'Evi boşalt' kabusu tarihe karışıyor!

'Evi boşalt' kabusu tarihe karışıyor!

Nazım Kaya, özellikle kira sözleşmelerinde eşin rızası alınmadan kiralanan yerin tahliye edilemeyeceğinin vurgulandığı dile getirdi...


Yıllardır mecliste bekleyen Borçlar Kanunu, partilerin uzlaşmasıyla kabul edildi. Yeni kanun, faizlere getirdiği sınırlamadan, ayıplı mallar ve kira bedellerindeki artışa kadar tüketicinin lehine birçok maddeyi içeriyor; ancak tüketici temsilcileri yine de uyarıyor: Vatandaş bu maddeleri dikkatli okumadığı sürece hakkını savunamaz

İthal Borçlar Kanun'u Meclis'te sadeleşti
Uzun süredir gündemde olan Borçlar Kanunu, partilerin uzlaşmasıyla, 85 yılın ardından, tarihe geçmiş oldu. 1926 yılında çıkarılan Borçlar Kanunu'nun 649 maddelik tasarısı 3 yıldır mecliste bekliyordu. Zaman zaman gündeme alınan tasarı, iktidar ve muhalefet uzlaşamayınca, askıda kaldı. Ancak harekete geçen partiler, Borçlar ve Ticaret Kanunu başta olmak üzere, acil kanunların hızla geçirilmesine karar verdi.

DİLİNİN YALINLIĞI AVANTAJ

Peki, yeni Borçlar Kanunu tüketiciye ne gibi imkanlar sağlıyor Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, yeni kanunun dilinin sadeliğine dikkat çekerek, artık herkesin bir avukat veya bir hukukçuya ihtiyaç duymadan kanunu okuyabileceğini söyledi. Daha önceki Borçlar Kanunu'nun yurtdışından ithal bir kanun olduğunu belirten Kaya, 'Daha önceki kanun tercümeyle Türkçe'ye çevrilmiş bir kanundu. Yeni kanunda tüketici lehine yapıcı çok madde var ama vatandaş bunu dikkatli okumalı. yoksa hakkını savunamaz' dedi.

TÜRK İNSANI DİKKATE ALINDI

Yeni Borçlar Kanunu'nun, Türk insanının ihtiyaçlarını ve karşı tarafla yaptığı sözleşmenin içeriği dikkate alınarak hazırlanmış bir kanun olduğunu söyleyen Kaya, 'Bu kanunun uygulanabilirliği daha fazla. Okunabilirliği de arttı. Sözleşme serbestliğini baltalayan maddeler var. Belli şartlara bağlanmış durumda sözleşmeler. Oysa sözleşme serbestliği 'insanlar nasıl alırsa alsın, nasıl satarsa satsın' derken, bütün sözleşmeler belli bir şekil ve şarta bağlandı' diye konuştu.

ARTIK şžİRKET DE SORUMLU

Konu tüketicinin hakkı ve korunması olunca, aslında bu noktada sadece Borçlar Kanunu yetmiyor. Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Av. şžükran Eroğlu da, tüketicinin haklarının 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'la takip edilmesi gerektiğinin önemine işaret ediyor. Eroğlu, 'Yeni kanunla yanıltıcı reklam ve ilanlara kısıtlama getirildi. Bu anlamda şirketleri de sorumlu tutuyorlar. Haksız rekabet olşuturabilecek söylemler de ortadan kalktı' dedi.

Hakim açığı varken yığılma yaşanır

şžükran Eroğlu, hakim ve savcı açıklarına da dikkat çekti. 'Hala Türkiye'de 4 bin 400 hakim ve savcı açığı var' diyen Eroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Kanunlar değişiyor ama yarın bunlar, hakim ve savcı eksiğiyle görev yapan mahkemelere gidecek ve tekrar bir yığılma olacak yargıda. Dolayısıyla kanun yapılsın ama uygulama da mükemmel hale getirilsin ki, bir şey ifade etsin. Bu haliyle çok da bir şey ifade edeceğini düşünmüyoruz açıkçası. Uygulansa bile yargıda yığılmalar olacak. Hatta yine belki kurumlar kendi mekanizmalarını hazırlamadıkları için orada problemler çıkacak. Ya da EPDK'nın yaptığı gibi çözüm olarak bunu tüketiciye yıkmayı planlayacaklar. Elektrikte bu yapıldı. Kaçak elektriği yüklediler bizim faturalarımza bu anlayışta kurumlar da istemiyoruz.' Avukat Eroğlu, oluşturulan kanundan tam anlamıyla memnun olmadıklarının altını çizerken, bunun nedenini de uygulamadaki aksaklıklara bağladı. 'Bizim ülkemizde kanunlar değişiyor ancak uygulama yönünden çok eksiklik var' diyen Eroğlu, kanunuların kolaylıkla yapıldığını ancak uygulanmadığı zaman madde olarak kaldığını savundu. Uygulamada çok büyük eksiklikler olduğuna işaret eden Eroğlu, devletin de bu anlamda üzerine düşeni yapmadığını vurguladı.

'Evi boşalt' kabusu tarihe karışıyor

Yeni kanunda önemli bir hususun aile birliğini ortaya çıkarması olduğunu ifade eden Nazım Kaya, özellikle kira sözleşmelerinde eşin rızası alınmadan kiralanan yerin tahliye edilemeyeceğinin vurgulandığı dile getirdi. Kaya, 'Dolayısıyla ev sahibinin evin erkeğini köşeye sıkıştırıp da, 'haftaya kadar evi boşaltacaksan boşalt, yoksa canına okurum' sözleri de tarihe karıştı. Evin hanımının onayı olduğu takdirde, olay geçerlilik kazanmış olacak. Aksi takdirde evin erkeği eve gelip 'yarın evi boşaltmak zorundayız' sürprizi yapmayacak. Böylece aile birliği de korunmuş oldu' diye konuştu. Kefalet sözleşmelerinde de aynı durumun söz konusu olduğunu anlatan Kaya, bankaların artık eşler olmadan kefilliği kabul etmeyeceğine dikkat çekti. Nazım Kaya şunları söyledi: 'Birçok insan kefil olduğu takdirde evde eşini, çocuğunu mağdur edecek ve zor durumda bırakacak imzalar atmış oluyor. Bu durum da ortadan kalkacak. Sıkıntıları, dertleri ve sevinçleri birlikte paylaşma ortamı getirilmiş oluyor. Aile birliği daha fazla ön plana çıkarılmış oluyor.'
Yenişafak/Derya Coşkun