Hikmet Bila, Kemer Okulları'nın yıkımını köşesine taşıdı!

Hikmet Bila, Kemer Okulları'nın yıkımını köşesine taşıdı!

Vatan Gazetesi yazarı Hikmet Bila, bugünkü köşesinde " O okul bir adın, bir anının, bir saygının, bir aydınlığın adıydı" başlıklı yazı kaleme aldı


Alacakaranlıkta, heyula gibi geldiler... 600 kişilik bir "belediye yıkım ordusu"...

Robotlardan oluşan bir tabur gibiydiler. Ayak sesleri dozerlerin, kepçelerin palet gıcırtılarına karışıyordu. Bir okulu yıkmaya gidiyorlardı. Onlara, "gidin, gün doğmadan işi bitirin" emri verilmişti. "Gidin ve o okulu yerle bir edin. Aman ha, dikkat edin kullanılacak tarafı kalmasın..."

Geldiler, yıktılar, gittiler. Yargı kararını bile beklemeden...

Ve üstlerine rapor verdiler: "Zeynep Mutlu Eğitim Vakfı Okulları'nı yıktık amirim..."

Belki de, amir, Vakıf yöneticilerinin itirazına muhatap olmamak için toz olduğundan telefonla verdiler tekmili...

 

***

Anaokulundan lisesine kadar o okullar, Türkiye'de değil, dünyada örnek eğitim kurumlarıydı. Çağdaş, aydınlık, Batı ile yarışan, Batı'ya fark atan düzeyde öğrenciler yetiştiren eğitim kurumlarıydı. Üstelik adı, çok genç yaşta aramızdan ayrılan bir gencin adını, anısını yaşatıyordu. O isimle, onun gibi binlerce güzel ve güzide insan yetiştirmek için on yıldır hizmet veriyordu.

O okullar, bir adın, bir anının, bir saygının ve aydınlığın adıydı. Hiçbirine katlanamadılar.

Anıya saygısı, aydınlığa tahammülü olmayanlar, o okullara bir şafak vakti, düşmana saldırır gibi saldırdılar. Okul içindeki her şey kazmaların hedefi oldu. Atatürk resimlerinden duvarlardaki "uygarlık tarihi" çizelgelerine kadar... Çünkü, "Madem yıkacaksınız, bari on beş gün süre verin de içindekileri boşaltalım" başvurusunu bile reddetmişlerdi. Üstelik açık açık da söylemişlerdi, "Süre verirsek mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıkarırsınız, onun için hemen yıkacağız" diye...

Vakıf, hafta sonu olduğu için yapamadığı itiraz başvurusunu ancak, pazartesi yapabildi ve mahkeme, yürütmeyi durdurma kararı verdi.


***

Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermeden "işi bitirmek" için alacakaranlıkta "acil eylem planı" uygulayanlar, şimdi, okulların enkazına bakıp kıs kıs gülüyorlardır herhalde. Osmanlı zamanında İstanbul rasathanesini yıktıranlar gibi...

Ama hayır, hiç gülmesinler...

Utansınlar...

Hatta korksunlar...

O okullarda okuyan 500 çocuğun, o okullarda okuyacak daha binlerce çocuğun beddualarından korksunlar.

"Binaları yıksalar da içimizdeki ruhu yıkamayacaklar" diyen 2008 mezunu Ilgın Önal gibi gençlerin çağdaş eğitim alma, adam gibi adam olma kararlılığından korksunlar.

Bu gencin kararlılığı, Zeynep Mutlu Eğitim Vakfı'nın da kararlılığını yansıtıyordu. Vakıf, okulların açılmasına üç hafta kala okulları yıkılıp sokağa atılan 500 öğrencisi için iki gün içinde yeni okul binasını buldu. Bu çocuklar. 23 Eylül 2009 günü bütün Türkiye okulları gibi yeni öğretim yılına başlayacak.

"Aydınlanma" nın biraz daha fazla bilincine varmış olarak... Okul yıkan zihniyetin ne demek olduğunu biraz daha kavramış olarak.

Demek ki, genç mezunun söylediği gibi, bina yıkmakla çağdaş düşünce yıkılmıyor. Kafaların içindeki ışık, dozerlerle, kazmalarla söndürülemiyor. Olsa olsa, o ışığın daha fazla parlamasına yol açıyor.


***

Gazetelerde, televizyonlarda gördüğünüz Zeynep Mutlu Eğitim Vakfı Okulları'nın enkazını unutmayınız. O resim gözlerinizin önünden gitmesin. Altına da şöyle yazınız: "Karanlığın eseri..."
 
Vatan/Hikmet Bila