşturulan kaynakların başka amaçlarla kullanıldığına yönelik kuşkular da ister istemez arttı.

Devletin hiçbir resmi kurumunda deprem bölgesi ve depremzedeler için yapılan harcamaların sağlıklı bir kaydına ulaşmak mümkün değil. Ancak bu konuda derleme bilgilerden bir toplama ulaşmak mümkün. Fakat kimse bu toplamın da tam doğruyu yansıttığını iddia edemiyor.

Yapılan hesaplamalara göre deprem bölgesi için en önemli harcama kalemi, yapılan kalıcı deprem konutları oldu. Bayındırlık Bakanlığı, depremden etkilenen 3 büyük ilin Valilik kayıtlarına göre toplam 41 bin 335 adet kalıcı konut inşa edildi. Bu konutların büyük bölümü Sakarya ve Kocaeli'nde yapıldı. Harcama tahminlerine göre de bu konutların yapımı için yaklaşık 2.5 milyar dolar harcama gerçekleştirildi.

İkinci önemli gider kalemini depremde tahrip olan altyapı oluşturdu. İçme suyu projelerine, kanalizasyon projelerine yaklaşık 1.3 milyar dolar harcandı. İzmit'i, Yalova'ya bağlayan D130 karayolunun ikişer şeritli gidiş geliş yol haline getirilmesi de depremden sonra projelendirilen önemli bir yatırım oldu.

Ancak geçen süre içinde 20 milyar dolara yakın kaynak yaratılmasına rağmen hala okulların büyük bölümünde, hastanelerde ve kamu kuruluşlarında gerekli takviyeler yapılamadı.

CHP soru önergesi verdi: Vergiler nerede kullanıldı?

CHP Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz, geçici deprem vergisi gelirlerinin nerede kullanıldığını sordu. Ağyüz, Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir'in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde şu soruların yanıtlanmasını istedi: Geçici deprem vergileri, deprem yaralarının sarılması için mi kullandı, bütçeye yama mı oldu? Güçlendirme çalışmaları kapsamında bugüne dek ne kadar dış kaynaklı kredi kullanıldı, kaç adet kamu binası güçlendirildi? Deprem ve Afet risk haritaları yaptırıldı mı? Olası bir depreme karşı yeterli planlama ve hazırlık yapılıyor mu?"

68 kilometrelik yolu 10 yılda bitiremediler

İzmit'i Karamürsel ve Yalova'ya bağlayan D130 Karayolu. 1999 17 Ağustos'unda saat 04.50'de oradaydım. Yani depremden hemen hemen 2 saat sonra. Değirmendere, Gölcük ve Ereğli'deki yakınlarıma ulaşmaya çalışıyordum. İstanbul'dan İzmit'e kadar otoyolu kullanarak rahat gelmiştim. Ancak Başiskele mevkiinde dehşet manzara ile karşılaştım. Yol ortadan ikiye yarılmıştı. Bir arabanın yolun diğer tarafına geçmesi mümkün değildi. Körfez'in karşı kıyısında alevler içindeki Tüpraş tesisleri ile birlikte sabahın henüz ilk ışıklarında manzara sanki bir felaket filminin içindeymişim hissi yaratmıştı.

Arabayı güvenli gördüğüm bir yere parkettim ve koşmaya başladım. Yaklaşık 20 kilometrelik yolu nasıl koştuğumu hatırlamıyorum. Sağımda ve solumda yıkılmış evler. Cam kırıklarının, kiremitlerin üzerine basarak, yaralılara sadece göz ucuyla bakarak...

Önce Gölcük'e ardından Değirmendere'ye vardım. Akrabalarımı buldum. Sonra bir bisiklete binip 12 kilometre daha ilerideki Ereğli'ye yöneldim. Tanık olduğum sahneler hakikaten inanılmazdı. Yıkılmış evlerin içinden çıkarılan yaralıları hastaneye götürmek mümkün değildi. Çünkü yol kilitlenmişti. Gölcük Değirmendere, Halıdere, Ulaşlı'da gençler yola çıkmış ellerinde sopalarla trafiği açmaya çalışıyordu. Ne umutsuz bir manzaraydı. Eminim o gün enkaz altından yaralı çıkarılan onlarca belki yüzlerce kişi, hastaneye yetiştirilemediği için hayatını kaybetti. O gün milat oldu. O yolu iki yönlü çift şeritli bir hale getirmek için çalışma başlatıldı. Aradan tam 10 yıl geçti. O yol hala bitmedi. Halıdere'ye ancak varan yol, Askeriye'nin olduğu Gonca'yı bir türlü geçemedi. Yalova'ya kadar topu topu 68 kilometre olan yol 10 yılda tamamlanamadı. Her yıl 6.8 kilometre, günde 18.6 metre yol yapsalar bile biterdi ama bitmedi. Üstelik İspanya ve Japonya'dan hibe kredi de bulunmuştu. Ancak o paralar başka yerlere gitti. O yoldan her geçişimde 17 Ağustos sabahına geri dönerim ve o yolu bir türlü bitiremeyen, kaynağı kimbilir nerelerde indiragandi yapan zihniyete selam ederim.

Mecidiyeköy viyadüğünün yapımına ancak başlandı

Depremden tam 10 yıl geçtikten sonra İstanbul'un en önemli merkezlerinden biri olan ve yapılan sismik taramalarda depreme karşı çok güçsüz olduğu belirlenen Mecidiyeköy viyadüğünde bile takviye çalışmaları kısa bir süre önce ancak başlayabildi. Her gün binlerce aracın geçtiği çok stratejik bir nokta olan Mecidiyeköy'deki sismik güçlendirme çalışmaları şayet bir aksilik olmazsa 2010 yılı Temmuz ayında bitirilecek. Bu viyadükte çalışmalara başlanabilmesi için tüm deprem vergileri ve hibeler bir yana, Japonya'dan ekstra kredi çıkması gerekti. Zaten genel olarak devreye giren projelere bakıldığında büyük bölümünün uluslararası kuruluşlardan ve ülkelerden sağlanan hibe kredilerle yürüdüğü dikkati çekiyor.
Vatan/Ercan İnan