Çukurova Balkon

Kerpiç ev yıkılır mı?

Kerpiç ev yıkılır mı?

Saat 04.32'de... 6,0 büyüklüğünde bir deprem. ABD'de herhangi bir yerde, örneğin San Fransisco'da...Ya da Japonya'nın herhangi bir kentinde meydana gelse... İnsanlar yaşıyor olacaktı...


Kartal'ın hemen teslim en cazip sitesinde! 65 metrekare 299 bin TL!


Ama maalesef Elazığ'da, Kovancılar ilçesine bağlı köylerde meydana geldi.

Önce ölü sayısı 41 idi, bir anda 51'e fırladı... Yaralıların bir kısmının da ağır olduğunu biliyoruz.

Bazı köyleri ise deprem adeta yutuverdi...

*** 

Elazığ...

İlçeleri ve köyleri nerede?

Adeta Doğu Anadolu Fay Hattı'nın tam da başlangıç noktasında.

Üstelik oraları son yirmi gündür beşik gibi sallanıp durmaktaymış...

Kendisi de Elazığlı olan İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, "can kaybına uyarıların dikkate alınmamasının neden olduğunu" söylemekte...

Görür, şöyle devam ediyor:

"Elazığ ve çevresinin bir deprem bölgesi olduğu, yakın zamanda yaptığımız toplantılarla tartışıldı.

Ancak halkının deprem konusunda çok bilgisiz olduğunu gördüm.

Bizim milletimiz, bizim yöneticilerimiz uyarıları pek ciddiye almıyor."

***  

Naci Görür'ün tespitlerine rağmen...

İl merkezinde can kaybı olmaması...

Talihsiz köylüleri depremin değil, kerpiç evlerin öldürdüğü kanaatini yaygınlaştırıyor...

Çünkü ölümlerin yoğun olarak meydana geldiği altı köyde, kerpiç evler yıkıldı.

Nitekim...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, kadınlar günü vesilesiyle yaptığı konuşmada depremdeki can kaybının asıl sorumlusunun kerpiç evler olduğunu ve bu evler yüzünden vatandaşların hayatını kaybettiğini söyledi.

***  

Evler neden kerpiç?

Yoksulluktan.

Ahmet Arif'in "Vay Kurban" şiirindeki mısralar bu nedenle yeniden ortalıkta:

"Ölüm bu,

Fıkara ölümü

Geldim, geliyorum demez.

Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,

Ya da seher, mahmurlukta"...

***  

Öte yandan, gene kerpiçle ilgili bir başka soru...

"Kerpiç ev öldürür mü?"

Yaşanan drama bakarak cevap verir isek, maalesef öldürür...

Ama...

Eğer kerpiç evler, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nin yaptığı ve Maslak Kampüsü'nün bahçesinde duran "örnek kerpiç ev" gibi yapılırsa hiç bir şey olmaz... Çünkü bu ev 1999 depremini de görmesine rağmen kar, tipi demeden dimdik ayakta.

Kerpiç ev, çaresiz bir yoksulluğun hacet kapısı olarak yapılırsa depremde öldürür...

Kerpiç ev, örneği gözümüzün önünde duran uygun bir teknolojiye göre inşa edilirse top atsan hiç bir şey olmaz...

Sorun, yoksulluğun kerpiçlerini, "insan odaklı" bir anlayışla depreme dayanıklı bir şekle dönüştürememek...

*** 

Türkiye'de "enerji" ile "akıl" buluşamıyor...

Örneğin, ilk rastladığımda Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'ya sormak istediğim bir sorum var:

Türkiye'nin çok farklı coğrafyalarında hayata adım atan ilkokul çocukları, mimari açıdan neredeyse tıpatıp aynı okul binalarıyla karşılaşırlar...

Bu okulları, yarışmalarla belirlenecek yaratıcı mimarlara, bölgelerin coğrafi konumlarına uygun bir biçimde çok daha estetik ve sevecen bir mimariyle yaptırtmak mümkün...

Fazladan bir harcamaya da gerek yok.

Ama "enerji" bir yandan "akıl" diğer yandan akınca, ortak noktada buluşamıyorlar.

Nitekim Elazığ köylerinde yıkılmış kerpiç evler taze ölüleriyle bir yanda...

İTÜ Mimarlık Fakültesi'nin örnek kerpiç evi diğer yanda duruyor.

*** 

1 Mayıs 2003'teki Bingöl depreminde, çeltik tarlasına yapılan Çeltiksuyu Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nun çöküntüsü altında can veren ve kamuoyunun çoktan hafızasından sildiği seksen beş talihsiz öğrenci gibi...

Elazığ köylerindeki insanlarımız da "insanı yok sayan" bir rejimin mağduru olarak boş yere yitip gittiler.

Şiddetle gelen depremin terkisindeki Azrail hiç bir insanımızın kılına dokunmadığında, "insan odaklı" yeni bir rejim ya da "İkinci Cumhuriyet" gerçekten kurulmuş olacak.

Yoksa şimdiki durum sürecek:

"Ölüm bu,

Fıkara ölümü

Geldim, geliyorum demez."
Mehmet Altan/Star