Tayyip Erdoğan: Vanlı kardeşimden rica ediyorum; Lütfen, hasarlı binalara girmeyin, hatta yaklaşmayın!

Tayyip Erdoğan: Vanlı kardeşimden rica ediyorum; Lütfen, hasarlı binalara girmeyin, hatta yaklaşmayın!



Başbakan Erdoğan, 111 tesisin toplu açılış töreninde "Hasarlı binalara girmeyin, bu binalara yaklaşmayın. Sadece müteahhitleri, denetim kuruluşlarını, yerel yönetimleri değil, artık tek tek kendimizi de sorgulamak durumundayız" dedi  


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes şunu bilsin ki bu iş tek başına Hükümetlerin çözebileceği bir iş değildir. Bu mesele, devlet-millet işbirliğiyle karşılıklı güvenle, anlayışla çözülebilecek bir meseledir. İşte onun için 74 milyonu, muhtemel depremlere karşı teyakkuz halinde olmaya çağırıyorum. Allahın izniyle biz, milletçe bu meseleyi çözeriz. Can kaybını, yaralanmaları, mal kaybını en asgariye indirebiliriz. Sıfırlayabiliriz demiyorum. Biz bunu başarabiliriz ve inşallah da başaracağız" dedi.

Erdoğan, Orman ve Su İşleri Bakanlığının yaptırdığı 111 Tesisin Toplu Açılış Törenine katıldı. Atatürk Kapalı Spor Salonunda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, bugünün 11.11.2011 tarihi olduğunu hatırlatan Erdoğan, 111 tesisin hayırlı olmasını diledi.

Konuşmasının başında, Vanda 5,6 şiddetindeki deprem neticesinde hayatını kaybeden vatandaşlara Allahtan rahmet dileyen Erdoğan, yaralı vatandaşlara da acil şifalar temenni etti. Edremit ilçesi merkezli bu son depremde, Van merkezde 25 binanın maalesef yıkıldığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu binalardan 22 tanesi çok şükür daha boşaltılmıştı. Sadece üçünde enkaz altında kalanlar oldu. Arama kurtarma ekiplerinin özverili çalışmaları neticesinde, enkazdan 30 kişi yaralı olarak çıkarıldı, 20 kişi ise hayatını kaybetti. İlk deprem sebebiyle zaten Vanda tüm kurumlarımız, ekiplerimiz, sivil toplum örgütleri teyakkuz halindeydi. Bu yeni depremle birlikte, 5 askeri, 2 sivil kargo uçağıyla bölgeye yardım sevkıyatını hızlandırdık. Çok hızlı bir şekilde, enkazın olduğu yerlere, 688 kamu personeli, 71 arama kurtarma ve sağlık ekibi, 14 arama köpeği, 62 araç ve 3ü uçak, 8i helikopter olmak üzere 22 ambulans gönderdik. 5.6lık depremden sonra bölgedeki ihtiyaç sahiplerine, 8 çadır, 45 bin 407 battaniye ve 600 yatak ulaştırdık. Depremden etkilenen 300 vatandaşımızı da tedavileri için  Ankara  ve İstanbula taşıdık. Gerek önceki büyük depremin, gerek son depremin yaralarını sarabilmek için, devletimizin tüm imkanlarıyla, tüm kurum ve kuruluşlarımızla, başta bakan arkadaşlarımız olmak üzere tüm yetkililerle bölgedeyiz. Şu anda yine Başbakan Yardımcım Sayın Atalayın riyasetinde 4 bakan arkadaşım orada. Vali arkadaşımızla birlikte değerlendirmeleri yapıyorlar. Ona göre adımlarımızı atacağız. Vanlı kardeşlerim lütfen müsterih olsunlar. Biz onların korkularını, tedirginliklerini, yaşadıkları acıyı çok iyi biliyoruz, çok iyi hissediyoruz. Var gücümüzle, imkanlarımızı zorlayarak Vanlı kardeşimizin yanında olmanın mücadelesini veriyoruz. Daha önce de söyledim, kimseyi bu kış gününde aç ve açıkta bırakmayacağız inşallah. Allahın izniyle, çadır, battaniye, ısıtıcı, gıda ne gerekiyorsa fazlasıyla sağladık ve sağlamaya devam edeceğiz. Bölgede geçici konutları hızla monte ediyoruz, kalıcı konutlar için de kolları sıvadık. Yine Vanlı kardeşimden rica ediyorum. Lütfen, hasarlı binalara girmeyin, hatta bu binalara yaklaşmayın. Artçı depremler devam ediyor. Bilim adamlarımızın tespitlerine göre bir süre daha da devam edecek. Lütfen, tedbiri elden bırakmayalım, lütfen risk altına girmeyelim."

DEPREMDE HAYATINI KAYBEDEN JAPON DOKTORA TEŞEKKÜR

Sadece Vanlıların değil, 74 milyon vatandaşın dikkatini özellikle bir hususa çekmek istediğini kaydeden Başbakan Erdoğan, Türkiyenin bir deprem bölgesi olduğunu hatırlattı. Geçmişte, Erzincan, İzmir, Burdur, Muş, Kütahya, Samsun ve Erzurum gibi illerde çok büyük depremler yaşandığını belirten Erdoğan, o dönemde haberleşme imkanlarının bugünkü kadar yaygın ve kolay olmadığını, deprem biliminin bugünkü kadar ileri olmadığını dile getirdi. Ancak son yıllarda, başta Sakarya ve Düzce depremleri olmak üzere, Çankırı, Afyon, Bingöl, Bala, Elazığ ve Simav depremlerini bütün Türkiyenin aynı anda öğrendiğini ve gelişmeleri an be an izlediğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Üniversitelerimizde deprem üzerine uluslararası boyutta merkezler kuruldu, önemli bir birikim oluştu. Sivil toplum örgütlerimiz aynı şekilde yardım noktasında, arama kurtarma noktasında çok güzel ekipler oluşturdu. Artık, tek tek vatandaşlarımızın da bu bilinç düzeyine, bu farkındalığa ulaşması kaçınılmaz hale geldi. Bana bir şey olmaz anlayışıyla hareket etme lüksümüz bulunmuyor. Deprem öncesinde alınması gereken tedbirleri hepimizin bilmesi, öğrenmesi ve uygulaması gerekiyor. Deprem anında, deprem sonrasında nasıl hareket edeceğimizi, nasıl davranacağımızı bilmemiz, öğrenmemiz gerekiyor. Ev ya da iş yeri alırken, kiralarken, yaptırırken, bir gün deprem olabileceğini artık hesaba katmamız gerekiyor. Altında oturduğumuz çatının sağlamlığını sorgulamamız gerekiyor. Kısacası, depremle yaşamayı ama tedbirli yaşamayı artık topyekün, milletçe, bilinçli bir şekilde hayatımıza yerleştirmemiz gerekiyor. Sadece müteahhitleri, denetim kuruluşlarını, yerel yönetimleri değil, artık tek tek kendimizi de sorgulamak durumundayız. Eğer, 1903te, Malazgirtte 2 bin 626 kişinin vefat ettiği depremden ders çıkarılsaydı, inanın, 1930da Hakkaride 2 bin 514 kişi hayatını kaybetmezdi. Eğer 1939da tam 32 bin 962 kişinin öldüğü büyük Erzincan felaketinden ders çıkarılsaydı, 1944te Bolu Geredede 4 bin kişi hayatını kaybetmeyebilirdi. 1966da Vartoda 2 bin 394 vatandaşımızı kaybettik. 1975te Licede 2 bin 385 vatandaşımızı kaybettik, 1976da Muradiyede 3 bin 840 vatandaşımızı kaybettik. Bütün bu depremlerin üzerine, Sakarya, Gölcük, İstanbul depreminde maalesef 17 bin 127 kardeşimizi kaybettik.

Biz depreme karşı duyarsız olamayız, duyarsız kalamayız. Yaşanan onca felaketi unutup, hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Hükümet olarak en başından itibaren çok yoğun şekilde depreme karşı hazırlık yapıyoruz. Bir yandan acil müdahale konusunda önemli reformlar gerçekleştirirken, bir yandan da Türkiye genelinde hızla kentsel dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Herkes şunu bilsin ki; bu iş tek başına Hükümetlerin çözebileceği bir iş değildir. Bu mesele, devlet-millet işbirliğiyle, karşılıklı güvenle, anlayışla çözülebilecek bir meseledir. İşte onun için 74 milyonu, muhtemel depremlere karşı teyakkuz halinde olmaya çağırıyorum. Allahın izniyle biz, milletçe bu meseleyi çözeriz. Can kaybını, yaralanmaları, mal kaybını en asgariye indirebiliriz. Sıfırlayabiliriz demiyorum.

Biz bunu başarabiliriz ve inşallah da başaracağız. Depremde hayatını kaybeden Japonya vatandaşı dostumuzu da şükranla yad ediyor, ailesine, yakınlarına, Japonya devletine buradan baş sağlığı mesajlarımı iletiyorum."

 

"OTURULABİLİR İZNİNİ VERENLE İLGİLİ YASAL SÜRECİ BAŞLATACAĞIZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Vanda meydana gelen depremle ilgili olarak, "Bizler tabii burada yasal süreci de çalıştıracağız. Kimler olursa olsun, ister üniversite camiasından olsun, ister AFADdan olsun, kim, nereden olursa olsun, kim burada oturulabilir şeyini vermişse, bunlarla ilgili de yasal süreci başlatacağız" dedi.

Erdoğan, Orman ve Su İşleri Bakanlığının yaptırdığı 111 Tesisin Toplu Açılış Törenine katıldı. Burada yaptığı konuşmada Vanda meydana gelen depremle ilgili değerlendirmelerde bulunan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu depremi speküle eden, bunun üzerinden kendisine rant sağlamaya çalışan çevreleri de buradan uyarmak istiyorum. Bunların hiçbirisinin depremle mücadelede verdikleri herhangi bir katkı söz konusu değil. Açık ve net söylüyorum. Bunlar depremzede de değil. Bunlar sadece buradaki süreci provake etmeye çalışan provakatörler. Bunlar depremzede değil. Orada çalışmakta olan, gayret eden bakanlarımız, valimiz, valilerimiz ve oraya emeğini koyan güvenlik güçlerimiz, hepsi birde orada bir de bunlarla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Bizim işimiz var. Orada böyle bir durum söz konusu olmuş ve bütün bu evlerin yapımında, inşasında gelinen noktada herkes ne yazık ki hesabını, kitabını çok farklı yapmalı ve menfaat odaklı, çıkar odaklı adımları bir kenara koyarak artık inşasında bulunduğumuz her türlü binada da bütün depreme dayanıklılık, zemin etüdüne varıncaya kadar her şeyi hep birlikte çok iyi götürmemiz lazım. Bizler tabii burada yasal süreci de çalıştıracağız. Kimler olursa olsun, ister üniversite camiasından olsun, ister AFADdan olsun, kim, nereden olursa olsun, kim burada oturulabilir şeyini vermişse, bunlarla ilgili de yasal süreci başlatacağız. Zira bizler her şeyi bilen insanlar değiliz. Bu bilen insanları buralarda istihdam ediyoruz. Onların verdiği raporlara da uymak durumundayız. Uyulmadığı zaman da niçin uymadınız diye siyasetçi bununla karşı karşıya kalır. Dolayısıyla bunların nedeni, niçini üzerinde de ilgili mercilerin tabii ki duracağını umuyorum."

"KKTC'YE SUYU ANAVATAN'DAN AKITIYORUZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dünyada ilk defa uygulanacak bir projeyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin su meselesinin çözüleceğini belirterek, "Temelleri attık, çalışma devam ediyor. İnşallah 7 Mart 2014te, saat 13.00te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine de Anavatandan suyu akıtıyoruz" dedi.

 

Başbakan Erdoğan, Orman ve Su İşleri Bakanlığının yaptırdığı 111 Tesisin Toplu Açılış Töreninde yaptığı konuşmada, bugün,buruk da olsa bir büyük heyecan ve coşku yaşadıklarını ifade etti.

11.11.2011 tarihinde, 111 büyük tesisi Türkiyenin, Türk Milletinin ve şehirlerin hizmetine sunduklarını belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: "Dile kolay... Bugün bir kalemde, tam 8 milyar 365 milyon liralık 111 ayrı yatırımın açılışını yapıyoruz. 5 baraj, 48 hidroelektrik santral, 12 dere ıslahı ve taşkın koruma tesisi, 5 gölet, 11 sulama tesisi, 10 içme suyu tesisi, 3 meteoroloji radarı, 5 gözlem istasyonu, 6 kent ormanı ve 6 milli park, resmi olarak bugün buradan hizmete giriyor. Artvinden Tekirdağa, Sinoptan Mersine, Rizeden Çanakkaleye kadar Türkiyenin 4 bir yanı bugün, suyun bereketiyle, yeşilin güzelliğiyle buluşuyor.

Bu tesislerle yılda 7 milyar 100 milyon kilovat saat elektrik üreteceğiz. 721 bin dekar tarım arazisini sulayacağız. Yılda 124 milyon metreküp içme ve kullanma suyu temin edeceğiz. 2 il, 16 ilçe ve 43 köyü taşkınlardan koruyacağız. Şehirlerimizi yeşil alanlarla, mesire yerleriyle; çiftçilerimizi daha isabetli hava tahminleriyle buluşturacağız. AK Parti iktidarından önceki hükümet 3 yıl iktidarda kaldı. Hangi hükümet olduğunu biliyorsunuz... Bu üç yılda 9 tesis yaptı, 9 tesis. Kimdi bu DSP-MHP-ANAP iktidarı... Bunlardan bir şey olmaz. Bunların bu ülkeye verebileceği bir şey yok. Biz 9 yılda tam 991 tesisi tamamladık ve milletimizin hizmetine açtık. Onlar 3 yılda 9 tesis açıyor, bizim 3 yıllık ortalamamız 330 tesis. Üstelik, bunu nasıl yaptık biliyor musunuz Bizden önce DSİnin bütçeden aldığı pay yüzde 3,5; yatırım bütçesi payı yüzde 44. Biz bu oranı düşürdük. Bütçeden alınan pay yüzde 2; yatırım bütçesi payı yüzde 24. Yatırımlar ise geçmişle kıyaslanmayacak oranlarda daha fazla. Fark ne Fark AK Parti farkı. Fark bu. Bütçeden alınan pay düştüğü halde kıyas kabul etmeyecek derecede fazla hizmet üretiliyor. Neden acaba Hep şunu söylediler; devletin malı deniz, yemeyen... dediler. Fakat biz millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik ve millete hizmet ederek bugünlere ulaştık. Biz milletin derdini biliyoruz, biz bu ülkenin ihtiyaçlarını biliyoruz, biz işi biliyoruz, çözümü biliyoruz ve hiçbir engel tanımadan millete hizmet götürüyoruz."

DEVLET-İ MUAZZAMA

Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinde, İstanbulun susuzluktan adeta kıvrandığını kaydeden Erdoğan, evlerin içinde küvetlerde, varillerde ve plastik bidonlarda su biriktirildiğini dile getirdi. İstanbulda bu konuda adeta bir sektör oluştuğunu anlatan Başbakan Erdoğan, bu ilde su sorununu 2050li yıllara kadar çözdüklerini ifade etti. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"İzmirin su problemini çözemiyorlardı. Gördes Projesi bitmiyordu. Biz Gördes Projesini 2010 yılında bitirdik ve İzmirin su sorununu biz çözdük. Burada farklı parti var demedik. Biz çözdük. Bizim işimiz değil,  İzmir  Büyükşehir Belediyesinin işiydi. Ama orada yaşayan da bizim halkımız, bizim vatandaşımız... Dedik ki DSİye, süratle bu işi bitirelim ve bu iş çözülsün. Kesikköprü ve Gerede projeleriyle de inşallah Ankaranın da su meselesini 2050 yılına kadar çözdük, çözüyoruz. Türkiye ile de sınırlı kalmadık. Dünyada ilk defa uygulanacak bir projeyle, şimdi yavru vatan Kıbrısın da su meselesini biz çözüyoruz. Temelleri attık, çalışma devam ediyor. İnşallah 7 Mart 2014te, saat 13.00te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine de Anavatandan suyu akıtıyoruz. Şimdi buradan, Biz milliyetçiyiz diye sadece slogan atanlara sesleniyorum; milliyetçilik işte böyle olur, büyük devlet işte böyle olunur. Devlet-i muazzama böyle yapılır. Şimdi yine öyle olacağız. Biz çevreciyiz diye sadece slogan atanlara sesleniyorum; çevrecilik işte böyle olur, çevre işte bu şekilde korunur. Onlar sadece slogan atar; biz iş üretiriz iş. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde..."

Başbakan Erdoğan, yaptığı konuşmanın ardından açılışı yapılan çeşitli noktalara sinevizyonla bağlandı. Erdoğan, baraj açılışı sırasında "Eskiden Su akar Türk bakar derlerdi, şimdi su akar Türk yapar diyoruz" dedi. Başbakan Erdoğan, toplu açılışa katılan Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç ve Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, milletvekilleri, belediye başkanları ve diğer yetkililerle birlikte "ya Allah bismillah" diyerek kurdeleyi kesti ve 111 tesisin toplu açılışını gerçekleştirdi.

 

AA