Nermin çiviciler: 2B hukuku ya da hukuksuzluğu (1)

Nermin çiviciler: 2B hukuku ya da hukuksuzluğu (1)

Artık hepimiz biliyoruz ki; 2/B adıyla anılan araziler, öncesi orman olup, 1981 yılından önce bu vasfı yitirmiş, Hazine arazileridir. Bugün bu arazilerin bir kısmının üzerinde köyler, mahalleler oluşmuş...



Artık hepimiz biliyoruz ki; 2/B adıyla anılan araziler, öncesi orman olup, 1981 yılından önce bu vasfı yitirmiş, Hazine arazileridir. Bugün bu arazilerin bir kısmının üzerinde köyler, mahalleler oluşmuş. Ama haritalarda halen Hazine arazisi olarak görünmeye devam etmekte. Yıllardan beri bu arazilerin kullananlara satılması için   kanunlar çıkarılır, Anayasa mahkemesi iptal eder. Yine çıkarılır, yine iptal edilir.

çünkü yargı kararlarına göre 2/B arazileri orman suçu işlenerek oluşturulmuş yerlerdir. Suç teşkil edecek biçimde, orman varlığının tahribi suretiyle, bu yerlerde hak kazanmaya çalışan kişilere yasal statü tanımak hukuksuzluğun ta kendisidir.
Birkaç gün önce yine gazetelerde, 2/B arazilerinin kullanıcılarına satışına olanak sağlayan yeni yasa tasarısının meclis gündemine girdiği, seçimden önce yasalaşacağı haberleri yer aldı. Aslında bu konudaki hukuki süreç neredeyse bir asırlık bir geçmişe sahip.Defalarca çıkarılıp defalarca Anayasa Mahkemesince iptal edilen yasal düzenlemelerin çok kısacık bir özetini çıkarmak bile birkaç yazı konusu. Bu haftalık sadece bizzat yaşadığım bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Benim orman mevzuatı ile ilk tanışıklığım, 70 li yıllarda henüz çiçeği burnunda bir avukatken, miras yoluyla rahmetli anneme kalan bir elma bahçesi ile başladı.   Biz orman idaresi tarafından açılan   tapu iptal davasını kaybettik. Yargıtay kararına göre, bahçe zaten bizim tarafımızdan orman suçu işlenerek oluşturulmuştu. Davayı kaybetmek bir yana, bu suçlama rahmetli anacığımın o kadar ağrına gitmişti ki, kendimi bu konuyu özel olarak incelemeye mecbur hissettim. Baktım ki; 1858 tarihli Arazi Kanunu hükümlerine göre 'eba'en ced' (nesilden nesile) kullanılagelmekte olan ormanların tapu ile tasarrufu mümkün ve ilgili memurdan izin almak kaydıyla bu ormanlarda meyve ağacı dikmek, tarla açmak, ev yapmak serbest. Cumhuriyetin kurulmasından sonra yürürlüğe giren Medeni Kanun da tasarruf şekli açısından ormanları diğer taşınmazlardan ayırmıyor. Aynı şekilde 1934 tarihli tapu kanununa göre,   bakanlık izni ile şahıslara ait ormanlarda tarım arazisi oluşturulabiliyor. Tapulu yerlerde orman örtüsünün kaldırılarak tarım arazisi yapılması yasağı, ilk defa 1937 Orman Kanunu ile gelmiş.

70 li yıllarda bilgisayar yok. Bu bilgileri toplayabilmek için günlerce kütüphanelerde, sahaflarda araştırmalar yaptım. Neticede, annemi orman kanunun yürürlüğe girmesinden çok önce vefat eden babasının kanun dışı bir işlem yapmadığını inandırabildim ama bizim tapu da gitti. Asıl zor olan bundan sonrası oldu. Madem işlemler bu kadar yasaldı da   tapu neden iptal edilmişti İnanınız sevgili okurlarım o zaman bu zaman benzer sorulara, hiçbir zaman hukukiliğini içime sindirdiğim bir cevap veremedim.

İlerleyen haftalarda 1937 yılından sonraki yasal süreci ve mahkeme kararlarının yapay gerekçelerini okudukça inanamayacaksınız. Haftaya görüşmek üzere.
Av.Nermin çiviciler