Zoom TPU bu yıl tasarım hareketliliği yaşatacak

Zoom TPU bu yıl tasarım hareketliliği yaşatacak

Zoom TPU, son dönemde hastane, ilaç firmalarının ofisleri gibi sağlık sektörüne yönelik projeleriyle gündemde olan bir mimarlık şirketi



Kurucu ortaklarından Atilla Kuzu, mobilya tasarımlarıyla da tanınan bir tasarımcı. Japonya'da ve Türkiye'de birçok ödül kazanan Kuzu ile, tasarım ve tasarım yaklaşımı üzerine konuştuk.
 
* Tasarım yaklaşımınızdan söz eder misiniz?
- Her zaman çağın çizgisini, teknolojinin en son geldiği nokta ne ise, o çizgiyi projelerimize taşımaya çalışıyoruz. Deneyselliğe önem veriyoruz ve bunu yaparken de yapmış olduğumuz tasarımların zamana karşı olan savaşta olabildiğince dirençli olmalarını sağlamaya çalışıyoruz. 10 yıl önce tasarladığımız herhangi bir proje ya da ürünün günümüzde bakıldığında yeni tasarlanmış hissini uyandırmış olmasını istiyoruz. Bunu yapmak için de belli bir olgunluğa ve birikime sahip olmanın gerekliliğinin farkındayız.

* Ürün tasarımı konusunda yeni çalışmalarınız var mı?
- Benim son dönemlerde yoğunlukla Japonya'da bir firmaya ürün tasarımları çalışmalarım sürüyor. Japonya'nın Conde House firması için ismini 'Atilla Lux' koydukları bir koleksiyon hazırladım. 888 firması için çalışmalarımız var. 4-5 parçalık tasarımlar yaptım. Ayrıca yurtiçinde de birkaç firma için ürün tasarımlarım bulunuyor. 2010 ürün tasarımı açısından hareketli olacak gibi görünüyor.

* Son yıllarda, farklılıklara saygılı evrensel tasarım fikri tartışılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
- Fransa, İtalya, Hollanda ve İngiltere gibi ülkeler bence ellerindeki endüstriyel imkanlarla daha farklı 'Neler yapabilirim?' noktasını aştılar. Bu tasarım konusunda artık rüştünü ispat etmiş, yetkinliği konusunda kimsenin kafasında soru işareti bırakmayacak kişilerin lisanslı olabileceği bir durum bence... Bu konuda bizim ise daha yapmamız gerekenler bitmedi.
Estetik açıdan heyecanlandırmalıyız

* Nedir yapılması gerekenler?
- Öyle tasarımlar yapmalıyız ki... Onlar şunu düşünmeli: 'Bunu ben niye daha önce düşünemedim?' çizgisi ve felsefesi ile insanları estetik açıdan heyecanlandıracak tasarımlar ortaya çıkarmalıyız.
* Dünya çapında (yapılan işlerle karşılaştıracak olursak) ülkemizin tasarım kültürünün neresinde olduğunu düşünüyorsunuz?
- Ülkemizin tasarım kültürü derken, tasarımcılarımız dünya ile boy ölçüşebilirliğin de ilerisinde başarılara sahipler elbette. Ancak tasarım kültürü, yatırımcı, üretici ve tüketici olmadan olmuyor tabiî ki... Bu nedenle çok insafsız olacak ama, daha yeni başlıyoruz bu kültürü üretmeye.

* Türkiye 'deki tasarım sizce nereye doğru yol alıyor?
Türkiye'nin durumunu bu noktada değerlendirmek zor. Evet, belki tasarım bilinci yavaş yavaş oluşuyor. Ama büyük bir kesim, tasarımı bir yaşam biçimi olarak benimsemek üzerinde düşünülmüş. Estetik değeri olan bir tasarıma para ödemek, o tasarımı kendi estetik anlayışının entelektüel seviyesini ifade eden bir unsur olarak kullanmak toplumumuzun büyük bir bölümüne uzak. Bu bilinç daha çok otomobil konusunda yerleşmiş durumda. Türkiye de bu anlamdaki yaygın alışkanlık, yemeyip içmeyip bir BMW ya da Mercedes sahibi olmak şeklinde gelişmiş. Kimisi bu arabalara sahip oluyor ama otomobili için satın aldığı konfor ve estetik anlayışını ne işyerinde ve evinde yansıtmıyor, çünkü bunun bütünüyle kendi hayat anlayışlarının düşünce yapısının bir uzantısı olduğunun bilincinde değiller. Dolayısı ile bu çelişkiye bile uzağız, ama durum ümitsiz değil aksine gelecek çok hızlı ve ilginç gelişmelere gebe..
 
Ülkemizde taklit tasarım görülüyor
* Üretimi açısından nasıl bir platform?
- Tasarımın yanlış algısı devam ediyor hâlâ. Bir iki fuar, bir iki fotoğraftan bir iki taklit yapmak tasarım olarak görülen bir coğrafyadayız. Üretim açısından ise gerekli endüstriyel altyapıya sahip değil. Ancak her geçen sene ileriye gittiği de bir gerçek. Ancak şu da var ki, endüstriyel altyapıları gelişmiş ülkelerde tasarımcılar prototiplerini kendileri üretmek zorunda kalıyorlar, çünkü hiçbir firma onlara imalat bantlarını durdurup prototip yapma imkanı vermiyor. Türkiye'de ise küçük atölyeler gerek metal gerek ahşap konusunda tasarımcıların düşündüklerini modellemeleri açısından iyi bir imkân oluşturuyor.
 
Türkiye'de imkansızlıklarla yaratıcı çözümler üretiliyor
* Özgünlükler ve olanaklar anlamında durumumuzu nasıl görüyorsunuz?
Ülkemizde son 10-15 yıllık periyot içersinde çok önemli gelişmeler olduğunu söyleyebilirim. En azından artık insanlar tasarım kavramı ile ilgili olarak az çok fikir sahibi oldular. Tasarımın, gerek ürün anlamında gerek mimari olarak getirdiği avantajların farkında olmamız ise son 10 yıllık süreçte oldu ki, bunu en rahat TV'de veya gazetede yer alan reklam sloganlarından gözlemlemek mümkün oldu. En basit bir ürünün bile reklamının tasarımı farklı diye lanse edilmesi en azından farklı tasarıma sahip olma olgusunun diğerlerine göre avantaj sağlayacağı bilincine ulaşıldığının bir göstergesi idi...

Özgünlükler anlamında bu süreci değerlendirmek zor. Bu noktaya çoğu zaman yurtdışında yapılmış iyi ya da kötü örnekleri kopyalayarak kimi zaman iyi ya da kötü yorumlarını yaparak gelindi. Olanaklar anlamında ise, tabii ki endüstriyel altyapımızın sektörü destekleyecek, ileriye götürecek düzeyde olduğunu söyleyemeyiz. Ancak kimi zaman bu imkansızlıkların tasarımcıları daha yaratıcı çözümler üretmeye yönelttiği bir gerçek. Ayrıca ülkemizde özellikle ahşap ve metal üzerine çalışan küçük atölyelerin tasarımcılara en azından prototip yapabilme olanaklarını, gelişmiş bir mobilya endüstrisine sahip ülkelere göre çok rahat bir biçimde sunduğunu da ihmal etmemek gerekir.
 
Atilla Kuzu imzalı bazı tasarımlar
-Taklamakan oturma ünitesi
-XYZ kitaplık
-YKM Mağazaları imaj değişikliği
-Carousel Alışveriş Merkezi iç mimari
-Dumankaya Modern projesi iç mimari
-Astana Başkanlık Konutu
-Dumankaya Tanıtım Ofisleri
-Tunnel Residence
-Göynük Hotel
-Memorial Hastanesi Okmeydanı
-Lütfi Kırdar Kongre Merkezi
-Acıbadem Polikliniği
Seda Tabak / Hürriyet