Çukurova Balkon

Çukurambar'da ev fiyatları tavan yaptı

Çukurambar'da ev fiyatları tavan yaptı

Yeşil bahçesi, çocuk parkı olmayan bu beton ormanı semtte ev fiyatları ve kiraları tavan yapmış durumda


Kartal’ın hemen teslim en cazip sitesinde! 364.000 TL’ye ev sahibi olun!


Önder Şenyapılı'nın “Ne Demek Ankara, Balgat Niye Balgat”
başlıklı bir kitabı var
(ODTÜ Yayıncılık, 2004).
Ankara'nın ve semtlerinin adlarının
kökenini inceliyor.
Kitapta son dönemin gözde semti “Çukurambar”ı aradım.
Yoktu.
Önder Hoca'yı arayıp sordum. Dedi ki: “Ankara bir ovaya kurulmuş. Bir dönem, en verimli tarlaları o bölgedeymiş. O bölge coğrafi olarak çukurda olduğu için ‘çukur' denmiş; hububat açısından çok verimli bir alan olduğu için de ‘ambar' diye anılmış.”

Tarihe yazılan isim
“Çukurambar”, ne çukurda artık, ne de ambar...
Ama yine verimli mi verimli...
Bu kez verimliliğini, hububat kapasitesine değil, sakinlerinin popülaritesine borçlu...
Yakın zamana kadar çamur deryası içinde bir gecekondu semti olan Çukurambar, son birkaç yıldır ülkeyi yöneten siyasetçilerle bürokratların yerleştiği mekan haline geldi.
Ve “Arınç'a suikast takibi” hadisesiyle de adını tarihe yazdırdı.

Siyasetin önceki adresi
Ben yıllarca Or-an'da oturdum.
Or-an, “çukurda” değil, “yüksekte”ydi.
1970'lerde dumandan görünmez hale gelen Başkent'in dışında, Eymir gölüne nazır kurulmuş bir “temiz hava şehri”ydi.
Yeniydi, bakirdi, ODTÜ'ye ait ormanlarla çevriliydi.
Okulu, kütüphanesi, kahvesi ile (camisiz) modern bir köy görünümündeydi.
O da şöhretini siyasiler ile akademisyenlerin çoğunlukta olduğu sakinlerinden alıyordu.
Ecevit, Türkeş, Baykal orada otururdu.
Sabahları Ecevit çiftini ya da Baykal'la arkadaşlarını Eymir'e inen ormanlık kulvarda yürürken görmek mümkündü.
Kar çok yağdığında semtte mahsur kaldığımız olsa da mutlaka otostopla kente gitmek şansı bulunurdu.
Tek sıkıntı, “Nerede oturuyorsun” sorusuna “Oran'da” cevabı vermekteydi.

“Yıkın lojmanları!”
1980'lerin ortalarında
milletvekili lojmanlarının da orada kurulmasıyla Or-An, Başkent siyasetinin kabesi haline geldi.
Ama 2000'lerle birlikte bu özelliğini kaybetti.
Erdoğan, iktidara gelince milletvekillerine “Lojmandan çıkın. Halka karışın” talimatını verdi.
Boşalan lojmanlar yıkıldı. AKP'liler şehrin dört bir
yanına saçıldı.
Başbakan, politik çizgisiyle
ters isimde bir semte yerleşti:
“Subayevleri...”
Diğer AKP'liler ise, şehrin gelişme temayülü gösterdiği Eskişehir yolu üzerinde, hem genel merkezlerine, hem Meclis'e yakın bir semti gözlerine kestirdiler:
Çukurambar'ı...

Yenilenen semt
Bugün Star gazetesi ile Kanal 24'ün kurulduğu ve bir süre öncesine kadar Muhsin Yazıcıoğlu'nun oturduğu tepeden aşağı boydan boya inen yoldaki bataklıklar kurutuldu, kurbağalar susturuldu.
Meyve bahçeleri budanıp kalaycılar kovuldu.
Gecekondular yıkılıp yerlerine 10'ar katlı bloklar kuruldu.
Cadde genişletilip
asfaltlandı, yola eğilmiş gibi
duran direklerle ışıklandırıldı.
“Çukur”a inen o uzun yokuşun bittiği, muhtemelen eskiden “hububat ambarları”nın bulunduğu yere AKP Genel Merkezi kuruldu.

Ünlü siyasetçiler
Ve yeni kurulan evler, bir dönemin Saracoğlu evleri gibi, yeni dönemin siyaset elitini misafir etti.
İlk gelenlerden biri Abdullah Gül'ün eniştesi Mehmet Tekelioğlu'ydu. Evinde Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ı buluşturarak semti meşhur etti.
Sonraları Salih Kapusuz
geldi. Nihat Ergün geldi.
Osman Pepe geldi.
Ardından muhalefet de semti keşfetti:
CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu ile AKP'den kopan Abdüllatif Şener geldi.
Bugün eski buğday tarlalarının yerinde 50 bine yakın insan
50 civarında da milletvekili
oturduğu tahmin ediliyor.

Fırlayan kiralar
Tabii semtin popülaritesiyle birlikte ev fiyatları ve kiraları da tavan yaptı.
İki yıl öncesine kadar bahçe içinde çift katlı eski bir evde oturan bir tanıdığım, müteahhide arsalarını, yakındaki lüks bir sitede 1,5 daire karşılığı verdiklerini söyledi. Şimdi o daireler 400 bin liradan alıcı buluyor. Kiralar ise 1,200 liradan başlıyor.
Lüks sitelerdeki dubleks evlerin 1 milyon lira çıtasına dayandığı söyleniyor.

Numaralı caddeler 
Tuhaftır.
Ben 20'nci yüzyılın sonunda, kalabalıklaşan Or-an'dan kaçmış, ODTÜ'ye yakın bir başka ormanın kenarına sığınmıştım.
Siyaset peşimden geldi.
Yolum üzerindeki Çukurambar'ın serpilip
büyümesine ve politikleşmesine günbegün tanık oldum.
Son “takip skandalı”ndan sonra bu yazı için (ve doğrusu biraz da tetikteki istihbarat görevlilerince izlendiğimden tedirgin olarak) yeniden oralardan geçtim.
Yeşili, bahçesi, çocuk parkı olmayan bu beton ormanının numaralı caddelerinde turaladım.
Liva yine tıklım tıklımdı.
Erzincan Mandıra da öyle...
Big Chefs, yanındaki cami yüzünden nicedir alamadığı içki ruhsatını nihayet almış olmanın rahatlığıyla müşterilerini ağırlıyordu.
Alışveriş zincirleri dolup taşıyor, muhtemelen iş takipçileri için
5 yıldızlı bir otel yapılıyordu.
Her dönemin siyaseti kendi semtini kurar.
Ecevit'in Or-an'ı bitti; şimdi yaşasın Çukurambar!
Can Dündar/Milliyet