Ali Ağaoğlu: En büyük amele benim!

 Ali Ağaoğlu: En büyük amele benim!

Renkli isim Ali Ağaoğlu’na göre en büyük amele kendisi... İstanbul’da olası bir depremde Türkiye batar. Şimdi konut alma zamanı olduğunu söyleyen Ağaoğlu’na göre, yeni TTK şirket mahremiyetini ortadan kaldıracak


Ağaoğlu Şirketler Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu ile Ataşehir’deki Genel Müdürlük binasında görüştük. Ağaoğlu, bilgisayar hiç kullanmıyor, “Bilgisayarlara milyonlarca dolar para yatırırım, ama odama bilgisayar sokmam” diyor, gülerek. Sabahın sekizinde işine başlayan, günde 18 saatten fazla çalışan Ağaoğlu’na göre en büyük amele kendisi. Kısacası Ağaoğlu ile özel hayatından, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun getirilerine, olası bir depremde Türkiye’yi neler beklediğinden konut sektörüne kadar pek çok konuda konuştuk.


Bugün pek çok iş adamına sosyal paylaşım sitelerinden artık kolayca ulaşılabiliyor. Facebook ya da twitter kullanıyor musunuz?


Kullanmıyorum. Bilgisayar tuşuna bile basmam. Bilgisayarlara milyonlarca dolar para yatırırım, ama odama bilgisayar bile sokmam. Tabii ki bilgisayarın faydasına inanılmaz inanan bir insanım. Ama birazda aklı kullanmak gerekiyor. Bilgisayarın aşırı kullanımı insanı köreltiyor.


Yabancı diliniz var mı?


Liseyi yarım bıraktım, ortaokuldayken rehberlik yapıyordum. Fakat sonrasında unuttum.Şu anda bir tercüman olmadan iletişim kuramıyorum. Hayatta pişman olduğum iki şey vardır. Bir tanesi sigaraya başlamam, o da kadınlar yüzünden oldu. Bir diğer pişmanlığım ise özellikle bu son dönemde lisan bilmemek.


Ders almayı düşünmediniz mi?


Bu saatten sonra olmaz. Zamanda yok. Kafa da o kadar dolu ki. Ama benim şartlarım o şekilde oluştu. Eğitim olmazsa olmaz. Ama eğitim her şey midir, değildir. Eğer eğitimini gördüğün şeyi hayatla, pratikle birleştiremiyorsan o zaman devlette sana boşuna para harcıyor demektir. Ben özellikle üniversiteleri bu konuda çok eleştiriyorum. Çocuk üniversiteden mezun oluyor, şantiyeye gönderiyorsun, demirle çimentoyu ayırt edemiyor. Eğer çocuk okulda öğrendiklerini pratiğe dökmemişse, biz o zaman çocuğu iki üç sene kendi şantiyelerimizde eğitiyoruz. Diploma iş bulmaz. Eğer sen eğitimle beraber kendini geliştirdiysen o zaman senin diploman yeterli oluyor. Eğitim sistemimizde çok eksiğimiz var.


 Ali Ağaoğlu: En büyük amele benim!


O zaman bir lise mezunun dahi Ağaoğlu Şirketler Grubu’nun içerisinde bir şansı var?


Var tabii ki. İlla herkes bir üniversite mezunu olacak diye bir şey yok. Özellikle inşaat sektöründe ara elemana çok ihtiyaç var. Liselerimizde yapılacak bir reformla mutlaka ara eleman yetiştirmemiz lazım. İnanın şu anda ara elemanların aldığı ücreti, üniversite mezunları alamıyor.


İşadamlarının takım elbiseleriyle ciddi bir şekilde durmalarına alıştık. Siz bunu biraz yıkmış gibi duruyorsunuz.


Hâlâ en büyük amele benim. Sabahın beşinde yatayım, bir saat sonra kalkarım, duşumu alırım, kahvaltımı yaparım. Sekizden önce işimin başında olurum. Günde 15-18 saat çalışıyorum.


Eğlenmeye nasıl zaman ayırıyorsunuz?


Sen bakma gazetelerin yazdığına. Ben bir kere çıkıyorum, on kere yazıyorlar. Zannediyorlar ki ben on kere dışarıdayım. Ben haftada bir anca dışarı çıkabiliyorum. Sabah yedide gel, buranın önüne. Sabah sekizden önce işimin başındayımdır.


Ama dışarıdan çok hızlı yaşam sürüyormuşsunuz, sürekli araba ve sürekli kadın değiştiriyormuşsunuz gibi gözüküyor.


Araba değiştirmiyorum. Hayatımdaki işimden başka en büyük hobim araba kullanmaktır. İş benim için bir hobidir, işi çıkar benim hayatımda hiçbir şey kalmaz zaten. Benim hayatımın dörtte üçü iştir. Bunun dışında o kadar çok gezen tozan bir insan değilim. Adriana Lima’yi ver, üç gün birlikte kalamam. İki gün idare ederim. Benim ki gerilla taktiği, vur kaç. Bütün ilişkilerimde her zaman uzun süreli olmuştur.


Bu kadar çok göz önünde olunca iş dünyasında da çekememezlik oluyordur.


Fatih Altaylı için vermiş olduğunuz ilan hâlâ akıllarda. Bizim millet olarak gerçekten çok büyük özelliklerimiz var. Çalışkanız mesela. Ama bizim millet olarak en büyük eksikliklerimizden bir tanesi uzmanlaşma kültürümüz biraz eksik. Birlikte çalışmayı çok beceren bir toplum değiliz. İlerleyen insanlara da maalesef bir kıskançlığımız oluyor. Bu olacak. Bu doğaldır. Bir de biz millet olarak kendi hesabımızı yapmayız, oturur başkasının hesabını yaparız. Kendi hesabını yapsa adam belki o da başarılı olacak. Toplumda herkes seni sevecek diye bir şey yok. Muhakkak kızan da vardır, kıskanan da vardır. Ticarette de bunlar olabilir. Burada asıl önemli olan senin duruşundur. Evet, dediğiniz gibi bir olay oldu, bende toplumu bilgilendirmek adına cevabımı ilanla verdim.


Paranız var, gücünüz var, bu ilanı veriyorsunuz. Diğer tarafta hiç hakkını koruyamayan insanlar var.


Maalesef. Bu noktada basının etik kurallarının devreye girmesi lazım.Tabii ki bir suç varsa bunu kamuoyuna duyurmak basının kutsal görevidir. Ama olmayan bir şeyi de bu şekilde lanse etmek olmamalı diye düşünüyorum. Doğrudur bu şekilde çok haksızlığa uğramış insanlar var, basın tabi ki yazacak ama bunu hiç olmazsa bir arayıp bir araştırıp o şekilde yazılmalı. 

O haber için size hiç ulaştılar mı?

Yok hayır. Ben de ertesi günü sabah kalktım ilan verdim. Ama dediğim gibi önemli olan onun ne yazdığı değil, senin duruşun önemlidir. Tabii ki biz şanslıyız. En azından böyle bir maddi gücümüz var. Kendimizi anlatabiliyoruz. Neticede bu durumu sadece ilanla da anlatmadık, bu ülkede hukukta var. Hukuki yönden davalanmızı da açtık. Hem maddi hem de manevi davalar açıldı. Ben kimseyle uğraşmıyorum. Benim sadece tek bir isteğim var, o da işimi adam gibi yapabilmek. İşimi doğru yapmaya çalışıyorum. Onlar uğraşıyorlarsa onların sorunu. 

Küs de değilsiniz yani?

Hayır, basar giderim. Geçenlerde Fatih Altaylı’yla karşılaştık. Ben bir yerde yemek yiyordum, o da yanımdan geçiyordu. Bir anda burnuma pis bir koku geldi. Dedim ki, burası çok pis kokuyor. Herkes duydu, Fatih Altaylı’nın hanımı da yanındaydı. Ben de alçak ses yok. Ama şunu da belirtmek istiyorum, her zaman saygılı bir insanımdır. Allah’a şükür düşmanım yok, varsa da düşmanımın da işinin iyi olmasını isterim. Çünkü işi iyi olursa senle uğraşmaz. Bunun için ben herkes için iyi düşünürüm. Herkesin işi iyi olursa ben oradan payımı zaten söke söke alırım. 

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun firmaları nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

Yasanın çıkış amacı 1950’lerde hazırlanan Türk Ticaret Kanunun günün yeni şartlarına uydurmak. Ama bazen aşırı korumacılık şirketleri zora sokabilir. Yasanın birçok eleştirdiğimiz yönü var. Bunlar zaman içerisinde düzelir diye tahmin ediyorum. Tabii ki iyileştirme yapalım. Ama iyileştirme yaparken de şirketlerin yaşamasını engellemeyelim. Yasanın ana amaçlanndan biri de şirketlerin sermaye yapısını güçlendirmek. Yumurta almaya çalışırken, tavuğu kesmemek lazım. Yanlışlar tahmin ediyorum düzeltilecek. Yoksa ciddi anlamda sıkıntılar çıkar. Her şeyin bir mahremiyeti vardır. Sen herkesi yatak odana sokar mısın?

Şirketlerin de belli mahremiyetlerine saygı duyulması gerekiyor. Şeffaflığı hepimiz tercih ediyoruz. Ama her şirketin kendi gizli sırları vardır. Şeffaflık adı altında da şirketlere zarar verilmemesi lazım. 

Peki ya Üçüncü Boğaz Köprüsü? 

Hangi üç? Şu anda İstanbul’un beş üst köprü, beş tane de yeraltından tüplü geçiti halletmiş olması lazım. Gidin yurtdışına bir bakın kaç tane köprüleri vardır. Biz İstanbul’da maalesef üçü konuşuyoruz. Ben bir ağacın kesilmesine inanılmaz karşıyım. Ama insanlar bugün trafikte geçirdikleri zamanı evde çocuklarına ayıramıyor. İnsanlann günde üç dört saati yollarda geçiyor. Bırakın zaman kaybetmeyi, o araçların trafik kuyruğunda çıkardıkları karbon salınımlarına ne demeli. Orada bir tane ağaç kesiliyorsa, başka bir yere bin tane dikelim. Tabii ki doğaya en az zarar verecek şekilde yapalım. En kısa sürede İstanbul’un toplu ulaşım konusunu halletmesi gerekiyor. Hatta İstanbul’un çok acil dördüncü köprüye şimdi başlaması lazım, boğaz altından da en az üç tane tüp geçitinin en kısa sürede halledilmesi gerekiyor.

Ekonomi depremin altından kalkamaz

Kentsel dönüşüm yasasının geç çıktığını düşünüyor musunuz? Bu yasa neler getirecek, neler götürecek?

Hiçbir zaman hiçbir şey için geç değildir. Tabii ki keşke daha önce çıksaydı. Bu ülke depremlerden dolayı çok büyük can kayıpları yaşadı. Türkiye’de hiçbir şehrimizi aşırı göç nedeni ile planlı kuramadık. Göç vasıtası ile binalar hep çarpık kuruldu. Bunu sadece ben söylemiyorum, bugün bunu bilim adamları da uzmanlarda söylüyor. Türkiye deprem kuşağında bir ülke. Bugün bile ülkenin her tarafı sarsılıyor. Binalarımızın da başta deprem olmak üzere güvenliği yok. Bizim insanlarımızı daha güvenli, daha konforlu yerlerde yaşatmamız lazım. Evet, mal güvenliği çok önemli. Ama can güvenliğinin hepsinden de ötesinde olması lazım. Binalarımızın durumu da ortada. Bu yüzden bu yasa için keşke daha önce çıksaydı demiyorum, çünkü bugün bile çıkmış olması çok önemli. Tabii ki asıl önemli olan bunun doğru uygulanabilir olması. Türk inşaat sektöründe özellikle konut inşaat alanında yarışamayacağımız bir alan yok. Teknoloji olarak dünyanın en ileri teknolojilerini kullanıyoruz, malzeme olarak da şu anda en kaliteli malzemeler Türkiye’de mevcut. Evet, yasa çıktı ama yönetmeliklerinde biran önce çıkıp bunun çok hızlı bir şekilde uygulanabilir olması lazım. Örneğin Van depremini çok kısa bir süre önce yaşadık. O depremde insanların yaşadıkları acıları düşünün, önemli olan afet olmadan tedbir almak. Neredeyse bütün Van, İstanbul’un bir mahallesi kadardır. Böyle bir deprem İstanbul’da olsa inanın ölen şanslı olur.. Türkiye’de özellikle İstanbul’da konut inşaat sektörünün en iyi bilen üç kişiyi sayın. Bunlardan bir tanesi benim. Benim ömrüm inşaatlarda geçti. Eski binaların nasıl yapıldığını çok iyi biliyorum. Maalesef binalarımızın durumu çok kötü. Böyle bir afet İstanbul’da yaşansa Türkiye bunun altından kalkamaz. Türk ekonomisi batar. Belki bilim adamları bunu söyleyemiyor. Ama bence milyonlarca can kaybı yaşanır. Bunun için deprem yıkmadan bizim planlı bir şekilde bu binaları yıkmamız lazım, insanlarımızı deprem güvenlikli olan, daha nitelikli daha konforlu konutlara taşımamız lazım. Ben bu konu hakkında sivri konuştuğum zaman diyorlar ki insanlara daire satmak için bu şekilde konuşuyor. Ben sadece tespit yapıyorum.

Kübra Demir / TARAF