Krize karşı 'önleyici fon'

Krize karşı 'önleyici fon'

BDDK eski Başkanı Engin Akçakoca, bankacılık krizi yaşamamak için şimdiden önlem alınması gerektiğini kaydetti.


Şirketlerin işletme sermayesi gereksinimlerinin büyük bölümünü banka kredileri ve tedarikçi kredilerden sağladığını hatırlatan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) eski Başkanı Engin Akçakoca, küresel krizin etkilerinin yayılması ile birlikte, bizde de şirketlerin kredi temininde güçlük çekmeye başladıklarını hatırlattı.

Bankaların yeni kredi vermediklerini, bazı kredileri geri çağırdıklarından herkesin şikayet etmeye başladığını hatırlatan Akçakoca, kredi faizlerinin hızla büyüdüğünü, akreditif açma komisyonlarının yüzde 3-5'lere çıktığını kaydederek, bu gelişmelerin daha önce yaşadığımız sıkıntıları tekrar yaşamaya başladığımızın bir göstergesi olduğunu kaydetti.

Bunun ardından bankaların haciz ve icra aşamasında ön sıraya geçebilmek için, açık kredilerini ihtarname bile çekmeden geri çağırmalarının, vadesi gelmemiş kredileri bile geri çağırmalarının mümkün olabileceğini kaydeden Engin Akçakoca, "bankalardan böyle bir aşamada ortak hareket etmelerinin beklenemeyeceğini " söyledi.

Mevcut gidişatın bu şekilde sürmesi halinde açılan kredilerin çoğununun sorunlu hale gelip bilançoları zora sokabileceğini kaydeden Engin Akçakoca, "Bu durum bankaların sermaye açısından yeniden sıkıntıya girmelerine neden olabilir. Dolayısıyla reel sektörün sıkışıklığının sürmesi bankacılığı etkiler" dedi.

"Önleyici Fon" kurulmalı
Yeniden bir bankacılık krizi yaşamamak için şimdiden önlem alınması gerektiğini kaydeden Engin Akçakoca, bunun çeşitli yolları olabileceğini, bu sıkıntıları baştan önlemek için bir fon kurulabileceğini kaydetti.

Akçakoca'nın hazırladığı reel sektörün küresel kriz etkilerinden daha az etkilenmesini sağlamak, dolayısıyla yeniden bankacılık krizini önleme planına göre; ya hemen harekete geçililip bu "önleyici fon" kurulmalı, ya da geçmişti uygulanan "İstanbul Yaklaşımı"nın yeniden kurgulanıp deveye sokulması gerekiyor. Aksi takdirde yani geç kalındığı takdirde ise "Bankalar yardımcı olacak bir fon" kurmak zorunda kalabileceğimizi kaydeden Akçakoca, ya da "domino etkisi"nin yaşanacağını kaydetti.

Bugünden harekete geçilip yeni kurulacak Fonun bazı önşartları karşılayan şirketler için, mevcut borç stokuna kefil olabileceğini, bankalardan yeni alacakları kredilere kefil olabileceğini kaydeden Akçakoca, bununla birlikte kurulacak Fonun yeni kredi verebileceğini, zorda kalan bankalardan bu kredileri satın alabileceğini söyledi.

Fonun devlet, işçi ve işveren sendikaları, TOBB, Dünya Bankası ve IMF ile anlaşılıp oluşturulabileceğini kaydeden Akçakoca, bu takdirde katılacak olan kaynağın mevduatta ve tahvil alımında da kullanılabileceğini kaydetti.Bu takdirde, ne mevduatın durduğu bankayı, ne de şeklini değiştirmeye gerek olmayacağını, Fonun satın alma işlemlerinin ise uzun vadeli tahvil ile yapılabileceğini söyledi. En az yüzde 80'lik kısmının uzun vadeli tahvilden oluşması gerektiğini kaydeden Akçakoca, daha sonra fonun bono ve tahvil ihraç edebileceğini hatırlattı.

Bu fonun asıl amacının şirketlerin vadesi gelen ve ödenemeyecek durumda bulunan yurt içi ve yurt dışı kredileri ile yeni alacakları nakdi ve gayri nakdi kredileri karşılamak olması gerektiğini söyledi.

Fondan yararlanma şartları
Bu fondan yararlanılması için belirli şartların yerine getirilmesi gerekeceğini kaydeden Engin Akçakoca, kredilerin tahsis edildikleri tarihte verilmiş teminatlarının Fon'a devredilmesi gerektiğini ve başka bir fiduciary teminatı ile kullanılmadığının şirket ve krediyi veren tarafından tahahhüt edilmesi gerekeceğini söyledi. Akçakoca, krediyi kullanacak olan şirketin daha önce protestolu senedi, karşılıksız çeki ve bankalara ödenmemiş herhangi bir borç sorununun bulunmaması gerektiğini da kaydetti.

İşçi sendikalarının Fona dahil edilmesi halinde "işçi çıkarmama şartı"nın da getirilebileğini kaydeden Engin Akçakoca, şirketin yüzde 51 oranındaki hisselerinin kefil olunan krediler tamamen geri ödenene kadar Fona rehin edilebileceğini, bu konuda detaylı çalışmalar yapılıp örneğin bu miktardaki hisse kadar, hisse senedi yoksa sermaye artışı yapılabileceğini ve Fonun aktaracağı miktarın bir kısmını bu yolla aktarılmış olabileceğini söyledi. Akçakoca bu süre içerisinde şirkette temettü, ikramiye gibi ödemelerin yapılmaması gerektiğini, sermaye artırım şartı konulması gerektiğini söyledi.

Bu süre içerisinde şirket varlıkları üzerinde hiçbir takdiyatın oluşturulamayacağını kaydeden Akçakoca, kefalet için Fonun yıllık yüzde 2-4 arası bir komisyon da alabileceğini belirtti.

Vadenin 1-2 yılı geri ödemesiz, 5 7 yıl, yıllık geri ödemeli olabileceğini söyledi.

Yönetimi bağımsız olmak zorunda
Fonun yönetiminin mutlaka bağımsız olması gerektiğinin altını çizen Akçakoca, aksi takdirde böyle bir fonun yönetilemeyeceğini kaydetti. Fonun işleyişi konusunda mutlaka çıkış yolları (exit clause) nın konulması gerektiğini kaydeden Engin Akçakoca, fon hisselerinin halka veya özel yatırımcılara satılabileceğini, teminatın paraya çevrilmesinde aynı serbestliğin sağlanacağını söyledi.

Fonun yerine aynı işlevi görecek bir "varlık yönetim şirketi" de kurulabileceğini kaydeden Engin Akçakoca, "fonun kuruluşu ve işleyişinde bankaların bilançolarına yük getirilmesinden kaçınılmasının özel önem taşıdığını" ifade etti.

Yeni İstanbul yaklaşımı
Bu olmadığı takdirde yeni bir İstanbul Yaklaşımı'nın uygulamaya konulması gerekeceğini kaydeden Akçakoca, eski uygulamadan ders alarak bu kez İstanbul yaklaşımını yeniden kurgulamak gerekeceğini söyledi. Akçakoca, bu kez mutlaka bankaların çoğunluğunun dediğinin tüm kreditör bankalar tarafından uygulanması zorunluluğu getirmek gerektiğini kaydetti. Akçakoca, ayrıca kredi işlemlerinde riskin Banka ile paylaşılabileceği bir alternatifin da olması gerektiğini söyledi.

Bütün bu önlemlerle birlikte alınması gereken başka önlemler de olması gerektiğini kaydeden Akçakoca, bunların bazılarının ise Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV)nin sıfırlanması, ara yatırım malının vadeli ithalatında Kaynak Kullanım Destekleme Fonu (KKDF) kesintisinin düşürülmesi olacağını söyledi. Akçakoca buna karşılık dövize endeksli kredilerde KKDF'nin artırılıp, BSMV'nin de kalkmaması gerektiğinin altını çizdi.

İşte Akçakoca'nın önerileri
 - Hemen harekete geçililip bu "önleyici fon" kurulmalı.
 - İstanbul Yaklaşımı yeniden kurgulanıp devreye sokulabilir.
 - Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi'nin (BSMV) sıfırlanmalı.
 - Ara yatırım malının vadeli ithalatında KKDF kesintisi düşürülmeli.
 - Dövize endeksli kredilerde KKDF oranı artırılmalı, BSMV kalmalı.

Referans