Gurbetçilere bu yaz ilk kez gayrimenkul satılacak!

Gurbetçilere bu yaz ilk kez gayrimenkul satılacak! Gurbetçilere bu yaz ilk kez gayrimenkul satılacak!

Dünya Gazetesi köşe yazarı olan Uğur Civelek bugünkü yazısında gurbetçilere bu yaz ilk kez KDV'siz konut ve iş yeri satışı ile ilgili detayları paylaştı. İşte o haber...




Küresel piyasalar geride bıraktığımız hafta genelinde sakin bir görünüm sergiledi. Cuma günü açıklanan Temmuz ayı ABD İşsizlik ve İstihdam verileri öncesindeki bekle-gör eğilimi bu sonuç üzerinde belirleyici oldu. Ağırlaşmış sorunlar, tehlike sınırlarını zorlayan dengesizlikler, jeopolitik konulardaki tırmanış eğilimi sergileyen gerginlikler, gelişmiş ülke para otoriteleri ile hacimli risk taşıyanlar arasındaki ciddi uzlaşmazlıklar tümüyle görmezden gelindi. Rakamların açıklanması sonrasında ise önemli bir değişiklik yaşanmadı; fakat bu durum beklentilerin değişmediği anlamına gelmiyor olabilir!


Cuma günü açıklanan ABD verileri ekonomideki ılımlı ve dengesiz toparlanmanın devam ettiğine, para otoritesinin açıkladığı stratejisinde önemli bir değişiklik olmayacağına işaret ediyor. Tarım Dışı İstihdam konusundaki net artış piyasa beklentilerini aşarak 209 bin olarak gerçekleşmiş; bir önceki aya ilişkin rakam ise yukarı yönde güncellenmiş. Genel İşsizlik oranı ise İşgücüne Katılımdaki yüzde 0,1’lik artışa rağmen yüzde 4,3 seviyesine gerilemiş. Ücretlerdeki artış ise aylık yüzde 0,3 ve yıllık yüzde 2,5 seviyesinde kalmış.


Bu veriler sonrasında piyasalarda önemli bir fiyatlama değişikliği yaşanmadı. Euro kazançlarının cüzi bir kısmını geri verdiği için dolar güçleniyormuş gibi göründü; hacimli risk taşıyanlar bu durumun diğer piyasalara yansımasını ve riskten kaçınma eğiliminin güçlenerek belirleyici olmasını engellemeye çalıştı. Emtia ve sermaye piyasalarında, önemli bir değişiklik söz konusu olamadı. ABD para otoritesi ile finansal piyasalar arasındaki uzlaşmazlıklar sinsice derinleşmeye devam etti.


Ne olup bittiğini daha iyi anlamak için ayrıntılara odaklanmakta yarar var. Genelde finansal piyasalar, özelde azaltılamayacak büyüklükte risk taşıyanlar ve bunları finanse edenler ABD para otoritesinin söylem ve eylemlerinden çok rahatsızlar! İş gücüne katılım oranının daha fazla artabileceği ve ücretlerdeki artışın çok yetersiz olduğu konularını abartarak piyasa yapmaya ve bilançolarını korumaya çalışıyorlar. Kazandıkları zamanı risk alma isteğini artırmak ve bu sayede rahatlama şansı yaratmak için kullanıyorlar; fakat gel gel çağrılarına yanıt bulamıyor ve hatta geri teptiği için pozisyonlarını büyütmek zorunda kalıyorlar!


Bu aşamada sormak gerekiyor: ortalama ücretler küresel kriz öncesine göre oldukça düşük ve son yıllardaki artış oranı çok yetersiz ise, nasıl oldu da menkul ve gayrı menkul fiyatları söz konusu dönem öncesinin çok üzerine çıkabildi ve sürekli yeni rekor tazeliyor? Yeni ve daha yıkıcı krizler olasılığını artıran bu büyük dengesizliklerin sorumluları kimlerdir? Yanıtlayalım: para otoriteleri ve finansal yapı sorumludur, yolları ise kaçınılmaz olarak ayrılmaya başlamıştır!


Yukarıdaki sorular ile ilgili iki tatsız seçenek söz konusudur; ya ücretler balonlaşmış fiyatları doğrulayacak kadar sert yükselecek ve enflasyon canavarını başrol oyuncusu yapacaktır, ya da varlık değerleri gerileyecek ve güçlenen riskten kaçınma eğilimi hacimli risk taşıyanları yakacaktır. Bu seçenekler, ABD para otoritesi ile finansal piyasalar arasındaki uzlaşmazlığı derinleştirmeye devam etmektedir. Bir taraf daha yıkıcı yanlıştan uzaklaşmaya çalışırken, diğerleri günü kurtarmak adına bu girişimleri ve beklentilerdeki olumsuzlaşmayı nafile bir şekilde durdurmaya çalışmaktadır!


Varsayıma dayalı bir soru ile finansal piyasaların büyük açmazını irdelemeye çalışalım! Eğer Temmuz ayı verileri İş gücüne katılımın ve işsizlik oranının seri bir şekilde gerilediğine, ortalama ücretlerdeki artışın bir kat daha fazla arttığına işaret ediyor olsa idi piyasaların tepkisi ne olurdu? Finansal piyasaların benimsemiş olduğu söylem, riskten kaçınma yönünde panik eğilimler sahne alır ve sistem çökmeye başlardı dedirtiyor! Taşıdıkları pozisyonlar ise, böyle olmasını engellemek için her yolu deneyecekleri ve başaramazlar ise kaçacak delik aramaya başlayacakları iddiasını ön plana çıkarıyor!


Yukarıda örneğini vermeye çalıştığımız türden testler, söylemlerin itibarsız olabileceğini ve gerçekleri taşınan risklerde aramanın daha mantıklı olduğunu düşündürüyor! Balonlaşmış varlık değerlerinin yarattığı tehlikenin hafifletilmesine, kendi çıkarlarına dokunduğu için karşı çıkan masalcıların gerçek niyetini açığa çıkarmanın başka bir yolu bulunmuyor!




Uğur CİVELEK/Dünya