Sigortacılar riskli sektör tesislerinin işletmecilerini uyardı!

Sigortacılar riskli sektör tesislerinin işletmecilerini uyardı! Sigortacılar riskli sektör tesislerinin işletmecilerini uyardı!

Riskli sektörlerde faaliyet gösteren tesislere sahip sanayici iş adamları, son zamanlarda sigorta şirketlerinin teminat vermediklerinden yakınıyor. Sigortacılar ise işletme sahiplerini öncelikle risklerinin farkına varmaları ve gerekli önlemleri almaları

 Sigortacılıkla ilgili çok sevilen bir söz vardır: “Sigorta şirketi hasarda belli olur.” Pek çok sigorta şirketi yetkilisi de uzun yıllardır kendisine bu sözü şiar edinmiştir. Ancak, değişik sektörlerden bazı iş adamları ve sanayiciler de son günlerde sigorta sektörüne yönelik olarak “Sigortacılar hasarlarımızı ödemiyor”, “Yeni sigorta teminatı bulmakta zorlanıyoruz” gibi eleştiriler yöneltmeye başladı.


Nitekim, geçen günlerde İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) düzenlenen “Sigorta Bilinçlendirme Programı” seminerinde de bu konu gündeme geldi. İSO Genel Sekreteri Mete Meleksoy, son zamanlarda sigorta yaptırmak isteyen bazı sanayi kuruluşlarının sigorta şirketlerinden yeni teklif alamama, ya da sigorta şirketlerinin, primleri yüksetme gibi sorunlarla karşı karşıya kaldıklarına dikkat çekti.


Dostluğun bozulma nedenleri

Peki, ne oldu da uzun yıllardır sigortacılar ile iş adamları arasındaki kadim dostluk bozulma noktasına geldi? Bunun bir kaç temel nedeni var: Bunun başında da son yıllarda hasarlardaki hızlı artış geliyor. Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) verilerine göre, sektörde hayat dışı (elementer) branşta toplam ödenen hasar (brüt), geçen yılın ilk 9 ayında da 2011’in aynı dönemine göre, yaklaşık yüzde 14’lük artışla 6.8 milyar TL olarak gerçekleşti. Keza, yangın ve doğal afetler branşında ödenen brüt hasar, diğer bir deyişle tazminatlar 2012’nin 9 aylık döneminde 2011’in aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 40 artışla 754.3 milyon TL olarak gerçekleşti. Özellikle geçen yıl 100’e yakın yangın nedeniyle olaşan hasarlar sigortacıların belini büktü. İkinci neden de hasarlardaki bu hızlı artışı engellemek için sigorta şirketlerinin alarma geçmeleri ve özellikle 2012’den itibaren risk yönetiminin öneminin geçmişe göre artması. Nitekim, sektördeki şirketler bu doğrultuda iş yaptıkları bir çok sektörle ilgili risklerini yeniden gözden geçirmeye başladı. Sigorta şirketleri, özellikle çırçır fabrikaları, kimya tesisleri ve boya imalathaneleri gibi risklerinin farkında olmayan ve gerekli önlemleri almayan işletmeleri sigortalama konusunda temkinli yaklaşmaya başladı.


Reasürans faktörü 

Üçüncü bir faktör de reasürans piyasalarıyla ilgili. Sigorta şirketleri, yurtdışından reasürans bulma konusunda büyük bir sıkıntı yaşamıyor. Ancak, reasürans sisteminin değişmeye başladığı ve sigorta şirketlerinin artık riski daha fazla üzerinde taşımaya başladıkları kaydediliyor. Bunun sonucunda da şirketler risk seçiminde daha titiz davranıyor. Dördüncü bir faktör olarak sigorta şirketlerinin “koasürans” yani, riskli sektörlerle ilgili risklerini birden fazla şirket arasında paylaştıracakları bir yapının, Türkiye’de henüz oluşmamış olması da sigorta şirketlerinin teminat verme konusunda ihtiyatlı davranmalarının bir başka nedenini oluşturuyor. Bunlardan da öte öz sermaye karlılığı negatif olan şirketlerde çoğunluğu yabancı olan sermayedarlar da şirket yönetimlerine baskı yapmaya başladı. Nitekim hayat dışı sektörde 2008 yılında yüzde 10,6 olan öz kaynak kârlılığı, bu yıldan itibaren gerileyerek 2010’da yüzde -3,7’ye düştü, geçen yılın ilk 6 aylık döneminde de yüzde -2,5 olarak gerçekleşti.


Risklerde farkındalık önemli

Konuyla ilgili olarak bir noktaya da açıklığa kavuşturmakta yarar var; “Sigorta sektörü, tüm çırçır fabrikaları, boya imalathaneleri, kimya tesislerini vb. sigortalamıyor” demek de yanlış. Burada sigorta teminatı verilmeyen işletmeler, risklerinin farkında olmayan, asgari standartları yerine getirmeyen ve başta yangın olmak üzere çeşitli risklere karşı gerekli güvenlik önlemlerini almayan işletmeler. Bu sadece, basında bahsi geçen riskli sektörlerle de sınırlı değil. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Recep Koçak’ın verdiği şu örnek oldukça anlamlı: “Ambar kapakları tam olarak kapanmayan bir şilebin taşıyacağı çimentoya da kimse teminat veremez, çünkü navlunun küçük bir dalgada veya yağmurda ıslanma riski yüzde yüzdür.” Ayrıca, söz konusu tesislerin milli servetin de bir parçası olduğunun unutulmaması gerekiyor. Tesis sahiplerinin de bu bilinçle hareket ederek öncelikle risklerini ayırt etmeleri ve önlemlerini almaları ve gerektiğinde de sigorta yoluyla riski devretmeleri gerekiyor. Bir de yaşanan deneyimlerden hareketle sigortasını yaptırmış bir İşletme sahibi sözgelimi tesisi yandığında bunu sigorta şirketinden tazmin etse bile, söz konusu tesisi yenidan çalışır hale getirmek 1-2 yılı bulabiliyor. Bu sürede de işletme iş , müşteri, imaj kaybı yaşayabiliyor. Bu nedenle tesis daha yanmadan işletme sahibinin gerekli önlemleri alması gerekiyor.


Sigortacılar neden ince eleyip sık dokuyor? 

Son yıllarda hayat dışı sektörde özellikle yangın branşında hasarlar hızla artıyor.

Sigorta şirketlerinde “hasar” ve “risk” yönetimin önemi arttı.

Öz sermaye kârlılığı negatif. Sermayedarlar yönetime baskı yapıyor.

“Koasürans” yoluyla risklerin birden fazla şirket arasında paylaşılacağı bir yapı, Türkiye’de henüz oluşmadı.


Axa Sigorta CEO’su Cemal Ererdi: Riski iyi yöneten tesisler de var 

Axa Sigorta CEO’su Cemal Ererdi, sigorta sektörüne yönelik son zamanlarda bazı iş adamları ve sanayicilerin “sigorta teminatı bulamıyoruz; sigorta şirketleri tesislerimizi sigortalamıyor” şeklindeki eleştirilerini de sigorta endüstrisine yapılan haksızlık olarak görüyor. Sözgelimi, geçen günlerde bir çırçır fabrikası sahibinin bu konudaki eleştirilerini hatırlatan Ererdi, “Ancak, söz konusu çırçır fabrikası iki defa yanmış. Fabrika iki defa yanıyor ve sahibi gerekli önlemleri almıyorsa sigortacıları teminat vermiyor diye suçlamak doğru değil” diyor. Her sektörde iyi yönetilen ve iyi korunma önlemi alan tesisler olduğu gibi bu konuya dikkat etmeyen tesisler de olduğunu vurgulayan Ererdi, “Sektör, riskin daha iyi yönetilmesi konusunda sigortalıyla doğru ilişki kuran bir sektör. Sigorta sektörü, bir sanayi tesisinin ortadan kalkmaması için çaba gösterdiği zaman milli ekonomiye en önemli katkıyı yapıyor” diyor.


Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Recep Koçak: Sigorta yaptırmakta zorlanan firmalar bütün şirketlerin kapısını çalsın 


Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Recep Koçak, sigorta şirketlerinin 2012 yılında izlediği pazarlama süreci çerçevesinde problem yaşanan sektörleri, kimya sektörü, plastik sanayicileri, boya imalatçıları, mobilyacılar, kereste toptancıları ve çırçır fabrikaları olarak sıralıyor. Sigorta şirketlerinin, riski yüksek seviyede olan işletmelerde “asgari standartların” mevcudiyetini tetkik ettiğini, bu şartları taşımayanları ise sigortalamadığını ifade eden Koçak, “Bugün itibariyle bu sorun yangın ve mühendislik branşlarında yaşansa da, konu bir risk değerlendirmesi olduğu için, zorunlu sigorta haricindeki tüm branşlarda bu sorunların ortaya çıkması muhtemel. Kabul edilmelidir ki, işletmelerde aranan standartları biz sigortacılar getirmediğimiz gibi, bu standartların önemli bir kısmı devletin çıkarmış olduğu yönetmeliklerde yer alıyor” diyor. Teminat bulmakta zorlanan işletmelerin, piyasadaki tüm şirketlere müracaat etmelerini tavsiye eden Koçak, işletmelere yönelik şu mesajları veriyor: “Her bir sigorta şirketinin riski ele alışı bir diğerinden farklı olabiliyor. Dolayısıyla işletmeler, bir kaç olumsuz cevapla yetinmemeli, gerekiyorsa tüm sigorta şirketlerinin kapısını çalmalı. Ancak benim tavsiyem, işletmede alınması tavsiye edilen bazı önlemler veya yapılması gereken bazı yatırımlar var ise; vakit geçirmeksizin bunların tamamlanması gerekli. Sigortalılarımız, hiç sigortalı değilmişçesine gereken tüm önlemleri almış olmalı.”


Aon Benfield Türkiye CEO’su Servet Gürkan: Doğru risk ve fiyatlamayla her zaman teminat bulunabilir 

Aon Benfield Türkiye CEO’su Servet Gürkan, sigorta yaptırmanın bir işletmenin tüm risklerini olduğu gibi sigortacıya devretmek anlamına gelmediğini söylüyor. İşletme sahiplerinin öncelikle risklerini tespit ettirmeleri daha sonra risklerini iyileştirmeleri ve bazı risklerini ortadan kaldırmalarının gerekli olduğunu ifade eden Gürkan, “En son olarak da ortadan kaldıramayacakları riskleri sigortacıya devretmeleri gerekir. Yani, sigortacıya devir işlemi risk yönetiminin dört aşamasından biri. Daha risklerinizi bilmeden ve riskleri ortadan kaldırmaya çalışmadan, direkt bu sigorta şirketine devredilmeye çalışırsa hem sigorta yaptırmak hem de uygun fiyat bulmak mümkün olamaz. Ayrıca Türkiye’de sözgelimi boya sektöründe sigorta şirketleri zarar ediyorsa bir başka deyişle her yıl ödenen hasar, alınan primden fazla gerçekleşiyorsa sigortacı veya reasürör ‘burada bir yanlış var’ der ve fiyatları yükseltir. Fiyatın yükselmesi de doğrudur ve her zaman olabilir” görüşünü dile getiriyor. Türk sigorta sektörünün riskli sektörleri sigortalanmasında reasürans bulma konusunda bir sıkıntının olmadığını belirten Gürkan, “Sözgelimi boya sektörünün toplam değeri sigorta dünya pazarı içinde çok küçük olduğu için fiyatları birebir etkileyecek bir sonuç doğurmaz. Doğru risk ve doğru fiyatlama ile her zaman uluslar arası piyasalarından teminat bulmak mümkün” diyor.


İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Faruk Ömrüuzak: Sigortacılar bir takım risk önlemlerinin alınmasını istiyor


İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve eski bir sigortacı Faruk Ömrüuzak, sigorta sektörünün özellikle yangın branşında sigortalamakta zorlanmaya başladığı sektörleri kimya, petro kimya, boya, tekstil vs. olarak sıralıyor. Ancak, sigortacıların bu sektörlere omuz çevirmediklerini sadece bu sektörlerdeki işletmelerde bir takım fiziki risk önlemlerinin alınmasını istediklerini belirten Ömrüuzak, “Bu da sigortalıya maliyet getirdiği için sigortalılar bu konuda şikayetçi” diyor. Sektörün tutumunda reasürans piyasasının daralmasının da etkili olduğunu ifade eden Ömrüuzak, “Reasürans şirketleri uluslararası teminat veren şirketler. Tüm dünyadaki afetler dünya reasürans piyasasını kapasitesini ve fiyatlarını etkiliyor. Türkiye’de sonuçların iyi olması bile yeterli değil. Reasürörler olaya global gözle baktıkları için başka bir ülkedeki afet, Türkiye’deki resürans fiyatlarını da etkiliyor” görüşünü dile getiriyor. 

Şemsiye Ekonomist/Alp SÜER