Depreme karşı su yalıtımı şart

Depreme karşı su yalıtımı şart



Ağustos 1999'da yaşanan Marmara depreminden sonra deprem konusu gündemden hiç çıkmadı.


Son olarak Çin'de yaşanan korkunç boyuttaki deprem ise korkularımızı, endişelerimizi hafızalarımıza geri getirdi. Ama hala bu yönde alınması gereken tedbirlerden hiç bahsetmiyor veya tedbir almıyoruz.

Sabah'tan Ertuğrul Şen'in yazısı:

Ülkemizdeki yapı teknolojisine baktığımızda, özellikle konut amaçlı yapılarımızda 'betonarme' dediğimiz, beton ve demirden oluşan bir sistemi kullandığımızı görürüz. Çok yüksek oranda kullanılan ve 'karkas' sistem olarakta adlandırılan bu sisteme binalarımızın tüm yükünü taşıtmaya çalışırız. Binanın kendi yükünü (zati yük), fonksiyon yükünü (Konut, okul, hastane vb. amaçlı), rüzgar, kar yükünü ve biraz da ülkemize mahsus olan deprem yükünü bu sisteme taşıtırız. 2002 yılı bina sayımına göre yaklaşık 8 milyon olan bina stoğumuzun büyük bir kısmı betonarme yapı tekniğiyle inşaa edilmiştir. Bu binaların yüzde 90'ından fazlası su yalıtımından yoksundur. Su yalıtımı yapılmamış binalarda, özellikle zemin altında olan kısımlar yıllarca su ile temas halinde kaldığından, bu betonarme kısımlar (kiriş, kolon veya perde duvarlar vb.) fonksiyonlarını, yani taşıyıcı özelliklerini yitirirler. Beton basınç mukavemetini yitirir, içindeki demir ise paslanarak kesit kayıplarına uğrar ve çekme dayanımını kaybetmiş olur. Bu nedenle, depremin en düşük boyutundaki sallantılarında bile binalar çok daha kolay yıkılmakta ve çok yüksek can kayıplarına ve maddi zararlara yol açmaktadır. Bahsi geçen yüksek oranlardaki su yalıtımsızlığının ülkemiz için ne büyük bir tehlike oluşturduğunu görebiliriz.

Tüketiciye yönelik teşvikler

Hiçbir şeyle kıyaslanamayacak kadar önemli can güvenliği yanında gözardı edilemeyecek kadar ekonomik kayıplar söz konusu olmaktadır. Bu nedenle, öncelikle bazı kamu ihalelerinde gündeme gelen su yalıtım uygulamaları "İdarenin iznine tabidir" gibi kıstaslar ne amaçla konulmuş olursa olsun derhal kaldırılmalı ve binalarda su yalıtımının yapılması zorunlu hale getirilip denetlenmelidir. Isı, Su, Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği'nin (İZODER) en temel misyonu olan yalıtım bilincinin artırılması çalışmalarına kamu çok ciddi şekilde destek vermelidir. Sektör olarak yapılabileceklerin yanında, hükümet tarafından mevcut yapı stoğunun yalıtımsızlığının giderilmesi için düşük faizli krediler sağlanarak, yalıtım ürünlerinde KDV muafiyeti veya düşük seviyede (yüzde 1 gibi) oranlar uygulanması yoluyla tüketiciye dönük desteklerin getirilmesi, teşvik edici olacaktır. Çünkü yalıtım ürünleri hem yapı güvenliği, hem ekonomik kayıpların önlenmesi açısından çok önemlidir.

Ertuğrul ŞEN / Sabah