'Konut kredileri'nde kriz uyarısı!

'Konut kredileri'nde kriz uyarısı!

Konut fiyatlarının yükselerek 'balon gibi' şişmesi ve sonra da aniden patlaması sonucunda yurt dışında yaşanan krize benzer konut finansman krizleri yaşanabilir...

Hafta sonu gezilecek 2 proje 2 site!

İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, konut fiyatlarının yükselerek 'balon gibi' şişmesi ve sonra da aniden patlaması sonucunda yurt dışında yaşanan krize benzer konut finansman krizleri yaşanabileceğine dikkat çekerek, 'Konutfinansmanı konut fiyatının makul geliştiği, enflasyonun faizin sağlıklıgeliştiği bir piyasada sağlıklı işler. Aksi takdirde ABD'dekine benzersıkıntı, küçük boyutta da olsa ülkemizde de önümüzdeki senelerde olabilir' dedi.

Özince, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'deki erken seçim
gerçeği, seçim öncesi ve sonrasında hala yaşanmakta olan bazı
tereddütler ve son olarak da dünya piyasalarında yaşanan dalgalanmalarınkendilerini tüm uzun vadeli kredilerde biraz daha dikkatli olmaya sevkettiğini söyledi.

Konut kredileriyle ilgili sürekli faiz oranlarının düşmesi gerektiğinden
bahsedildiğini kaydeden Özince, 'Peki Türkiye'de konut fiyatları bu
kadar hızla yükselirken bu mümkün olabilir mi? Konut kredisi faizleriyle
uğraşmayı bırakıp konut arzıyla ilgili önlemler alınmalıdır. Konut
kredisi faizleri çok uygun. Ben (konut kredisi faizleri düşmemelidir)
demek istemiyorum. Bunu rekabet belirleyecektir. Konut finansmanındaki
problemi kredi faizindeymiş gibi göstermek doğru değil' görüşünü
aktardı.

Bu alanda rekabette aşırılaşma olduğunu savunan Özince, 'Rekabette,
biraz uluslararası hissedarlarla ve yabancı yatırımcılarla olan
ilişkilerin, abartılı beklentilerinin rol oynadığı kanaatindeyim.

Özellikle Borsaya açık bankalarımız, ister istemez kendilerini en iyi,
en başarılı göstermek isterken bankacılıktaki karlılık, kimi zaman biraz
gerekli tutuculuk gibi unsurları göz ardı edebiliyorlar' diye konuştu.

-'BİZ DE ŞİMDİ ONLARDAN İSTEMELİYİZ'-
Türkiye'de gayrimenkul fiyatlarının çok hızlı yükselişinin konut
finansmanında uzun vadede sorunlar yaratabileceğine dikkat çeken Özince,
şöyle devam etti:
'Konut fiyatları yükselir balon gibi şişer, sonra da aniden patlarsa
işte yurt dışında yaşanan krizlere benzer konut finansman krizleri
yaşanır. Konut finansmanı, konut fiyatının makul geliştiği, enflasyonun,
faizin sağlıklı geliştiği bir piyasada sağlıklı işler. Aksi takdirde
ABD'dekine benzer sıkıntı, küçük boyutta da olsa ülkemizde de önümüzdeki
senelerde olabilir. Burada temelin sağlam atılması çok önemli. Bunun
için yapılacak iş, konuyla ilgili otoritelerin konut piyasasını bir
bütün telakki ederek fiyatları serbest piyasayı bozmadan geniş
tabanda bir piyasa oluşturacak şekilde yönlendirmeleridir. Şu ana
kadarki gidiş, Türkiye'de her yönüyle sağlıklı bir konut finansman
piyasası kurulduğu izlenimini bana vermiyor.'
Gelişmiş ülkelerin bu hedge fon endüstrisi, türev ürünlerde geçmiş
yıllarda yaşanan sorunlar, sermaye piyasalarında yaşanan skandallar gibi
konularda aynı şeyleri tekrarlamaya devam ederlerse bunların
yarattıkları dalgaların dünyanın finansal entegrasyonunu ve
küreselleşmenin finansal eş güdümünü aksatacağını belirten Özince,
'Bizden hep yeni ve ileri uluslararası standartlara uymamızı gelişmiş
alem istiyor. Türkiye olarak daima hep bu yönde hareket ettik. Biz de
şimdi onlardan istemeliyiz. Madem ki bize örnek teşkil ediyorlar, bu tür
dalgaları ortaya çıkaran nedenler açık denetimlerle ortaya konmalı'
dedi.

-'AYNEN KYOTO SÖZLEŞMESİ GİBİ...'-
Ersin Özince, ABD'de tutsat (mortgage) kriziyle başlayan küresel
dalgalanmanın kötü yönetimler sonucu yaşandığını ifade ederek, bundan en
fazla etkilenen ülkelerin başında gelenlerden olduğu için Türkiye'nin bu
konuda talepkar olması gerektiğini, başta IMF, Dünya Bankası, Avrupa ve
Asya Kalkınma Bankaları gibi ne kadar uluslararası platform varsa,
Türkiye nasıl uluslararası standartlara uymaya çalışıyorsa, dünyanın da
bu konudaki standartların herkesin faydasına olacak şekilde
belirlenmesini talep edebileceğini söyledi.

Dalgalanmaların karşısına risk alıp dalgakıran koymak yerine, dalgayı
ortaya çıkaran unsuru ortadan kaldırmak gerektiğinin altını çizen
Özince, 'Bu dalgayı önleyecek biri varsa o biz değiliz. O dalgayı
yaratan ülkenin otoritesi, dalganın ortaya çıkmasını ve dünyayı
etkilemesini önleyecek sorumlulukta olmalıdır. Aynen Kyoto sözleşmesi
gibi, (bütün dünyanın havasını bozacak doğal kirlenmeyi yapamazsınız.

Böyle bir hakkınız yok) denebiliyorsa, bunun ondan hiç farkı yok'
şeklinde konuştu.

-'BAZI SKANDALLAR ORTAYA ÇIKABİLİR'-
Dalgalanmalar sonrasında konunun kökenine inildiğinde bazı skandallar
ortaya çıkabileceğine işaret eden Özince, 'Bu skandallar da bir kısım
finansal müesseselerin, şu ana kadar dedikodu olarak duyduğumuz
zaaflarını artırabilir. Bunlar daha çok uluslararası, Türkiye dışındaki
kuruluşlar. Ama varsa Türkiye'deki işlerini de etkileyebilir. Skandal
olarak ifade ettiğim sebepler ve olaylar teşhis edildiğinde ikinci bir
dalga olmasa bile yine bazı etkilenimler olabilir' dedi.

Dünyada mali sektörün çok ciddi bir konsolidasyon içinde olduğunu
vurgulayan Özince, 'Dara düşen oldu mu hemen gelip onu satın alan da
çıkıyor. Böyle bir dönemi yaşamıyor olsak, problemler daha büyük olur.

Kimse karışmasa aslında çok daha büyük hüsranlar, batıklar olur'
görüşünü dile getirdi.

Özince, Türkiye'nin dalgadan korunmasının en önemli engelinin denizini,
kendi kıyısını derinleştirmesi olduğunu, bu konuda birtakım şeyler
yapıldığını, ancak hala Türkiye'nin işin çok başında bulunduğunu ifade
etti.

-'FIRSATI KAÇIRMADIK'-
İş Bankası Genel Müdürü Özince, yaşanan dalgalanmalara rağmen
Türkiye'nin yine de bölgesinde ilgi çeken ülke olmaya devam ettiğini
vurgulayarak, 'Ülkemize gelen yabancı ilgisinde de gözlediğimiz gibi
gelişen ülkeler arasında şampiyon Türkiye'dir' dedi.

Banka olarak yurt dışındaki büyüme planlarına da değinen Özince, kuzey
ve güney komşular arasında sürekli fırsatlar kolladıklarını, ancak şu
anda somut bir adım içinde olmadıklarını ifade etti.

Bu fırsatın satın alma, şube açma veya banka kurma şeklinde
olabileceğine işaret eden Özince, bunu gerçekleştirirken Türkiye ile
kıyaslanabilecek potansiyel aradıklarını, kendilerine yerel oyuncularla
eşit davranılacağını bilmek istediklerini kaydetti. Özince, 'Türkiye
civarında böyle bir ülke olsa muhtemelen Mısır, İran gibi ülkeler
olabilir. Özellikle Mısır süratle reformlarını yapıyor. Biz hiçbir
fırsatın kaçacağına inanmıyoruz. Çünkü işlerimize uzun soluklu bakarız.

Biz maratoncuyuz. Kaçırdığımız bir fırsat olduğu kanaatinde değilim'
şeklinde konuştu.

-'EN İYİ VE EN HIZLI PİLOTU YETİŞTİRECEĞİZ'-
Ersin Özince, İş Bankasının alt yapısını ve kültürünü büyük bütçe ve
efor harcayarak çok daha fazla iyileştirme çabası içinde olduklarını
vurgulayarak, şunları kaydetti:
'Türkiye'de Formula yarışı gibi bir yarış yapılacaksa, biz de ülkemize
gelen dünyanın en hızlı, en iyi aracını ve o aracı kullanacak en hızlı,
en iyi pilotu bulunduracağız, bunu yetiştireceğiz. Bunu kendi içimizde,
kendi imkanlarımızla çıkartabileceğimize ilişkin hiçbir tereddütüm yok.

Bu konuda ne kendimizi küçük gören, ne de dev aynasında gören psikoloji
içindeyiz. 80 küsur yıllık tarihimiz zaten bunu ispatlayarak geçmiş.

Bizden daha iyi yarışçılar çıkarsa ki kapasitesi bizden büyük olanlar,
motoru bizden büyük olanlar da var dünyada ve onlar Türkiye'ye de
geliyorlar, bakalım Türkiye'ye ne kadar güç koyacaklar, göreceğiz. Ama
hali hazırda Türkiye'nin büyüme yarışında, aktif büyüklüğünde,
sermayesinde ve daha birçok alanda önde giden biziz. Dünyanın en büyük
bankalarının Türkiye'nin güçlü olan bankalarına, rakiplerimize stratejik
ortak olarak girmesi tabii ki eskisine nazaran bizi daha fazla
zorlayacaktır. Ama hiçbir zaman yüzde 100 devlet garantisiyle karşımıza
dikilen, haksız rekabet yapan, bankacılıkla ilgisi olmayan kişilerce
yönetilen bankalar kadar zorlamayacaktır.'
-'TÜRKİYE, IMF'NİN KOLTUK DEĞNEĞİYLE GİDİYOR DEĞİL'-
Özince, IMF ile ilgili olarak da Türkiye'nin uzun süredir IMF'nin mali
değil danışmanlık desteği ile yoluna devam ettiğini ifade ederek, şu
görüşleri dile getirdi:
'Türkiye, IMF'nin koltuk değneğiyle gidiyor değil. IMF'li, IMF'siz de
Türkiye'nin gücü konusunda hiç tereddüt duymadım. Hükümet, IMF ile devam
etse de etmese de netice değişmez. (Türkiye IMF'ye muhtaçtır)
psikolojisine girmek çok saçma. Ama IMF, en büyük desteği maddi
gerekmiyorsa da manevi yönden Türkiye'ye verirse çok iyi olur. Makro ve
mikro seviyede reformlar tamamlanmamıştır. Mevcut başarı Türkiye
açısından da IMF açısından da memnuniyet vericidir. Bu memnuniyeti
dünyaya göstermekte sakınca olduğunu düşünmüyorum. Ancak Türkiye IMF'siz
yarışacaksa, (ben her işi kendi başıma beceriyorum) diyecekse, IMF'ye de
uluslararası reyting şirketlerine de o zaman kendi ayakları üstünde
kredibilitesini ispat etmek mecburiyetindedir.'
-İŞ BANKASI 83. YILINI KUTLUYOR-
Ersin Özince, Ağustos 1924'te kurulan İş Bankasının bu yıl 83. yılını
kutladığını belirterek, 83 yıl önce 37 kişilik kadro ve 1 milyon lira
sermaye ile kurulan bankanın, bugün öz varlık açısından 10 milyar YTL'yi
aşan bir seviyeye geldiğini aktardı.

Bankanın 18 binlere varan çalışanıyla en yaygın istihdamı en verimli
şekilde sağlayan bankalardan olduğunu vurgulayan Özince, '83. yılımızda
nihayet Türkiye'nin en büyük öz varlığından sonra, en büyük aktifine
sahip olmaktan da memnunuz. Ancak biz İş Bankasını rakamlardan ibaret
görmüyoruz. Ne öz varlığın büyüklüğü, ne aktifin en büyük olması, ne
şube adedinin çok olması... Biz en çok bir cumhuriyet kuruluşu olmayı,
bizzat Atatürk ve cumhuriyetin kurucuları tarafından kurulmuş banka
olmayı ve bugün bize Türkiye'nin bankası dedirten, bunu benimseyen
kamuoyu nezdindeki itibarımızı önemsiyoruz' değerlendirmesinde bulu

pus