Konut fiyatları düşecek

Konut fiyatları düşecek



Değişen ekonomik dengelerde kış aylarında vatandaşları neler bekliyor?


Milliyet yazarı Güngör Uras yazdı:

Ekonomi nereye gidiyor?

Kış geliyor... Ekonomi nereye gidiyor? Halkımız kışı nasıl geçirecek? Halkımızın derdi "iş ve aş"... İşin ve aşın artması, üretimin artmasına bağlı. Üretim artacak ki, insanlar iş bulabilsin, gelirleri ve refahları artsın. Önce olan biteni özetleyeyim. Sonra da olan bitenin halkımızı nasıl etkileyeceğini anlatayım:

Üretim artmıyor...

Üretimin ne durumda olduğu milli gelir hesaplarından izlenir. Üretimin iyi olduğu yıllarda milli gelir yüzde 7 dolayında artar.

Ne yazık ki 2008'de üretim artışında duraklama ortaya çıktı. Yılın ilk 3 ayında (geçen yılın aynı dönemine göre) üretim artışı yüzde 6.7 iken, ikinci 3 ayda yüzde 1.9'a geriledi.

Bu yılın tamamında büyüme yüzde 4'ün altında kalacak gibi görünüyor.
Bu büyüme oranı çok düşük. Nüfus artışının payını da çıkarırsak yaklaşık yüzde 2.5 büyüme rakamı ortaya çıkar. Bu düşük büyüme ile (1) İşsizlere iş bulamayız. (2) Halkımızın refah özlemini karşılayamayız. (3) Bizim önümüzde koşan gelişmiş ülkelerle aramızdaki uçurumu kapatamayız.

Tarımda işler kötü, sanayide iyi değil...

İlk 6 ayda tarımsal üretimde yüzde 1.5 gerileme oldu. TÜİK'in açıklamalarına göre bu yıl, önceki yıla göre tahıl ürünlerinde üretim artışı binde 2 olacak.
Sebzede yüzde 5.6 artış bekleniyor. İmalat sanayi üretimi yılın ilk 3 ayında yüzde 7 artmıştı. Üretim artışı, yılın ikinci üç ayında yüzde 2.5'a düştü.

İşsizlik azalmıyor...

71 milyon insanımızın sadece 21 milyonu çalışıyor. Bunların da ücret ve yevmiyeyle çalışanlarının toplamı 12.5 milyon. Bunların da 4 milyonu kayıt dışı. 8.5 milyon çalışanı da işverenler, kendi hesabına çalışanlar ile ücretsiz aile işçileri oluşturuyor.

Çalışma çağında olup da iş aramayanlar veya iş bulmaktan ümit kesenler dışında 2.1 milyon insanımızın iş aradığı belirtiliyor.

Yatırımlarda duraklama var...

Devletin kuruluşu TÜİK'in açıklamalarına göre, toplam yatırımlardaki artış hızı aşağıya doğru inmeye başladı.

Kamunun yatırımları yılın ilk 6 ayında yüzde 13.7 geriledi. Özel sektörün makine ve teçhizat yatırımlarındaki artış hız kesti.

Yeni yatırımlara başlayamıyoruz...

Kamunun, özel sektörün ekonomik büyüklükte yeni yatırımları yok. Özellikle enerji açığımızı kapatmak için elektrik santralarının yapımına bir an önce geçilmesi gerekiyor.

Linyitten elektrik üretecek Afşin-Elbistan C ve D santrallarının geçen yılki ihalesine katılan olmadı. Bu yıl yapılan ihale iptal edildi. Gelecek yıl tekrarlanacak. Bir elektrik santralı en az 6-7 yıl sonra üretime geçebiliyor. Nükleer enerji konusunda gelişme yok.

İnşaattaki yavaşlama devam ediyor.

Bu yılın ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yapı ruhsatlarında bina sayısı bakımından yüzde 13.57, daire sayısı bakımından yüzde 10.54 gerileme var. Yapı kullanımn izinlerinde bina sayısı bakımından gerileme yüzde 7.41 oranında.

İç talepte daralma var...

Devlet Planlama Teşkilatı ürün bazında miktar olarak iç satışları izliyor. Açıklanan rakamlara göre haziranda dayanıklı tüketim mallarında yıllık gerilene yüzde 13.2'ye ulaştı.

İthalat hız kesmiyor...

Ocak-temmuz döneminde 126 milyar dolarlık ithalat, 81 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Dış ticaret açığımız 45 milyar dolar.
Geçen yılın aynı dönemine göre ithalattaki artış yüzde 31 oranında. İçeride üretim düşüyor, büyüme yavaşlıyor, talep daralıyor. Buna karşın ithalat artıyor. Döviz ucuz... Ucuz dövizle ithal edilen mallar yerli üretimin yerini alıyor.

Döviz açığımız (cari açık) büyüyor.

Ucuz dövizle ithalat çılgın gibi artışını sürdürünce, döviz açığımız (cari açık) da büyüyor. Ocak-temmuz döneminde döviz açığımız geçen yıl 22.1 milyar dolardı, bu yıl 31.5 milyar dolara ulaştı. Yüzde 45.2 arttı.

Satacak malımız bitti...

Bugüne dek özelleştirme ile satışa çıkarılan kamu varlıkları, özel sektörün satışa çıkardığı banka ve şirketler vardı. Bunlar bitti.

Yılın ilk 7 ayında doğrudan yabancı sermaye gişişi 7.5 milyar dolar, portföy yatırımı girişi 2.5 milyar dolar oldu. 23.9 milyar dolar döviz kredisi bulduk. Açık anlatımıyla borçlanarak döviz açığımızı kapatabilir hale geldik.

Yabancıların aklı karışık.

Yabancılar eskisi kadar hisse senedi ve bono satın almıyor. Hatta borsadan net çıkış hareketinin başladığı söyleniyor.

TAYSAD Başkanı, "Yabancı sermayeli yan sanayi firmalarının bir kısmında daralma ve taşınma kararları alınmaya başlandığı yönünde duyumlar alıyoruz. Bir yatırımcı Romanya'ya gitmek istiyor" diyor.

Gaz ve elektrik fiyatları artıyor...

Doğalgaz fiyatları 8 ayda yüzde 49 oranında arttı. Elektriğe yılbaşından sonra yapılan yüzde 44.6'lık zammın ardından yüzde 10.7'lik yeni bir zam için düğmeye basıldı.

Doğalgaz ve elektrik zamları sanayide maliyeti artırıyor. Evlerde ısınma ve aydınlatma faturalarını büyütüyor.

Halkımız giderek daha fazla borçlanıyor

Bankaların toplam kredileri 6 ayda yüzde 19.8 dolayında arttı. Bankaların toplam kredilerinin yüzde 32.4'ünü halkımızın kredi kartı borçları ile tüketici kredileri borçları oluşturuyor. Halkımızın bu tür borçları yıl başında 95.4 milyar YTL idi, Haziran sonunda 111.0 milyar YTL. oldu. Bankalarımız halkımıza bol bol kredi kartı dağıtıyor. Bol bol tüketici kredisi veriyor.

Bunları sıralamak "Felaket Telalılığı" mıdır ?

Sayın okuyucularım, bu sayılanların hepsinin kaynağı Devletimizin resmi rakamlarıdır. Dikkat buyurulur ise bunlar yorumsuz, katıksız bilgilerdir.
Bunları bileceğiz ki, bunları izleyeceğiz ki, önümüzü görelim.

HALKIMIZ KIŞI NASIL GEÇİRİR?

Bundan önceki kışları nasıl geçirmiş ise öyle geçirir... Önemli olan sorunlara katlararak kışları geçirmek değil, refaha ulaşmak, rahat etmektir. Ekonomi politikalarının da hedefi budur. Halkımız yıllardır bunu bekliyor.

İşler açılamayacak..

Dünyada işler iyi gitmiyor. İçeride işler iyi gitmiyor. Üretimin, istihdamın ve gelirin artması için iç ve dış talebin canlanması gerekir.

Merkez Bankası ve Maliye, enflasyonla mücadele için iç talebi frenliyor.
Dışarıda işler iyi değil. Bu durumda üretim ve istihdamda canlanma olamayacak. Kışın üretim artamayacak. Piyasa canlanamayacak. İş imkânı açılamayacak. Halkın reel gelirinde, satın alma gücünde iyileşme olamayacak.

Ev fiyatları, kiraları ucuzlayamayacak...

İnşaat sektörü önümüzdeki dönemde de canlanamayacak.Yeni konut stoğunu eritmek çok zor olacak. Mecburiyetten satılan konutlarda fiyat düşecek. Mecbur olmayanlar inşaat maliyetlerindeki artışı fiyata yansıtacak. Kiralar artacak, kiracılar artan kiraları ödemekte zorlancak.

Enflasyon yüzde 10'un altına düşemeyecek...

Kışın enflasyon yüzde 10'un altına düşemeyecek. Halkımızın tencere enflasyonu (gerçek enflasyon) yüzde 15-20 dolayında olacak. Geliri bu ölçüde artmayanlar pahalılıktan ezilecek.

Gıda fiyatlarında dalgalanma görülecek...

Gıda maddeleri fiyatlarında büyük artışlar olmayabilir ama dalgalanma kaçınılmaz. Halkımızı ilgilendiren tahıl ve bakliyat fiyatları en fazla dalgalanacak fiyatlardır.

Borsa inecek çıkacak. (Ama artık halka borsada mama yok !)

Borsa halkın borsası olmaktan çıktı. Yüzde 70'i yabancıların, kalanı da büyük oyuncuların hâkimiyetinde. Sağlam şirketlerin hisse senedine sahip olanlar kâğıtlarını saklayabilir. Ama halkımız için al-sat ile borsadan mama yemek imkânsız.

Tek imkân banka mevduatı...

Parası olanlar için tek yatırım alanı banka mevduatıdır. Banka mevduatı öyle veya böyle enflasyondan arındırılmış olarak yüzde 8-10 getiri sağlıyor. Bu tür getiri başka yatırım alanlarında yok.

n Gaz, petrol, elektrik zammı üzecek.

Bu kış halkı gaz, elektrik ve petrol zammı üzecek. Ulaştırma ve ısıtma faturası ağırlaşacak.

Dolar fiyatı artmayabilir

Bu kış da dolar fiyatı artmayabilir. Ama unutmayınız: Nasıl ki bir uçak devamlı havada kalamaz ise, büyük cari açığa rağmen YTL de uzun süre havada (değerli) kalamaz. Ama diyorsanız ki, "Bugüne kadar nasıl havada kaldı ise bundan sonra da kalır!"... Ona da kimse bir laf edemez.

Kriz ve felaket beklemek yanlış olur

Devamlı kriz ve felaket beklentisi içinde olmak yanlış olur. Ekonomimiz yıllardır dalgalanır. Şimdi de dalgalanıyor. Ama ortada kriz ve felaket alameti yok. Ciddi sorunlara rağmen bu kışı da geçireceğiz. Sorun üretecek yerde sorun çözecek ekonomik yapıya bir türlü kavuşamadık. Neden başka ülkeler önümüzde koşuyor? Neden onlar bizim kadar sorun ile karşılaşmıyor? Bunları tartışacak yerde, üretim artışının önünü açacak yerde, biz kayıkçı kavgalarıyla günü geçiriyoruz.

Güngör URAS / Milliyet