Aşçıoğlu İnşaat'tan Selenium Ataköy'e kardeş!

Aşçıoğlu İnşaat'tan Selenium Ataköy'e kardeş! Aşçıoğlu İnşaat'tan Selenium Ataköy'e kardeş!

Türkiye’nin ilk rezidansını inşa eden Aşçıoğlu İnşaat’ın patronu Yaşar Aşçıoğlu Ataköy’deki projesini büyütüyor. Ataköy Selenium’un yanında yeni bir yer aldıklarını belirten Aşçıoğlu “Burada 1.000 konuta ulaşacağız. Proje aşamasındayız” dedi.


Kendi tabiriyle şantiyenin içinde doğan Yaşar Aşçıoğlu, bugün Türkiye’nin en büyük inşat şirketlerinden Aşçıoğlu İnşaat’ın sahibi. Müteahhit ve idealist bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen, babasının aldığı Mercedes’in benzin parasını inşaatlarda çivi düzelterek kazandığı yevmiye ile karşılayan Aşçıoğlu, Patron Katı’nın konuğu oldu. 


- Aşçıoğlu nasıl kuruldu?

Aşçıoğlu’nun doğuşu babamla başlar. Babam inşaatçılık işine giriyor. Trabzon Of’tan Sakarya Akyazı’ya sene 1956’da geliyorlar. O zaman tuğla ocaklarımız var orda. Nakliye işine giriyorlar. Kamyonlarla taşımacılık yapılıyor. Ardından 1967’de İstanbul’a geliyor, bir ortakla inşaat yapmaya karar veriyor. 3 yıl inşaatta kendi çalışıyor ve orada yatıp kalkıyor. 1970 yılında da biz İstanbul’a taşınıyoruz. Okul, şantiye derken zaman geçiyor. 20 yaşında evlendirildim. Peşinden 3 tane çocuk ve ben babamın yanında fiilen çalışmaya başladım. Tabi bunun öncesinde, çocukluk döneminde babamın yanında çalışıyorum. Çivi düzeltiyorum, çivi çekiyoruz, kalıp söküyoruz. Yevmiye ile çalışıyoruz. Müteahhit çocuğuyuz ama babam bize öyle davranmadı. Kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı öğretti. Fakir bir aile olduğumuzu söylemem doğru olmaz, okul yıllarında tabiî ki altımızda Mercedes vardı, ama benzin parasını inşaatta çalışarak kazanıyorduk. Babam bize bu iş iyi öğretti. 1980 yılında kasasın anahtarını komple aldım. 21 yaşında... O dönemde de Şişli, Mecidiyeköy’de bilinen bir firmaydık. İnşaatların hem çavuşu, hem müteahhidi, hem amelesi, hem mimarı, hem satış ofisi, müşteri temsilcisi bendim.


-  En önemli projeniz?

2000’li yılların başında bir rezidans furyası patladı. İlk Polat  ile biz başladık, aynı anda bitirdik. Türkiye’nin ilk rezidansı ben yaptım. Selenium rezidans adı. Ben iddialı bir kişiyim. İddia ile ben Türkiye’nin en lüks rezidansını yapacağım dedim. Dünyanın bütün önemli projelerini gezdim. Vegas ve Newyork dahil. Nitekim yaptık. Dünya klasmanında Londra’da birincilik aldım. En kaliteli bina seçildi. İnsanoğlu isterse başarabiliyor.


-  Deyaar ile ortaklık süreci?

Dubai’deki fuarda şuan ki ortağımız ile tanıştık. 1 yıllık bir uğraş ardından ortaklık yaptık. Deyaar Ortadoğu’nun en büyük yatırımcısıdır. 11 milyar dolarlık bir fon yönetir. İslamic Bank’ın ciddi boyuttaki ortaklarından birisidir. Körfez’de ve Türkiye’de proje geliştireceğiz. Dubai’de Deyaar’ın Midpoint diye bir projeleri var. Bir kesimini Selenium Midpoint diye yapıp, satacağız. . Birkaç kule yapabiliriz. Sözleşmeyi 1 haftaya imzalıyoruz. 460 bin metrekare inşaat alanına sahip ve 3 milyar dolarlık bir proje bu. Partnerimizin arzusu Türkiye’de iş yapmak. İstanbul’da Deyaar ile ortak bir proje bakıyoruz. Deyaar bu konuda çok niyetli. İstanbul’da proje yapacağız.


- En büyük hayal kırıklığınız?

Ali Samiyen projesi.


- En büyük başarınız?

Fulya, Süleyman Seba. Hiç kimsenin yapamaz dediğini yaptım. Çünkü spor kulübü, zor iş. Sahiden çok zor bir süreç oldu. Yıldırım Demirören kulüp başkanıydı. Tüm siyasileri gezdi. Büyük kavgalar oldu. Çekişmeler vardı. Ben korkmadım. Binayı kazdım. Kavga dövüş, krizin göbeğinde, herkesin inşaatı durduğunda ben süresinden önce bitirdim. Burada Beşiktalıların büyük bir bölümü bana minnettarlıklarını belli ettiler. 


- İnşaat sektörü görüldüğü gibi kârlı mı?

İşi bilen de bilmeyen de bu sektöre giriyor. Ben bundan korkuyorum. Bu çok yanlış, çok para kazanılan bir meslek değil. Zaten olmamalı da. Eğer olsaydı benim parayı koyacak yerim olmazdı. Fasulyeciler bile kalkıyor bu mesleğe giriyor para kazanacağım diye. 


-  Hobileriniz neler?

Hala çalışıyorum, sabah sporumu yaparım. 17.00’ye kadar çalışırım. Federasyona girdik, görevimiz icabı seyahat ediyoruz. Yıldırım Demirören çalıştırıyor bizi. Güzel bir çiftçliğim var, 100 hayvan var. Türk sanat müziğine merakım var. Benim sesim güzeldir. Annem beni müezzin yapacaktı, hayali oydu. Tespih koleksiyonum var, silah koleksiyonum var. Tavla oynamayı çok severim. Hayvan sevgim başka bir şeydir. 


Yaşar Aşçıoğlu: “Ataköy Selenium projemiz devam ediyor. Selenium Ataköy, Selaium Retro var, bir yer daha aldık. Adını henüz koymadık. Projenin hemen yanında. Toplam 1.000 daireye ulaşacağız. Lansmana çıkmadan yüzde 65’ini sattık, hatta bir bloğun yüzde 90’ını sattık. Marka olmak böyle. Ben o bölgede hayatımda iş yapmadım, ama insanlar bizi tanıyor.”


Aşçıoğlu İslamic Bank’ın büyük ortağı Deyaar Group ile yakın zamanda ortaklık imzaladı. Dubai ve İstanbul’da birlikte proje geliştirecekler.



Kimsenin hakkı kimsede kalmaz

-  İş hayatındaki felsefeniz nedir?

Doğru ortak iyidir. Ama yanlış ortak ile iş yürümez. Ortak dediğin adam özü, sözü bir olan adamdır. Para her şeydir demeyen kişiyle ortak olunur. Ama ticaretin doğasında o var, para için her şeyi yaparım diyen, para için kişiliğini de satar. Biz bu tür adamlarla ortaklık yapamıyoruz, yapmadık ta... Biz duruşu olan, duyguları olan, eti kemiği olan, ruhu olan bir firmayız. Bizim ortaklık yapacağımız firma da haysiyetli olmalı. Olmadı mı yürümez, kimsenin hakkı kimsede de kalmaz.


Geçmişten bir anı...

Çocukları gezmeye inşaata götürürdüm

1988’de Nişantaşı’nda siteler yapıyoruz. Babama o zaman dedim ki ben tek yapmak istiyorum. 500 bin dolar sermaye verdi bana. İlk önce Nişantaşı’nda başladım işe, site yaptım, fabrika yaptım, Kadıköy’de çarşı yaptım derken, aynı anda İstanbul’un bir ucundan bir ucuna inşaatım vardı. 3 yıl sonra İstanbul’un ucundan ucuna inşaatım vardı. Çocuklarımız var, öyle çalışıyorum ki, onları pazar günü gezmeye inşaata götürüyorduk. İzin günü falan yok, savaşır gibi çalışıyoruz. Oğlum Cenk’in çivi izi hala durur o dönemden. Cahillik işte...



Star