Tutulamayacak sözlerden milletçe bıktık

Tutulamayacak sözlerden milletçe bıktık

İnşaat sektörünün içinde bulunduğu durum giderek daha da kötüleşiyor.



Azalan kredi faiz oranları, uzayan vadelerin gerçek konut talep edenlere cevap vermesini bekliyordum. Ayrıca temeli atılan mortgage sisteminin de piyasayı bir nebze düzenlemeye başlayacağını ve çürük elmaları temizlemesini hayal ediyordum... Ancak hayal tacirlerinin yok olmasını beklerken, gazetelerde ve televizyonlarda gördüğüm açıklamalardan bunların giderek artmaya başladığına şahit oluyorum.

Her geçen gün yeni biri ortaya çıkıyor ve hayalinde canlandırdığı projeleri gerçekmiş gibi anlatmaya başlıyor. Bunları dinleyen ve okuyan insanları yanlış yönlendiriyor ve provoke ediyor. Daha sahibi olmadığı arsada yüzlerce daire yapmaya başladıklarını söyleyenler; olmayan bütçeleriyle milyarlarca YTL değerinde yatırım yapacaklarını açıklayanlar; hesap kitap yapmadan konut kredisi faiz oranları hakkında ahkam kesenler, hayatlarında tek bir konut bile yapmamalarına rağmen hayali binlerce konut müşteri portföylerinin hakkında analiz yapanlar konut sahibi olmak isteyenlere yanlış yön veriyor.

Yüz binlerce insanımız, küçük de olsa başını sokacak kendine ait bir konut hayali kurarken bu tip yanlış bilgilerin büyük hayal kırıklığı yaratmasına birileri dur demeli. Sorgulanmayan bu tip hayal tacirlerinin yaptığı açıklamalar, inşaat ve gayrimenkul sektörüne depremden daha büyük zarar vermektedir. Konut sektöründeki `güven' kavramını halen sadece bina ve deprem olgularının arasında sananların bir an önce silkelenmeleri gerekir.

Özetle gayrimenkul sektöründeki canlılık nedeniyle geçmişi olmayan ve sektörde tecrübesi bulunmayan müteahhit firmalarının yaptığı projeler sıkı takibe alınmalıdır. Bir berber dükkânı açmak için bile ehil olduğuna dair ruhsat aranırken, emlak sektöründe imalatçı firma ve kişilerde de deneyim ve referans aranmıyor. Yapımcı firmaların piyasa şartlarında yeterli olması şartı yerine getirilmelidir. Kurumsal bir yapısı olmayan, ISO standartlarına göre çalışmayan, yeterli öz kaynağı olamayan firmaların boyunu aşan işlere kalkışmamalarını bekliyorum. Ya da en azından kendileri gibi firmalarla birleşerek daha güçlü firmalar haline gelme yolunda adım atmalılar.

Sanırım yakın zamanda içine düştüğüm bu dehşet ortam yok olur. Bu konuda en büyük yaptırım gücünün müşteri olacağını biliyorum. Nitekim `hormon'lu yıl olarak nitelendirdiğim 2005 yılında başlayan projeler bitmek üzere. Hemen ardından sektöre balıklama atlayanların başladıkları projeler ise gelecek yılın ortalarına doğru biteceğini umuyorum. Dolayısıyla projelerdeki gecikmeler veya taahhüt edilenlerin yerine getirilmemesi müşterilerin firma seçimlerinde daha da etkili olacaktır. Konut yapımında tecrübesi olan ve planlarını her türlü şarta göre yapan firmaların yaptığı projelere yenileri eklenirken, `hayal tacirleri'nin piyasadan elenmesi gecikmeyecektir. En azından şimdilik bu umudumu koruyorum.

Nazmi Durbakayım

Teknik Yapı Başkanı