Yurtdışından sigortacılara 4.5 milyar Euro'luk afet teminatı

Yurtdışından sigortacılara 4.5 milyar Euro'luk afet teminatı



Milli Reasürans Genel Müdürü Hulki Yalçın, 2008 yılında Türk sigorta şirketlerinin afetlere karşı kendilerini 4.5 milyar Euro'ya sigortalattırdıklarını belirterek, buna karşın büyük bir doğal afetin yaşanmadığını söyledi



Türkiye'nin tek reasürans şirketi Milli Reasürans'ın yeni Genel Müdürü Hulki Yalçın, sigorta şirketlerinin 2008 yılında doğal afetlere karşı toplam 4.5 milyar Euro'luk reasürans teminatı aldıklarını açıkladı. Hulki Yalçın, Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlerin olası bir afete karşı 2.9 milyar Euro'luk teminatı yurtdışından satın aldıklarını belirterek, bu rakamın içinde Milli Reasürans'tan alınan teminat ile ve zorunlu deprem sigortası için de Doğal Afet Sigortaları Kurumu'nun (DASK) aldığı reasürans teminatının bulunmadığını söyledi. Yalçın, alınan tüm reasürans teminatı birleştirildiğinde yaklaşık 4.5 milyar Euro'luk bir rakama ulaşıldığını ifade ederek, "Geçen sene Türkiye'de büyük bir doğal felaket yaşanmadığı için, 4.5 milyar Euro'luk yurtdışı teminatı da kullanılmadı. Bu rakamın karşılığında ise şirketler 70 milyon Euro'nun biraz üzerinde reasürans şirketlerine prim ödedi" dedi. Hulki Yalçın, reasürans için ödenen primlerin bir kısmının yurtdışına gittiğini bir kısmının yurtiçinde kaldığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sektörün bilançosuna baktığınızda yaklaşık 3 milyar Euro'luk bir rakam yurtdışına devredildi. Çünkü 10 milyar Euro'luk bir sigorta için yüzde 25 ila 30 arasında bir rakamı reasüransa devretmek zorunda kalıyorsunuz. Ama bu paraya, yurtdışına giden para olarak bakmamak lazım. Zaten reasürans şirketleri, sigorta şirketleri bir kader birliği içindedir ve bu ilişki uzun soluklu bir ilişkidir. Mesela 99 depreminde ödenen paralar misliyle geri geldi, sigorta sektörüne."

En önemli risk deprem

Hulki Yalçın, Türkiye için en önemli riskin deprem olduğunu da kaydederek, sigorta şirketlerinin teminat verdikleri risklerin çok küçük tutarlarda olabildiğine ve bunları tek tek şirketlerin kendi bünyelerinden karşılayabildiklerine değindi. Ancak afet, özellikle de deprem, riskini hiçbir şirketin tek başına karşılayamayacağına dikkat çeken Yalçın, "Alınacak teminat tutarı çok ciddi rakamlara ulaşabiliyor. Reasüransın da önemi burada. Hem bireysel olarak yüksek tutarlı münferit riskleri, hem de bir afet neticesinde ortaya çıkacak yüksek hasar rakamı karşısında sigorta şirketlerini korumak. Gerçi sigorta şirketi diyoruz ama reasürans şirketleri asıl güvenceyi sigortalıya veriyor. Mesela biz bile reasürans şirketi olarak İstanbul'daki olası bir depreme karşı koruma verdiğimiz zaman, yurtdışından yüksek kredibiliteye sahip reasürans şirketlerine bunu devrediyoruz" şeklinde konuştu.

Hulki Yalçın, 2008 yılının sonunda patlak veren ekonomik krizin dünya reasürans pazarını ve bu pazarda faaliyet gösteren reasürans şirketlerini de ciddi etkilediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Krizden bazı büyük sigorta şirketleri çok büyük hasar gördü. Bunlara da reasürans şirketleri teminat verdi. Mesela, finansal riskler sigortalandı. Bunlar krizden zarar görünce şirketler de zarara uğradı. Aynı şekilde şirketlerin mali bünyeleri de ciddi bozuldu. Asıl sorun da bu. Reasürans şirketleri, yatırım yaptıkları alanlardan zarar gördüler. Gerçi kriz nedeniyle sigorta şirketlerinin uğradıkları zararlar da maalesef yine şirketlerin üzerinde kaldı."

Hulki Yalçın, "Reasürans şirketlerinin global krize kadar hiç zarar ettikleri dönem oldu mu" sorusunu ise şöyle yanıtladı: "Mesela 12 Eylül saldırısının toplam sigortalı zararı 22 milyar dolardı. Ama geçen sene yaşanan kasırgalardan dolayı toplam sigortalı zarar 52.5 milyar doları buldu. Reasürans şirketleri çok ciddi zarara uğrayabilirler. Normal olarak reasürans şirketleri belirli sermayeyi toplayıp, sigorta şirketlerine reasürans kapasitesi sağlıyorlar. Eğer bu işi yaparken belli riskleri gözardı ederseniz neticede zarar edersiniz."
Hürriyet