Deprem öncesi için alınacak sıra dışı önlemler!

Deprem öncesi için alınacak sıra dışı önlemler! Deprem öncesi için alınacak sıra dışı önlemler!

Şimdi olası depremlere karşı yeni önlemler üretmenin tam zamanı. Önemli olan, aykırı fikirleri pazarlamak değil, alışkanlık ötesi anlayışlarla deprem gerçeğine katkı sunmak...


GEÇEN haftaki yazımı son deprem olayından önce hazırlamıştım. Dolaysıyla okurlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletemedim. Can kaybı ve ciddi yaralanmalar olmayışı beni çok rahatlattı. Herkese büyük geçmiş olsun, ülkemiz daha büyük korkuları yaşamasın.

Burada önemli bir konuya tekrar değinmek istiyorum: Geçen yazımda yerim sınırlı olduğu için yazamamıştım; mobil telefonlar saatlerce sohbet etmek için değil, öncelikle olağanüstü durumlarda da kullanılmak üzere üretilmiştir. Hatları sürekli meşgul etmek onu haberleşme aracı olmaktan çıkarıyor, son deprem gerçeğinde olduğu gibi hatların tümden kilitlenmesine neden oluyor.

Para'dan Nur Demirok'un haberine göre; Daha büyük depremler yaşamamamız dileğiyle konuyla bağlantılı birkaç noktaya değinmek istiyorum bu hafta. Bunlar aynı zamanda inovatif düşüncenin değişik örneklerini kapsıyor. Önce ‘pazarlama ötesi (metatheory) anlayış’ nedir onu açıklayayım: 70’li yıllarda Amerika’da yeni bir akım başladı. Eugene J. Kelley ‘pazarlama’ dediğimiz disiplinin mal ve hizmetlerle sınırlı olamayacağını açıkladı. Amacı, toplumsal, yönetimsel, bilimsel ve etik anlayışların da fikir ve buluşlarla takviye edilip pazarlanmasıydı. Bunlar etik kurallar içinde sunulacak, ticari olsun olmasın tüm kurumlar buna yardımcı olacaktı.

Sonunda klasik pazarlama kuramı ötesinde yeni bir akım başladı. Bunlar ticari kâr amacı gütmeyen öneri ve bilgileri ‘salt pazarlama disiplini içinde’ kitlelere ulaştırmayı hedefliyordu. Konuya sonradan Robert Bartels, George Schwartz, Richard D. Irwin gibi yazarlar da dahil oldular. Böylece toplumsal düzeyde klasik pazarlama öğretisinden bağımsız ‘Toplumsal Etki Pazarlaması’ ortaya çıktı.

Bu akım bir bakıma ‘farkındalık’ motiviyle geliştirilmiş sosyal ahlak pazarlamasıydı.

İşte, bu akımın kurgusal yapısı içinde pratikte derleyebildiğim bazı bilgileri satırbaşı olarak sizlerle paylaşmak isterim. Salt deprem gerçeğiyle ilgili her başlığın altını doldurmayı ve yeni önerileri yaşama geçirmeyi sizin yaratıcı, ilham verici zekanıza bırakıyorum. Tek koşulla ki, bazı öneriler için asla ‘absürt’ ve ‘sıra dışı’ denilmesin. Tüm bunlar bugün gelişmiş ülkelerin gündeminde bulunuyor ve tartışılıyor.

GEREKLİ İLK ÖNLEM VE ÖNERİLER

1- Okulların ders müfredatına seçmesiz olarak zorunlu ‘Deprem Gerçeği ve Depremden Korunma Dersleri’ konulmalı. Bunların ders niteliğini kazanması için ilgili öğretmen ve öğretmen adayları eğitilmeli, sertifika alma zorunluluğu getirilmeli. Derslerin hangi sınıflar düzeyinde verileceği ise pedagojik açıdan analiz edilmeli ve not verme esası getirilmeli. İç göçler dikkate alındığında bu uygulama deprem bölgesi olsun olmasın ülkenin her noktasında zorunlu olmalı.

2- Şirket ve kurumların tümünde ‘Yönetim Kurulu Toplantılarına zorunlu gündem olarak her altı ayda bir ‘deprem önlemleri’ maddesi konulmalı; şirket ve kurumlar hem kendi hem de toplum güvenliği açısından çeşitli konuları tartışmalı; ‘yeterince müzakere edilmiştir’ denildikten sonra diğer konulara geçilmeli. Aynı konu yerel yönetimlerin toplantılarında da koşulsuz geçerli olmalı.

3- Yine, şirket ve kurumların dönüşümlü olarak finanse edeceği eğitici ve uyarıcı nitelikte görsel ve yazılı spotlar yayınlanmalı. Bunlar kurum ve şirket adları verilerek, ‘kısa film’ ya da ‘hatırlanabilir sözcük dizisi’ haline getirilmeli. Ayrıca haber bültenlerinin bitiminde görsel ağırlıklı değişik uyarı ve eğitim lejantları konulmalı. Bunlar bıktırıcı olmadan çekici konular eşliğinde sunulmalı.

4- Kamusal yönetimlerin önce kendi bütçelerinden finanse edip kuracağı ‘Deprem Dayanıklılığı Ekspertiz Laboratuvarları’nm işletim hakları gönüllülük esasına göre özel şirketlere devredilmeli ya da finansman karşılığı kiralanmalı.

Bu kurumlar kendi bölgeleri içinde yer alan tüm yeni ve eski yapılarda özel ölçümler ve ‘karot analizleri’ yaparak, basın organlarında yayınlanmasını sağlamalı. Denetim ise resmî kurumlarda olmalı.

5- Bazı üniversitelerimizde yeni bir disiplin uygulaması olarak deprem ihtisas kürsüleri kurulmalı ya da konu akademik anlamda fakülte düzeyine kavuşturulmalı. Bu amaçla sistem YÖK prensipleri içinde bağımsız bir uzmanlık haline getirilmeli. Bu öneri bilim dünyası için yeni bir adım olarak ülkemizde de hayata geçirilmeli. Mezunlar için tüm belediyelerde kadrolar açılmalı.

ÇEVREMDEN GELEN İLGİNÇ ÖNERİLER

Önerilen yenilikler benim sınırlı görüşlerimden ibaret değil. Yakın çevremin de ilginç önerileri var. Bunları da kısa maddeler halinde sıralıyorum:

6- Yeraltı geçitleri, tünel ve metrolar kontrol edilmeli. Bu iş için ‘sürekli kontrol finansmanı’ sağlama amacıyla ihaleye çıkılmalı. Her yapıya onları yaşam boyu son tekniklerle periyodik olarak kontrol edecek (ettirecek) yerli-yabancı ticari ya da finans kuruluşlarının ismi verilmeli. Örneğin ‘X Bankası Yeraltı Geçidi’ gibi...

7- Baraj ve bentler için deprem sırasında devreye girecek ‘Emniyet Setleri Geliştirme’ yarışması düzenlenmeli. Gönüllülük esasına göre çeşitli firmalarca ve genel ya da yerel yönetimler tarafından finanse edilecek projelere halkın da bireysel olarak katkısı sağlanmalı. Deprem sırasında otomatik olarak devreye girecek ‘Emniyet Kapakları Teknolojisi’ için dünyaca tanınmış kurumların teknolojik altyapı önerileri de proje haline getirilip hayata geçirilmeli.

8- Tüm il ve ilçelerde itfaiye teşkilatları içine yeni bir düzenlemeyle deprem konusu da dahil edilmeli. Yeni bir uzmanlık alanı olarak mekanik gereçlerle takviye edilecek ‘deprem erleri’ de tıpkı eskiden olduğu gibi ‘itfaiye erleri’ disiplini içinde yetiştirilip eğitilmeli. Uzman eğitmenlerce verilecek derslere gerektiğinde yabancı uzmanlar da davet edilmeli. Teşkilatın ismi bundan böyle ikiye ayrılarak ‘İtfaiye ve Deprem Timi’ adını almalı. (Benim kuşağımda da itfaiye teşkilatında çalışanlara disiplin ifadesi amacıyla daima ‘itfaiye eri’ deniyordu.)

9- Özeller de dahil olmak üzere, tüm hastanelerde ‘Deprem Travmaları Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezleri’ kurulmalı; bu merkezler normal zamanlarda korunmayla ilgili halka açık seminerler düzenlerken; olay sürecinde ise acil yardım ve tedavi ekipleri otomatikman devreye girmeli. Bu konuda normal zamanlarda tatbikat provaları yapılması da periyodik olarak sağlanmalı.

10- Deprem konusunda çeşitli görüşler ve kişisel değerlendirmeler halkın psikolojik dünyasında duygusal travmalar yaşamasına neden olabiliyor. Haber kanalları ve televizyonlar uzmanların birlikte katılacağı toplantılar düzenlemeli, kişisel görüş yerine daima ortak aklın görüşleri açıklanmalı. Aynı konu yazılı basın için de geçerli olmalı.
 

Deprem profesörleri İstanbul depremi için ne diyor?