Nermin Çiviciler: Kentsel dönüşüm!

Nermin Çiviciler: Kentsel dönüşüm!

Özellikle büyükşehirlerimizin son otuz-kırk yıl içinde, hiç mühendislik hizmeti almamış ya da eskimiş kötü binalarla ve siyasi nedenlerle göz yumulan gecekondularla dolduğu bir gerçek...



2000'li yıllardan sonra nitelikli projelerin yapımına başlandı ise de, bu durum ortaya başka başka sorunlar çıkardı. Boğaz manzaralı gecekondular yanında lüks gökdelenler yer alırken, bu farklı alanlardaki yaşam şekilleri de  ak ile kara  kadar birbirinden farklılaştı.

Tarihi Süreç

1950li yıllarda aldığı göçle İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa gibi şehirler kontrolsüz bir biçimde gecekondulaşarak büyüdü. 1970lerde çıkarılan imar affı yasaları ile, uydu kentler haline gelen bu alanlardaki sağlıksız yapılara, ardı ardına yasallık kazandırıldı.

Dönüşüm kavramı, ilk defa 80li yıllarda gündeme gelmeye başladı. Bu sebeple 1984 yılından sonra, gecekondulara tapu yerine tapu tahsis belgesi verilmesi yoluna gidildi. Tapu tahsis belgesi, bir taahhütnamedir. İdare; gecekondu sahiplerine, ileride o bölgede yapılacak imar planlaması sonucunda oluşacak duruma uygun olarak hak sahibi olacağı taahhüdünü vermektedir.
1999 Marmara Depremi' nden sonra, şehirdeki yapılarının çoğunun ilk büyük depremde yıkılma riski taşıdığı ortaya çıkmasıyla dönüşüm projeleri hız kazandı. Ancak, ilk deprem dönüşüm alanı projesi olan Zeytinburnu nda  bir kişinin itirazı projeyi durdurmaya yetti.

Bundan sonra Belediye Yasası ilgili maddesi değiştirildi. Bu günkü şekliyle deprem riski nedeniyle kentsel dönüşüm alanı ilan edilen alanda bireysel itiraz etme hakkı bulunmuyor. Afet riski altındaki yerler yanında, kişinin kendi mülkündeki kaçak yapılar, başkasının arsasına yapılan konutlar da proje kapsamına alınabiliyor.

2005 senesinde bir başka kanun ile, şehirlerin yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş ya da sit alanı olarak ilan edilen bölgelerindeki dönüşüm düzenlendi. Yasa, örneğin Tarlabaşı gibi köhneleşen alanların yeniden inşa ve restore edilerek, konut,  ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, ve tarihi eserlerin yenilenerek kullanıma açılması amaçlanmakta.

Yeterli Değil

Ülkemizde Avrupa ve Amerikada geliştirilen pek çok müdahale biçiminden farklı olarak, kentsel dönüşüm deyince akıllara gecekondu bölgelerinin dönüşümü geliyor. Böylece kentsel dönüşümün doğasına aykırı olarak, kentlerin farklı problemlerine karşı genellikle tek ve aynı çözümler uygulanmakta. Oysa dönüşüm,  belli bir sosyal, kültürel ve ekonomik oluşumun iç ve dış dinamiklerinin mekanla ilişkili olarak etkileşimidir.

Kentsel dönüşümün en bilinen örneklerinin biri Almanyadaki Ruhr Havzasında yapılan kentsel dönüşüm projeleridir. Bu bölgede modern konutlar yapılırken, fabrikalar müze, fabrika arazileri park olmuştur. Oysa ülkemizde yapılmakta olan çalışmalar dönüşümü, sadece mekana ve mekanın ekonomik boyutuna indirgemekte.

Sonuçta  TOKİ  ve büyükşehir belediyelerinin kentsel dönüşüm çalışmalarının iyi başlangıç olduğu tartışmasız ise de, kentlerin ve insanların sağlıklı yaşayabilmesi, büyük kentlerin modern bir yapıya kavuşması için yeterli değil.

Dönüşüm projeleri yapılırken mimari anlamdaki iyileştirmenin yanı sıra; insan kaynağını değerlendirmedeki eksiklikler giderilmeli, sosyal aktivite imkânları oluşturulmalı, etkili bir ulaşım sisteminin getirilmeli, okul ve hastane gibi kamu hizmetlerinin verimlilikleri arttırılmalı, bölge halkının projelere katılımı teşvik edilmeli, suç ve suça neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması hedeflenmelidir.
Haftaya kadar sağlıcakla kalınız.

Nermin Çiviciler/Milliyet Emlak