Marmara depreminden sonra 11 yıldır bina sayımı yapılmadı!

Marmara depreminden sonra 11 yıldır bina sayımı yapılmadı!

Türkiye bina stoku envanterini bilmiyor. TÜİK son bina sayımını 2000'de yaptı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeni envanter duyurusunu 2010 yılında yapabildi ancak bu çalışma başlamadı

Hafta sonu gezilecek 10 proje 3 site!

Türkiye bina stoku envanterini bilmiyor. TÜİK son bina sayımını 2000'de yaptı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeni envanter duyurusunu 2010 yılında yapabildi ancak bu çalışma başlamadı. Dolayısıyla son 11 yıllık gelişmeler istatistiklere yansıtılmış değil. Verilere göre 7 milyon 838 bin 675 binanın 1 milyondan fazlasının durumu hakkında veri yok.

Başbakan Erdoğan'ın ''Bütün kaçak binalar yıkılacak' sözleriyle, gözler bina stokunun durumuna çevrildi. Ancak yaşanan bunca afete rağmen Türkiye, henüz toprakları üzerindeki bina sayısını ve bunların afetlere dayanıklılık durumunu bilmiyor. 1965 yılındaki imkanlarla bile yapılan bina sayımı, son olarak 2000 yılında yapılabildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeni envanter duyurusunu 2010 yılında yapabildi ancak bu çalışma başlamadı. Dolayısıyla son 11 yıllık gelişmeler istatistiklere yansıtılmış değil. 2000 yılı verilerine göre 7 milyon 838 bin 675 binanın 1 milyondan fazlasının durumu hakkında veri bile yok. 131 bin 788 bina ''harap' durumda. 581 bin binanın esaslı tamir görmesi gerekiyor.

En sorunlu bina stoku Rize ve Ardahan'da. Rize'de binaların yüzde 65.7'si, Ardahan'da yüzde 62'si tamirat ihtiyaçlı veya harap durumda. TÜİK istatistiklerine göre Van'daki deprem felaketi de ''geliyorum' demiş. 2000 yılı rakamlarına göre bu ildeki 66 bin 678 binanın yüzde 44.8'inin elden geçirilmesi veya yıkılması gerekiyor. Toplam 868 bina ''harap' durumda. Ancak aradan geçen 11 yılda bu işlem yapılmadığı için depremde ciddi hasar oluştu. Deprem tehdidi altındaki İstanbul'da da durum parlak değil. 2000 rakamlarına göre İstanbul'da 869 bin 444 bina var. 609 bininde sorun gözükmüyor. 193 bininde basit tamirat ihtiyacı var. 43 bin 500 binada ''esaslı tamirata' ihtiyaç var. 9 bin 940 bina harap durumda. 13 bin binanın durumu hakkında bilgi yok.

TÜİK'in 2000 yılı tablosuna göre bina stoku en sorunlu ilk beş il Rize, Ardahan, Mardin, Trabzon ve Amasya. En iyi durumdaki iller ise Sakarya, Kilis, Yalova, Bursa ve Tekirdağ.

Yapı denetimi bağımsız değil

En önemli sorunlardan biri de yapı denetimi. 2002'de başlayan yapı denetimi 9 yıl 19 ilde ''pilot' uygulandıktan sonra bu yılın başında ülke geneline yayılabildi. Ancak KHK ile nüfusu 5 binin altındaki yerleşim yerleri kapsam dışı tutuldu. Böylece özellikle köylerde niteliksiz yapılaşmanın yolu açılmış oldu. Müteahhit parasını verdiği denetim şirketinden rapor alıyor. Denetim bağımsız değil. İmara aykırı yapılaşmalar çıkar ilişkileri yüzünden engellenemiyor. Depremde toplanma alanlarında bile yapılaşmaya izin verilmiş. Müteahhitlerin, kendilerini denetleyecek yapı denetim şirketini kendileri belirliyor. Düzenleme ''bağımsız denetim' kurumu oluşturmadı. Dahası denetim yapmadığı ve yaptığı denetim mevzuata aykırı bulunan yapı denetim şirketleri ve müteahhitlere verilen cezalar komik düzeyde kalıyor.

Fay üzerine kamu binası

Dere yataklarına kurulan mahalleler ortalamanın biraz üzerine çıkan yağmurda bile sel baskınına maruz kalırken, çok sayıda vatandaş hayatını yitirdi. Hatta birçok sel ve deprem felaketinde kamu binaları da yerle bir oldu. Uzmanlar plansız yapılaşmanın getirdiği bu sonuçlardan rant uğruna ders alınmadığını ifade ediyor. Birçok gözde bölgede rant oluşturmak amacıyla imar planları değiştirilirken, büyük risk oluşturan binalara kaçak kat eklenmesine ses çıkarılmadı. 1999 Marmara depreminin hemen ardından bölgede inceleme yapan mühendis ve mimar odaları, o tarihlerde çok sayıda rapor hazırlayarak kamuoyunun gündemine taşıdılar. 2001 depremi ve sonrasındaki küçük çaplı ancak büyük hasar yaratan depremlerde de hazırlanan raporlar arşivlerde kaldı.

8 Mart 2010'da Elazığ'da meydana gelen 6.0 şiddetindeki depremin üzerine Mimarlar Odası tarafından yapılan açıklamada bölgedeki sağlıksız yapılaşmaya dikkat çekilerek, "Ülke genelinde yeni bir afet risk projesi hazırlayıp uygulamaya koymak devletin vakit geçirmeden yapması gereken en önemli iş olmalıdır. Bilim adamlarının da üzerinde durduğu Doğu Anadolu fay hattının bu bölgede hareketli olduğu tespit edilmiştir. Maraş-Elazığ-Bingöl bölümünde bu çalışmaların başlatılması isabetli bir karar olacaktır. Buna ilaveten devletin artık köy ve mezralardaki yapılacak binaları da denetim altına alması gerekmektedir. İnşaat

sektörü başıboşluktan kurtarılmalıdır. Elazığ kent merkezi de risk altındadır. Kent merkezinin de en kısa zamanda depreme hazırlanması önem arz etmektedir" denildi.

Bina sayısı bilinmiyor

Yandaki tabloda yer alan rakamlar 2000 yılına ait. Yani 11 yıl öncesinin verileri. Başka bir veri de yok. Yoğun yapılaşma ile geçen son 11 yılda neler olup bittiği bilinmiyor. Türkiye'de ilk olarak 1965'te yapılan bina sayımının ardından 1970 ve 1984'te iki sayım daha gerçekleştirildi. Son sayım DİE 2000 yılında yaptı. Bu tarihten sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından geçen yıl Mart ayında yayımlanan bir duyuru ile bina envanterinin çıkarılacağı ifade edildi. DÜNYA'nın 2000 yılı verilerinden yaptığı hesaplamaya göre binaların yüzde 38.6'sının tamirden geçmesi gerekiyor. Bunların içinde harap durumda olup yıkılması gerekenlerin sayısı 131 bin 788 olarak hesaplanırken, 580 bin 698 tanesinin de esaslı tamirden geçmesi gerektiği tespit ediliyor.

"Yeni yapıların güvenilirliğinde kuşku var"

DÜNYA'ya açıklama yapan İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Serdar Harp, yapı denetiminin çok önemli bir konu olduğunu ancak denetime tabi tutulan binaların bile çok güvenilir olmadığını söyledi. Denetimin ticari bir faaliyet olarak ele alındığı için denetim şirketlerinin kaderinin müteahhidin iki dudağı arasında olduğunu belirten Harp, "Yapı denetimi kamu görevidir. Maliye de kamu denetimi yapar, nasıl şirketler kendilerini denetleyen maliyeciyi seçemiyorsa yapı denetiminde de bu sistemin kurulmalı" dedi. Türkiye'de mühendislik hizmeti almadan yapılan binaların oranının çok yüksek olduğunu belirten Harp, projeye uygun olmadığı için iskan ruhsatı almamış çok sayıda bina olduğunu kaydetti. Bina stoku konusunda sağlıklı bir envanterin bulunmadığını söyleyen Serdar Harp, kamu yapılarının da denetim dışında tutulmasını eleştirdi. Konutların güçlendirilmesinin sahiplerinin ekonomik koşullarına bırakılmaması gerektiğini ifade eden Harp, bütçe ve uluslararası alandan sağlanacak fonlarla bu vatandaşlara destek verilmesi gerektiğini bildirdi. Harp, ayrıca yeni KHK ile nüfusu 5 binin altında bulunan yerleşim yerleri ile köylerin yapı denetimi dışında tutulmasını da eleştirdi.

Kaçak bina planı şekilleniyor, 5 milyon yeni konut geliyor!

BAŞBAKAN Erdoğan'ın "İktidarı kaybetmeye bile hazırım, bütün kaçak yapılar yıkılacak" sözleri üzerine başlatılan ''Depreme karşı kentsel dönüşüm projesi'nin ayrıntıları şekilleniyor.

Başbakan'ın talimatıyla başlatılan çalışma Meclis'e gelecek. Planın bazı ayrınıtları şöyle:

Hasarlı, depreme dayanıksız ve kaçak binaların envanteri çıkarılacak.

10 yılda devlet ve özel sektör 5 milyon konut yapacak.

Riskli bölgeler ve binalar, sınıflandırılacak, değer tespitleri yapılacak.

Kamulaştırma imkânı yoksa, binalar sahiplerinden alınarak kendilerine yer gösterilecek.

Cazibe merkezleri oluşturularak riskli binaların terki kolaylaştırılacak.

Bakanlıklar, belediyeler, özel sektör, müteahhitler, sivil toplum örgütleri birlikte hareket edecek. Rant beklentisi ve haksız kazanç oluşturulmayacak.

Tapu Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu, Medeni Kanun, İmar Kanunu, Ceza Kanunu değiştirilecek.

Yapılaşmada mevzuata aykırı hareket edenlere ağır cezalar getirilecek. Müteahhitlik Yetki Belgesi olmayan bina yapamayacak.

Finansman için bonus yöntemi uygulanacak. 5 kat imar izni olan arsaya 7-8 katlık imar izni verilecek ya da değerli arsa gösterilerek teşvik edilecek.

Yapı denetiminde Üst Kurul gibi çalışacak bir mekanizme kurulacak. Bu kurul, yapı denetim firmalarını denetleyecek.
Hüseyin GÖKÇE/Dünya