Nermin çiviciler: Mal dokunulmazlığına saygı lütfen!

Nermin çiviciler: Mal dokunulmazlığına saygı lütfen! Nermin çiviciler: Mal dokunulmazlığına saygı lütfen!

Anayasamıza göre, 'Türkiye Cumhuriyeti... bir hukuk devletidir.' Kişilerin mal ve mülk dokunulmazlığına saygılı olmak da 'hukuk devleti' olmanın gereğidir



Anayasamıza göre, 'Türkiye Cumhuriyeti... bir hukuk devletidir.' Kişilerin mal ve mülk dokunulmazlığına saygılı olmak da 'hukuk devleti' olmanın gereğidir. Devlet mülkiyet hakkına ancak; kamu yararının bulunduğu hallerde, kanunlara uygun işlemlerle ve mülk sahibinin zararını karşılamak şartıyla müdahale edebilir. Bu şartlardan birinin yokluğu halinde kişiler, mahkemeler önünde hak aramak hakkına sahiptir.  

Mülkiyet ihlali, bizatihi kanunun kendisinin uluslararası hukuk ilkelerine aykırı oluşundan kaynaklanabiliyor. Ama bu yazımda asıl üzerinde durmak istediğim konu; kişilerin devlet karşısındaki çıkarlarını hiçe sayan, haksız-hukuksuz yargı kararları. Adaletten nasibini almayan mahkeme kararları ile, devlet malıdır diye, hiçbir bedel ödenmeden, arazileri ellerinden alınan okur yakınmaları, inanın içimi acıtıyor. Oysa bu araziler onlara atalarından kalmış ya da satın alınırken tapu kayıtları hiçbir uyarı yok veya yıllar öncesinde devlet tarafından dağıtılmış, hatta satılmış! Bu hukuk dışı uygulamalar sonucunda ülkemiz, mülkiyet ihlalleri alanında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından en çok mahkum edilen ülke haline gelmiş durumda.

Aslında AİHM kararları ile mahkum edilen, devleti hukukun önüne çıkaran 'menafii Hazine' mantığıdır. Yüksek yargıya egemen olan bu düşünceyi kırmak ne yazık ki çok zor. çünkü bu kurumlarda görev yapan hakimler, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren halktan kopmuşlardır. Cüppe giydikleri yirmili yaşlarından itibaren taşrada lojmanlarda yaşamış, sosyalleşmeleri, subayla, kaymakamla sınırlı kalmıştır. Yüksek yargı kurumlarına seçilebilmek için, devletin Osmanlı'dan gelen görüşlerini benimsemişler, mevcut düzenin bekçiliğini yapmayı, hukukun gelişmesi için çaba göstermeye tercih etmişlerdir. Kararları Yargıtay"ın denetimine tabi olan ilk derece hakimleri ise, zorunlu olarak, bu sistemin parçası olmuş; 'Türk milleti adına' karar verme yetkisinin onur ve sorumluluğunu bir tarafa bırakarak, yüksek mahkemenin görüşleri doğrultusunda hüküm kurmaya mecbur bırakılmışlardır.

Menafii Hazine gibi çağın gerisinde kalmış bu anlayış devam ettiği müddetçe, birşeylerin değişmesini beklemek ham bir hayal. Halk oylaması ile kabul ettiğimiz son Anayasa değişikliğinin gerektirdiği yasal düzenlemeler yapılırken de, bu olgu mutlaka dikkate alınmalıdır. Aksi takdirde bugünkü adalet hissimizi tatmin etmeyen yargı sistemimiz, üstelik AİHM e başvurma sürecini de uzatarak, içimizi kemiren onmaz bir yara olarak kalacak.

Hiçbirimizin devleti korumak adına, hukuksal ilkelerin yıpranıp yıkılmasına duyarsız kalmaya hakkı yok. Okurlarımı bu konuda yapılacak düzenlemeleri dikkatle takip etmeye davet ediyorum. Hani son zamanlarda çok sık duyduğumuz gibi 'hukuk, herkese lazım.'

Haftaya kadar sağlıcakla kalınız.
Av. Nermin çiviciler