"Mardan Palace'ı kim olduğumu görsünler diye yaptırdım"




Rusya'nın 57'nci zengini Telman İsmailov Antalya Kundu'da 1.5 milyar dolar harcayarak yaptırdığı lüks abidesi Mardan Palace ile ilgili konuştu.



Son dönemde en çok konuşulan ve merak edilen isim kuşkusuz Telman İsmailov. Rusya'nın 57'nci zengini Telman İsmailov'un Antalya Kundu'da 1.5 milyar dolar harcayarak yaptırdığı lüks abidesi Mardan Palace, dünyanın sayılı turistik tesislerinden biri oldu. Otel hakkında sayısız yazı ve yorum çıkarken Telman İsmailov hiç konuşmadı.

İsmailov, ilk etapta yatırım tutarının 580 milyon dolar olarak planlandığını, ancak ipin ucunun kaçtığını söylüyor. İsmailov, "Derdim para kazanmak olsaydı enerji işine girerdim. Ben burayı benim kim olduğumu anlasınlar, özümü tanısınlar diye yaptım" dedi.

 Ekonomi gazetecisi olarak hem yurtiçinde hem yurtdışında sayısız turistik tesis gezdim. En lüks, en pahalı otel yatırımlarında bile toplam maliyetin 400, bilemediniz 500 milyon doları geçtiğini görmedim. Bu rakamlar da uç rakamlardır. Çok konuşulan otel yatırımlarında dahi aslında maliyet 200 milyon doları geçmez. Zaten doğrusu da bu. Zira sonuçta bu bir ekonomik yatırım. Para koyacaksınız sonra da para kazanacaksınız.

En prestijli, çok iş yapan, fiyatını belli bir seviyenin üzerinde tutmayı başarabilen otelin bile yıllık cirosu taş çatlasın 150 milyon doları geçmez, geçemez. Bunun yüzde 30'unu dahi kâr hanesine yazsa yıllık geliri 45-50 milyon doları bulmaz, bulamaz. Bu verdiğim rakamların çok iyimser rakamlar olduğunu da hatırlatırım.

Herkesin dilindeki Mardan Palace'da ise toplam yatırım tutarı tam tamına 1.5 milyar dolar. Yani yatırım maliyetini çıkarması için bile 30 yıl gerekiyor. Hiç ama hiç ekonomik bir yatırım değil...

İpin ucu kaçtı!

Zaten bunun ekonomik bir yatırım olmadığını, asıl amacın para kazanmak olmadığını Mardan Palace'ı ortaya çıkaran dünyaca ünlü zengin Telman İsmailov da kabul ediyor.


Otel yaklaşık 400 dönüm üzerine inşa edilmiş. Telman İsmailov'un ise sadece kendine ait bir evi (pardon saray yavrusu var) Ihlamur Kasrı'nı ya da Küçüksu Kasrı'nı gözünüzün önüne getirin. İsmailov sadece kendisi için otelin içinde öyle bir saraycık inşa ettirmiş.

Bu otel ile ilgili bugüne kadar çok çeşitli maliyet rakamları çıktı. 400 milyon dolardan başladı, ucu bucağı olmayan rakamlara gitti. Bunun hesabını en iyi siz bilirsiniz. Bu otel için cebinizden şu ana kadar ne kadar çıktı?

Aslında bu projeye başlarken kafamızdaki rakam 550-580 milyon dolar arasındaydı. Bu paraya bu projeyi bitiririz diyordum. İnşaat sürerken pek çok şeyi beğenmeyip kırıp yeniden yaptım. Giriş kapısını, fıskiyeleri, benim oturduğum evin tavanını ve daha pek çok şeyi yıkıp yeniden yaptık. Dolayısıyla da maliyetler yükseldi. Ancak ucuz çorbanın tadı olmaz. Bunu biliyorum. Sonuç itibarıyla buraya 1.5 milyar dolar harcadım.

Prestij bir yatırım oldu

Bu tesisten ne kazanacağınızı düşünüyorsunuz? Yatırdığınız para az buz para değil. Bu para yıllarca oteli full kapasite ile çalıştırsanız bile kolay kolay çıkmaz.

Sana diyemem ki şu kadar kazanacağız. Bir beklentim yok. Bakacağız.

Parasal anlamda bir beklentiniz yoksa bu yatırımı neden yaptınız?

Burası prestij bir yatırım. Burası benim Türkiye'deki ilk projem. Beni tanısınlar, özümün neler yapabileceğini görsünler istedim. Ben istedim ki Avrupa'da bile olmayan otel Türkiye'de olsun. Otel için "Çok şatafatlı" diyorlar. Desinler. Buraya harcadığım para ile 5 otel yapmayı ben de bilirdim. Ya da 1.5 milyar doları enerji işine yatırırdım. Yılda da 300 milyon dolar kazanırdım. Ancak ben kalıcı birşey yapmak istedim. İstanbul nasıl önemli bir şehir ise Antalya da bu eser sayesinde önemli bir şehir haline gelecek. Paris'in simgesi Eyfel. Burası da Antalya'nın simgesi olacak. İnsanlar burayı görmek için Türkiye'ye, bu şehre gelecekler.

Ünlüler bir kuruş almadı, hürmetten geldi

Mardan Palace'ın açılışı geçtiğimiz günlerde yapıldı. Açılışa Monica Belluci Richard Gere, Sharon Stone gibi çok ünlü isimler de katıldı. Sizin bu açılış için bu isimlere çok ücret ödediğiniz konuşuldu. Bu ünlü isimleri getirmek için ne kadar ödediniz. Mariah Carey'e 1.5 milyon dolar verdiniz mi?

Açılışa katılan ünlülerle ilgili bir sürü şey yazıldı çizildi. Ben onları dünden bugüne tanımıyorum ki. Çok eski tanıyorum. Hiçbiri açılışa gelmek için para almadı. Hürmetten geldiler. Tabii ki kendilerine hediyelerim oldu. Ancak hiçbirine katılımları için bir ücret ödemedim. Mariah Carey'e 1.5 milyon dolar vermedim. Para benim. Versem, verdim derim.

Stone burayı Irak sanıyordu

İsmailov, açılışa gelene kadar Sharon Stone'un Türkiye'yi hiç tanımamış olduğunu gördüğünü söyledi ve "Burayı bir Irak bir İran zannediyordu. Bir Ortadoğu ülkesine geldiğini düşünüyordu. Çok şaşırdı. Onu bir sürü davetli ile tanıştırdım. Sonra hayretle bana "O da mı Türk'tü, yoksa o da mı Türk'tü" diye sorular sordu. Burası Avrupa'dan da Avrupa bir yer. Gelen konuklar bunu da gördü. Buraya geldikten sonra buraya deli oldular" diye konuştu.

Torunlarıma miras kalacak

"Akrep burcuyum ve o yüzden de biraz deliyim" diyorsunuz. Sizden daha deli biri çıksa ve bu tesisi almak isterse satar mısınız?

Bu eseri asla satmayacağız. Hayatımda sahip olduğum hiçbir şeyi dönüp satmadım. Sadece Kremlin'in hemen yanında bir ofis merkezi yapmıştım. Orayı sattım. Orası benim sattığım tek yerdir. Evet akrep burcuyum. Akrepler biraz deli olur. Bunu çocuklarıma ve torunlarıma da tembih edeceğim. Onlar da burayı satmayacak. Burası bir aile mirası olarak yüzyıllar boyunca yaşayacak.

Diğerleri 7 yıldızsa burası tek yıldız

İsmailov'a Rixos Belek ve Sungate Port Royal gibi Türkiye'nin en lüks otellerini görüp görmediğini şayet gördüyse ve oraların 7 yıldızlı olarak kabul edildiğini duyduysa kendi tesisine kaç yıldız vereceğini sordum. "Burayı ben tek yıldız olarak kabul ediyorum" diye çok anlamlı bir cevap verdi. Otelin SPA'sının dünyanın hiçbir yerinde benzerinin olmadığını söyleyen İsmailov "Dünyanın en iyi 100 SPA'sını seçmişler, bizim SPA açıldıktan sonra 1+100 değerlendirmesi yaptılar. Burası çok farklı bir yer ve o yüzden de tek yıldız" dedi.

Tıpkı Dolmabahçe Sarayı gibi burası da yüzyıllarca yaşayacak

TELMAN İsmailov'un eski Türk mimarisine son derece büyük bir ilgisi ve hayranlığı var. Dolmabahçe Sarayı'nın yeri ise apayrı. Zaten Mardan Palace'da Dolmabahçe Sarayı'ndan esintiler görmek mümkün. Telman İsmailov, prestij yatırımı olarak değerlendirdiği bu yatırımda neden harcamadan hiç kaçmadığını ise şöyle anlattı:

- Bakın Dolmabahçe'ye, 100 yıldan fazladır orada ve hep konuşuluyor. Benim yapmak istediğim de buydu. Bir sürü güzel bina var. Ancak yüzyıl sonra hiçbiri olmayacak. Ancak Mardan Palace 100 yıl sonra da daha sonra da kalacak. 200 yıldan sonra restorasyon yapılacak ve burası kullanılmaya devam edecek. Bugün herkes Dolmabahçe'yi konuşuyor. Ancak diğerlerini konuşan yok. Çünkü onların hepsi birbirine benziyor. Ben de burada tıpkı Dolmabahçe gibi 100 yıl sonra da sapasağlam ve tüm ihtişamı ile duracak bir yer yapmak istedim.

Türkler'in özü bu

Aslında Türkler'in özü bu. Ancak Türkiye ne yazık ki mimari açıdan çok kötü bir yaklaşım içinde. Şu an yapılanların hiçbiri Türkiye'yi ve Türk stilini yansıtmıyor. Ben buna çok üzülüyorum. Oysa Türkler yüzyıllarca böyle mekanlarda yaşadılar. O yüzden ben Türkler'den daha çok Türküm. Kendimi öyle hissediyorum.

Golf sahasını Tiger Woods açacak

MARDAN Palace'ın çok iddialı golf sahasını dünyanın en çok kazanan sporcusu olan ünlü golfçü Tiger Woods açacak. Otelin 8 futbol sahası olan spor kompleksi dikkat çekiyor. İsmailov ayrıca buraya bir hipodrom ve uluslararası yarışmaların düzenlenebileceği standartta bir buz pisti yapacağını söyledi. Golf sahasının açılışının en erken 1 yıl sonra olacağı belirtiliyor.

Düğün Mardan Palace'ta olacaksa verdİm gİttİ!  

Mardan Palace açılalı sadece 20 gün oldu. Herhalde 20 günde marka olmak başka bir otele nasip olmamıştır bugüne kadar. Bir örnek vereyim; manken Şebnem Scheffer'ı annesinden isteyen damat adayına tek bir şart koşulmuş; "Düğün Mardan Palace'da olacaksa, verdik gitti!"

1.5 milyar dolar nereye gitti?

Benİm kafam almıyor bir türlü bu 1.5 milyar doların nereye gittiğini... Soruyorum Telman İsmailov'a, ellerini yana açıp, "Görmüyor musun nereye gitti?" diyor şaşırarak... Ben sadece görünene takılmışım o saate kadar, söz gelimi altın tozundan trabzanlara... Aslında asıl para görünmeyen ayrıntılardaymış. 297 metre uzunluğundaki Avrupa'nın en büyük havuzunun altındaki teknoloji harikası mutfakta çözüyorum problemi... Domuza ayrı, koyuna ayrı, tavuğa ayrı giriş kapılarına, pişen yemeklerde bakteri çoğalmasın diye kendi kendine ısısını belirleyen akıllı dolaplara dökülmüş bunca para... Ve tabii ki asıl hizmeti verecek yetenekli insanlara...

Telman İsmailov'un malikanesindeyiz. O Azeri, ben Türk... Elbette röportajdan çok hoş beşle başlıyoruz sohbete. Kafama takılan ilk soruyu soruyorum hemen; "Neden otelin logosu akrep? Akrep burcundan mısınız?" Benim sorum bitmeden Ercan devam ediyor; "İsminizin anlamı mı akrep?" Değilmiş, "Hayır, akrep adım değil, bizzat menem" diyor gülerek İsmailov... "Akrepler kinci olmaz mı?" diyorum bu kez, hazır cevap; "Deli olur, deli! Men de deliyem!"

Kafama takıldı isminin anlamı, soruyorum yine cevabı çok doğal; "Nasıl Selman var, Süleyman var, Telman da var!" İsimlerden başlamışken, otelin ismini atlamak olur mu? Meğer babasının ismini vermiş Mardan Palace'a. Anlamı da manidar; 'mert, mert olanın önünde eğilen'... Babasının, Telman İsmailov'un hayatında önemi öylesine büyük ki, "Mardan Palace'da en mutlu olduğum köşe, babamın portresinin asılı olduğu girişteki yer" diyor.

İsmailov, hüzünleniyor babasından bahsederken; "12 kardaştık... Ben gençliğimde babamı çok üzdüm..." diye başlıyor söze, sonra susuyor. "Neden?" diye devamını bekliyorum, devamı olmasın dercesine "Delikanlılık işte..." deyip, tekrar susuyor. Anlaşıldı! Konuyu değiştirme zamanı...

"Gezen ayağa taş değer!"

Otele geldiğimden beri kafamı kurcalayan soruyu soruyorum: "1.5 milyar dolar nereye gitti?" Bu kez şaşıran o; iki kolunu yana açıp, malikaneyi gösteriyor, "Görmüyorsun nereye gitti?" Hemen ardından ekliyor; "Atalarımız, 'Ucuz çorbanın tadı olmaz' der. Misafirlere ucuz çorba vermemek için harcadık!" Ercan giriyor söze, "Paranızın hesabını çok da iyi yapmıyorsunuz galiba... Kuruşu kuruşuna harcamalara bakar mısınız?" O kuruştan çok, sonuca bakanlardan. "Kuruş hesabı yaparsan, hem geç, hem güç olur. Üstelik daha da pahalıya çıkar. Ben istedim ki, paraya kıyayım, hem en iyi adamlarla çalışayım en iyisini yapayım, hem de iki sene yerine bir senede bitireyim oteli."

Peki bu kadar çok parayı bu kadar kolay harcadığına göre, kolay mı kazanıyor? "Ne kadar para kazanmak istersen, o kadar kazanırsın. Yeter ki çok çalışasan... Bak gece 4'te ayrıldım otelden... O saate kadar toplantıdaydım. Sabah 8.30'da ayaktaydım. Benden önce yatanlar hâlâ kalkmadı. Ne para kazanacaklar onlar? Şimdi gençlere bakıyorum, öyle duruyorlar, para gelsin diye bekliyorlar. Oysa atalarımız ne demiş; 'Gezen ayağa taş değer'..." Sözün özü, para geliyor, ama sanıldığı gibi kolay değil, yine İsmailov'un deyimiyle 'eziyetle' geliyor. Ve tabii ki eziyetle gelen para da kolay gitmiyor.

Babası zenginmiş İsmailouv'un, ama üniversitede ekonomi okurken, babasından aldığı harçlık yetmezmiş. Tren garlarına gider, hamallık yaparmış. İşte böyle biri İsmailov, yetinmek yerine hep daha fazla kazanmayı tercih etmiş. İşte bu yüzden Mardan Palace'a yatırdığı 1.5 milyar dolar ona çok fazla gelmiyor. O harcadığı her doları, otelin ayrıntılarındaki ihtişamda görebiliyor.

Babasının bir sözü varmış kulağına küpe olan; "Yok olursa neylersin? Eğer zengin olduktan sonra 5 kişiyi, 10 kişiyi zengin edersen, o zaman kazandığın para sana helaldir." Nitekim öyle yapıyor İsmailov. Mardan Palace'da çalışan memnuniyeti zirvede... Otelin personeli, sektörün ortalamasının üç katı maaş alıyor. Otelde tam bin 200 çalışan var ve kent dışından gelen 350 personel için özel lojman yaptırmış. Kundu'da bedavaya yaşıyorlar aileleriyle, hem de lüks içinde. Tabii çalışanı mutlu etmenin karşılığını da alıyor İsmailov, Mardan Palace'da her müşteri kral gibi ağırlanıyor. Hizmette kusur bulamıyorsunuz.

İsmailov sadece personelinin mutluluğunu düşünmüyor. Bu kadar lüks içinde bir yaşam varken, çevrede yoksulluk görmek kanına dokunuyor. Haber salmış çevre köylere, "Kimsesiz olan, ihtiyacı olan kim varsa, öğrenin, yardım edelim" diye... Bunu söyleyen o değil, zira en fazla dikkat ettiği konulardan biri yaptığı yardımları sır gibi saklamak. Bize bunu anlatan, Gaziantep'teki sigorta acentesini kapatıp, Mardan Palace'da şoförlük yapmaya gelen Ökkeş Arıcı...

40 metrelik sudan bir duvar var

Gelelim yine Mardan Palace'a... 1.5 milyar doların döküldüğü ihtişamın ayrıntılarına... Görünenlerin çoğunu dün anlattık, bir de görünmeyenler var. Ama haksızlık etmemek lazım, son bir görünen ihtişamı anlatalım önce. Mardan Palace'ın SPA'sı tam 8 bin metrekare. Dünyada ilk kez içinde hem thalasso terapi, hem medikal SPA, hem de akupunktur da dahil her türlü Uzakdoğu terapisinin yer aldığı bir merkez burası... Köln'de SPA merkezleriyle ilgili düzenlenen bir fuarda dünyanın en iyi 100 SPA'sı seçilmiş, o zamanlar henüz Mardan Palace bitmediğinden bu SPA listede yer almamış. Ama bittikten sonra gelip gören bu işin uzmanları, listede bir değişiklik yapmaya karar vermiş. En iyi 100 SPA'nın önüne bir SPA eklemişler. Böylece dünyada ilk kez '1+100 en iyi' kategorisine de imza atmış Mardan Palace SPA... İki özelliğini söyleyelim size: Medikal SPA'da gözünüze bakıp, var olan tüm rahatsızlıklarını saptıyorlar. Tabii öylesine bakmıyorlar; irisiniz inceleniyor, aynı bir EKG gibi tarama yapılıyor doktorlar denetiminde. Sonra size uygun terapileri belirliyor ve uyguluyorlar.

SPA'nın da bir VIP bölümü var. Üç süitten oluşuyor; Mavi Süit, Kırmızı Süit ve Büyük Süit... İlk iki bölüm kiralanabiliyor, saati 350-400 euro'dan. Büyük Süit'in günlüğü ise 12 bin dolar ve bu sadece kira bedeli, ayrıca her hizmet ücrete tabi. VIP bölümüne giden yolun üzerinde sudan bir duvar var, tam 40 metre uzunluğunda. Bu duvar, kapalı havuzla VIP'e girişi ayırıyor. Ayrıca VIP'e girecek müşterilere bir kart veriliyor. Bu kartla 'Alaaddin ve 40 Haramiler'in büyüsüne benzer bir büyü gerçekleşiyor. Bir şelalenin önüne geliyorsunuz, kartı düğmeye dokunduruyorsunuz. Su kesiliyor aniden ve bir köprü yükseliveriyor yerden. Artık her türlü bakım sizi bekliyor. Saydık bazılarını, ama aklımda kalanları bir kez daha tekarlayayım; Bali masajı, Çin masajı, Tay masajı, Ayurveda masajı ve daha bir sürüsü... SPA'nın müdürü Şule Kara, "Buyrun siz de deneyin" dedi, ama vaktim yoktu. Şimdi nasıl pişmanım anlatamam, hele ki içeriden çıkanların o yeniden doğmuş hallerini gördükten sonra...

Aklım Kız Kulesi'nde kaldı...

Gelelim damak tatlarına, damak tadı diyemiyorum, çünkü tam 12 farklı mutfağın sunulduğu restoranlar hizmet veriyor Mardan Palace'da... Biz İtalyan restoranını ve mönüsünde ağırlıklı olarak Osmanlı mutfağının yer aldığı Beşiktaş restoranını deneyebildik. Ben, gastronomide biraz muhafazakâr kaldım galiba, her iki restoranda da 'ızgara levrek' yedim! Ama sunumu ve garnitürüyle bugüne kadar yediklerimin en iyisiydi.

Restoranların çoğu dev havuzun ortasındaki, gerçeğinden 5 metre daha uzun olan Kız Kulesi'nde hizmet veriyor. Benim aklım balık restoranı Aquamarine'de kaldı. Bu restoran Kız Kulesi'nin en alt katında ve dört tarafı akvaryumla çevrili. Her akvaryum bir denizi temsil ediyor ve içinde gerçekten de o denizde yaşayan canlılar var. Bir tarafı Pasifik, bir tarafı Atlas okyanusları, diğer iki taraf ise Kızıldeniz ve Akdeniz... Fransız şef Franckelie Laloum'a spesiyalitelerini sordum, Fransa'dan gelen özel soslarla hazırlanan ve dört çeşit balıktan yapılan balık çorbasında çok iddialılar...

Mardan Palace üniversite gibi

Bu arada bütün Mardan Palace personeli gibi bizi güleryüzle karşılayan Aquamarine'in Misafir Sorumlusu Tarık Yalçın'la ayaküstü sohbet ediyoruz. "Bizim için Mardan Palace üniversite gibi... Tam 1.5 yıl eğitim aldık. Hâlâ da alıyoruz" diyor. Bunu diyen Yalçın, ABD'de kurvaziyerlerde çalışırken teklif geldiğinde bir gün bile düşünmemiş, tıpkı Fransız şef Franckelie Laloum gibi... Herkes, Mardan Palace'da çalışmanın kariyerlerinin zirvesi olduğu konusunda hemfikir...

Şimdi gelelim otelin ihtişamının görünmeyen kısmına... Burj el-Arab'dan, Çırağan Kempinski'den ve dünyanın en iyi otellerinden 70 kişi transfer etmişler. Otelde çalışan bin 200 kişiye eğitimi verenler daha çok onlar... Telman İsmailov'la evinde konuşurken, "Çırağan'da kalırdım Türkiye'ye geldiğimde... 15 sene önce ilk gelişimde orada bir çocuk tanıdım. Onu alıp buraya müdür yaptım" dedi, sonra da ekledi; "O zamanlar garsondu ve çok çalışkandı!"

İşte o gün İsmailov'un ışık gördüğü Cumhur Özen'le mutfakları gezdik. Bir yandan da Özen'in hayat hikâyesini dinledim. Marmara Üniversitesi Turizm Otelcilik'ten mezunmuş. Sheraton'da mesleğe başlamış, ardından Çırağan'a bellboy olarak geçmiş. İki ay sonra İsmailov Çırağan'a gelmiş ve ona çok güvenmiş. Her işinde ondan yardım almış. 15 yıl içinde adım adım yükselmiş görevinde Özen. Ve yıllar sonra bu güven sayesinde Türkiye'nin en gözde otelinin genel müdürü olmuş.

Böyle temizlik görmedim...

Özen ile mutfakları dolaşıyoruz ve itinanın son noktasını bire bir gözlemliyorum. Böyle bir temizlik görmedim diyebilirim. Bunu teknolojiyle de birleştirmişler. O devasa havuzun altı olduğu gibi mutfak bölümü... Bir kirli koridor var, buradan gıdalar içeri giriyor. Etler, sebzeler, meyveler... Her birinin bölümü ayrı, hatta etlerin de her birinin ayrı bir girişi var. Söz gelimi domuzun girdiği bölüme asla koyun ya da tavuk girmiyor. Tüm işlemler, ayıklama, yıkama, burada yapılıyor ve pişmeye hazır hale getiriliyor... Temiz koridordan ise gelen siparişler hazır halde gönderiliyor...

1.5 milyar doların ayrıntısını anlatmaya sayfalar yetmez. Burada bitiriyorum. Sadece şunu söyleyeyim, her senti işe yaramış. Mardan Palace açılalı sadece 20 gün oldu. Herhalde 20 günde marka olmak başka bir otele nasip olmamıştır bugüne kadar. Bir örnek vereyim, manken Şebnem Scheffer'ı annesinden isteyen damat adayına tek bir şart koşulmuş; "Düğün Mardan Palace'da olacaksa, verdik gitti!"

GARSONLUKTAN OTEL MÜDÜRLÜĞÜNE

Telman İsmailov'la evinde konuşurken, "Çırağan'da kalırdım Türkiye'ye geldiğimde... 15 sene önce ilk gelişimde orada bir çocuk tanıdım. Onu alıp buraya müdür yaptım" dedi, sonra da ekledi; "O zamanlar garsondu ve çok çalışkandı!" İşte o gün İsmailov'un ışık gördüğü Cumhur Özen, şimdi Mardan Palace'ın müdürü...

SPA'sının benzeri yok...

Mardan Palace'ın şimdiden ünü dünyaya yayılan SPA'sının da bir VIP bölümü var. Üç süitten oluşuyor; Mavi Süit, Kırmızı Süit ve Büyük Süit... Büyük Süit'in günlüğü 12 bin dolar ve bu sadece kira bedeli, ayrıca her hizmet ücrete tabi.

Mine Şenocaklı/Vatan