Taşkömürü, Demir-Çelik, Enerji ve Zonguldak Gerçeği Paneli düzenlendi!

Taşkömürü, Demir-Çelik, Enerji ve Zonguldak Gerçeği Paneli düzenlendi! Taşkömürü, Demir-Çelik, Enerji ve Zonguldak Gerçeği Paneli düzenlendi!

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Eyüp Alabaş, Türkiye' deki sondaj çalışmalarının Avrupa' nın çok altında olduğunu belirterek, "Maden arama çalışmaları mutlaka hızlandırılmalıdır" dedi...




Alabaş, madencilerin 1990'da başladıkları grevin ardından işverenin isteklerini kabul etmemesi nedeniyle 4-8 Ocak 1991'de gerçekleştirdikleri  Ankara  yürüyüşünün 23. yıl dönümü dolayısıyla GMİS Şemsi Denizer Salonu'nda düzenlenen "Taşkömürü, Demir-Çelik, Enerji ve Zonguldak Gerçeği Paneli"nde yaptığı konuşmada, 165 yıllık üretim kültürüne sahip bölge insanının süreci doğrudan yaşadığını ve büyük bedel ödediğini savundu. 


Maden ocaklarına ve demir-çelik fabrikalarını hedef alanlar karşısında 1990 ve 1994 yıllarında dönemin hükümetine tavır aldıklarını, bugün de aynı şeyleri yapacaklarından kimsenin kuşkusu olmaması gerektiğini ifade eden Alabaş, şöyle konuştu:


"Bölgemizde ve dünyanın dört bir yanında enerji için insanlar katlediliyor. Devletler parçalanıyor ve ülkemiz de bu oyunlara alet edilmek isteniyor. 2013 yılının rakamları netleşiyor. Yaklaşık 100 milyar dolarlık dış ticaret açığının neredeyse 60 milyar dolarlık kısmı enerjiden kaynaklanıyor. Böyle bir ekonomik yapıda sanayi bağımsız kalamaz. Cari açık ile enerji açığı eşitlenmiş durumdayken kaynaklarımızı kullanmaktan başka seçeneğimiz yoktur. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), mutlaka aktif hale getirilmeli ve ülkemizin maden rezervleri sağlıklı tespit edilmelidir. Türkiye'deki sondaj çalışmaları, Avrupa'nın çok daha altındadır. Maden arama çalışmaları mutlaka hızlandırılmalıdır."


Çatalağzı Termik Santralinin (ÇATES), Türkiye Taşkömürü Kurumunun (TTK) ayrılmaz parçası olduğunu vurgulayan Alabaş, "ÇATES, TTK'nın düşük kalorili atık kömürünü değerlendirmek için kurulmuştur. Amaç, düşük kalorili kömürü ülke ekonomisine kazandırmaktır. Yıllardır bu yapılmıştır. Özel sektör mantığıyla bakarsanız, dışarıdan kömür alarak ya da doğalgaz getirerek veya fuel oil alarak enerji üretmek daha karlıdır. Kaldı ki enerji, kamu ya da özel sektör eliyle üretilsin. Her şart altında devletin kontrolünde olmak zorundadır" diye konuştu. 


- "Bütün dünyayı Çinlilerin makineleri işgal etmektedir"


Aksaray Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Celalettin Sencer İmer ise 1850'de başlayan kömür üretiminin Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti'nin enerji kaynağı olduğunu belirterek, "Daha sonra buraya yatırım yapılmıştır. Taşkömürü işletmeleri kurulduğundan bu yana tahminim 400 milyon ton kömür üretilerek Türkiye'nin kalkınmasına gitmiştir. Türkiye bugün bir yere gelebilmişse bu, kömür sayesinde gelmiştir" şeklinde konuştu.


Ereğli Demir ve Çelik Fabrikalarının (ERDEMİR) önemine değinen İmer, şunları kaydetti:


"Sanayi buna paralel gider. Çin, bugün 21. asrın bir numaralı gücü oluyorsa, bu çeliği ve enerjiyi iyi kullanmasıyla ilgilidir. Bütün dünyayı Çinlilerin makineleri işgal etmektedir. Turgut Özal, başbakan olduğu dönemde ben Yusuf Özal'ın başdanışmanıydım. Turgut Özal'a demir-çelik sektörü ve Almanya ile münasebetleri konusunda danışmanlık yaptım. Bu konuda da köşke çağrıldım. O zaman cumhurbaşkanıydı. Bizimle bakanlar da aynı şekilde toplantıda bulunuyordu. Özal, toplantıda 'Zonguldak'ı kapatmak lazım, çok zarar ediyor' dedi. Bakanlar ve Hazine yetkilileri de 'evet efendim, kapatmak lazım, dünyada kömür çok ucuz, her yerden alabiliriz' diye destek verdi. 'Kapatamazsınız' dedim. Özal, karşısındaki adamı samimi bulduğunu biliyorsa, dürüstçe, kişiselleştirmeden bir şeye karşı duruyorsa, onu dinlerdi. 'Bana niye kapatılmazmış, söyle bakalım' dedi. 'İlk olarak Türkiye'nin taşkömürüne ihtiyacı var, stratejik malzeme. Burayı kapattığınız anda bütün yatırımlar boşa gider, orayı su basar. Şu anda o galerilerdeki demiryolunun uzunluğu Ankara-İstanbul arasındaki demiryolundan daha uzundur. Dolayısıyla bütün bunları kaybedersiniz' dedim." 


"İkincisi, bu kömürü kullanmamız lazım, dengelemek açısından. Bugün fiyatı 50 dolar ama yarın fiyatı 200-300 dolar olacak" dediğini belirten İmer, sözlerini şöyle tamamladı:


"Üçüncü olarak sosyal boyuta bakalım. 'Burada 200 bin adam yaşıyor ve bunun yaratmış olduğu dolaylı istihdam sorununu nasıl çözeceksiniz' dedim. Almanlar buna alternatif sanayi kolları geliştirip öyle yapıyor. 'Siz bunu nasıl yapacaksınız' dedim. Bunun üzerine 2 saat sonra falan toplantının bittiğini söyledi. Toplantıdan çıkarken kapının yanında 'ya Sencer sen haklısın kapatmayalım biz orayı' dedi. Ağustosta gazeteye demeç verdi.


Ondan sonraki yürüyüş hikayesi bir noktada pazarlıktır. İşveren ve sendikalar arasında kapatıyoruz, lafları pazarlık için kullanılır. Özal, bunu anlamıştı, mühendislikten ve tabandan gelen bir adamdı. Ben mahalli idare yönetiminden gelenlerin bunu anlamasını beklemiyorum, bu zor."


AA