Selçuk Avcı: İstanbul'daki binaların yüzde 99'u kaçak!

Selçuk Avcı: İstanbul'daki binaların yüzde 99'u kaçak!



Balance Güneşli projesine imza atan Mimar Selçuk Avcı İstanbul'da her bölgeye çok katlı bina yapılmasının doğru olmadığını belirterek, "İstanbul normal bir şehir değil her yerde yüksek bina var. Neden? Rant satıldığı için" şeklinde tepki gösterdi.


İstanbul'da Balance Güneşli projesiyle sokak hayatını canlandırmayı hedef almaya çalışan mimar Selçuk Avcı, herkesin AVM'lerde buluştuğu bir dönemin yaşandığını belirterek, "AVM buluşma yeri değildir. Mahalle, sokak ve meydan gibi yerler yapmalıyız" dedi. İstanbul'da çocukların artık sokak kültüründen mahrum bir şekilde yetiştiğini de ifade eden Selçuk Avcı, "Şehir çocukları artık AVM'lerde yaşıyor. Çok berbat bir durum" şeklinde tepkisini dile getirdi. 

Mimar Selçuk Avcı, konu ile ilgili sorularımızı şöyle cevaplandırdı: 

İstanbul'da son dönemde yapılan projelerde sokak kültürünü de içine alan projelere yer verilmiyor. Bîr mimar olarak bu konuya nasıl bakıyorsunuz? 


Bence şehir için gerekli bir konu. Şehir artık hücreleşmiş, ötekileşmiş bir konuma geldi. Şehrin her tarafında herkes bir kale kuruyor. Kale kilidi burasıdır. Bu eski devirden kalma bir mentalite. O önemli bir şey. O ötekileştirmeyi gidermek, ayrıca insanların yaşam kalitesini yükseltmek lâzım. Herkes AVM'lerde buluşuyor artık. 

AVM buluşma yeri değil. Mahalle, sokak, meydan gibi yerler yapmalıyız.

 

Çocuklar da sokak kültüründen mahrum bir şekilde yetişiyor.

 

Çok berbat bir durum. Geçenlerde "Şehir çocuğu nerede?" diye bir yazı yazdım. Ana problem o. Şehir çocukları artık AVM'lerde yaşıyor. 


Bu konuda meslektaşlarınıza bir mesajınız olacak mı? 


AVM'ler yine olmalı. Çünkü doyum noktasına gelinmediği yerlerde AVM'ye ihtiyaç var. Ama onu salt olarak AVM yapmamalıyız. Yani bir yaşam ortamı hazırlamamız lâzım. İçinde dükkânı da olmalı, yaşam yeri de olmalı, ofisi de olmalı. Şehirden bir kesit alırsak içine herşey olan bir şehir, yaşayan şehirler olur. Ayrıca AVM ölüyor bir noktada. Sabah 10'da açılıyor, akşam 10'da kapanıyor. Ama sokak ölmüyor. Mimar arkadaşlarımız bunu biliyorlar.


Bazı mimarlar, özellikle İstanbul'da meydanların dolmuş ve otobüs durakları olarak kullanıldığını, bu yüzden AVM'lere ihtiyaç olduğunu söylüyor. Katılıyor musunuz? 


Türkiye'nin meydan kültürü, Avrupa'nın meydan kültüründen çok farklı. Biz meydan kuran bir kültür değiliz. Meydan, binalardan geriye kalan bir açık alandır Türkiye'de. Ama İspanya'nın Barcelona şehrine gidin, meydan kasten üretilmiş bir şeydir. Kamusal alan kasten üretilir. Paris'e gidin, kasten üretilir. Hamburg'a gidin, kasten üretilir. Türkiye'de kasten üretilen bir meydan yok. Bugün kasten üretilmiş bir Taksim'i bile eritmeye çalışıyor bizim kültürümüz. Bunu sadece hükümete yüklemiyorum. Bu bizim kültürümüz. Bunun da bir evrimden geçmesi gerekiyor. Biz, "Avrupalaşmaya" başladığımızdan beri meydanların önemini anlamaya başladık. 

Şimdi herkes Avrupa'ya gidiyor. Ortak gelir yükseldi ve her önüne gelen Avrupa'ya gitmiştir. Bir meydanın değerini anlamıştır. Geriye dönünce de kendi şehrine bakıyor. Kamusal alanın nerede olduğunu artık sorgulamaya başlıyoruz. 


İstanbul'daki yapılaşmayı nasıl buluyorsunuz?Büyük bir bölümü de kaçak. 


İstisnalar hariç yüzde 99'u kaçak. Hemen hemen yüzde 99'unun da yıkılması lâzım. Ama yıkılıp da ne yapılması lâzım. 

Yine nokta bloklar yapıp, aynı şeyi tekrarlamak yanlış bir şey. Bu toplu konut mentalitesini tekrar etmek ve bahsettiğim o kapılı kaleleşmiş gibi bir şeyi üretmek yanlış bir şey. Kalite şu açıdan önemli. Uzun dönemli bir yatırım olması açısından önemli. 20 yıllık bir yatırım gayrimenkul için pek parlak bir fikir değil. Asırlık olmalı, asırlar olmalı. 


Kentsel Dönüşüm bu sıkıntılara çözüm getirebilir mi? 


Tabiî getirebilir. Ama bunun başında duranlar, şu anda bunu nasıl yapacaklarının farkında değiller. Bir master plan yapılmalı. Bu master planın da orbanistik bir başlangıç noktası olması lâzım. Yani, bir kent nasıl olmalı, duruşu olması lâzım. Şu anda bir izonlama var. Ben ona master plan demiyorum. 

O bir leke planı. Şurada sanayi olsun, burada konut olsun, işte o master planı değildir. Sadece bir strateji planı. Ama sahiplenmiş bir şehrimiz yok. Meselâ Paris'in bir sahibi var. Hamburg'un bir sahibi var. Londra'nın bir sahibi var. Boris Johnson. Ailesi Türk denilen Boris Johnson. Londra'ya sahip bir adam. 

Londra benim diyor. Ben burayı yapacağım, ben burayı üreteceğim, bu benim yerim diyor. Bizde o yok. Kadir Topbaş çok iyi, ama onun ötesine gitmesi lâzım. Yanı başına bir şehir mimarı alması lâzım. Bölgelerin mimarları olması lâzım. O bölgeyi benimseyen, o bölgeye sahip olan insanlar olması lâzım. 


Her bölgeye çok katlı bina yapılması şart mı? 


Tabiî ki şart değil. Yüksek katlı binaların yapıldığı yer, değerlerin arttığı yerler. 

Eğer normal bir şehre bakarsanız, ki, İstanbul normal bir şehir değil, etrafından alçak gelir ve ortasından yükselir. 

Bizde nasıl? Her yerde yüksek. Neden? 

Rant satıldığı için. Bireysel rant satıldığı için. Kişilere özel imar değiştirildiği için. 


Yeni Asya