İlk mağaza unutulur mu?

İlk mağaza unutulur mu? İlk mağaza unutulur mu?

Boyner'den İpekyol'a, Koton'dan Sarar'a, Penti'den Özdilek'e bugün Türkiye'de perakendede büyük marka olarak anılan tüm şirketlerin ilk yola çıkış ve ilk mağaza hikayeleri derlendi.

Bazısı sıradan bîr yol üzerinde, küçük metrekarelî bir dükkanda imkansızlıklar içinde doğdu; bazıları da en gözde caddelerde tüketiciyle ilk kez buluştu. Ancak hepsi de onlarca yıl boyunca başarı çıtasını hep yükselterek Türkiye'nin en büyük markaları olmayı başardı. Boyner'den İpekyol'a, Koton'dan Sararca, Penti'den Özcülek'e bugün Türkiye'de perakendede büyük marka olarak anılan tüm şirketlerin ilk yola çıkış ve İlk mağaza hikayelerini Capital Dergisi'nden Hande Yavuz Çalık derledi.

Ben ilk Kiğılı mağazasını ailemden gizli olarak 1969 yılında Beyoğlu Mis Sokak’ta açtım. O dönem 26 yaşındaydım. Ailem mağaza açtığımı öğrendiğinde resmen kriz çıktı ve hemen o akşam aile meclisi toplandı. Mağaza açmadan önce Boyner Holdingin onursal başkanı Osman Boyner ile ortak iş yapıyordum. Kendi başıma mağaza açmamı ailem doğru bulmamıştı. Ama daha sonra işler iyi gidince hem babam hem amcam bana destek olmaya başladı.”

Kiğılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı, bugünün önde gelen hazır giyim markalarından bir tanesinin ilk başlangıç öyküsünü işte böyle anlatıyor. Ne yazık ki o mağaza bugün varlığını sürdürmüyor. Abdullah Kiğılı, 2014 yılında kapatıp yerini Vodafone’a kiraladığı mağazasını yine de her fırsatta büyük bir mutlulukla anıyor.

Uzmanlara göre perakendede mağaza lokasyon seçimi en önemli pazarlama hamlelerinden biri. Öyle ki doğru mağaza, şirketin ilk dönemlerinin başarısında kritik rol oynuyor. Bugünün önde gelen markalarının çoğu da ilk mağazalarının marka olmalarındaki önemini kabul ediyor. İlk mağaza seçim kriterlerinin hikayesini anlatırken de bu alanda yakaladıkları başarıya dair önemli ipuçları veriyorlar.

"Dönemin en şık mağazasını yaptık"
CEMALETTİN SARAR / SARAR YÖNETİM KURULU BAŞKANI

Terzi dükkanı olarak kuruldu 

Sarar Giyim Eskişehir’de babam Abdurrahman Sarar tarafından 1936 yılında 12 metrekarelik bir terzi dükkânı olarak kuruldu. Bugün 5 bin kişiyi istihdam eden, dünyada 100’ün üzerinde mağazası olan bir giyim markasıyız. Ben 19 Nisan 1944 doğumluyum. Babam ben doğduğumda, “Bana başarılar getirecek bir erkek evladım oldu" diye gidip o yıl ticaret odasına kaydını yaptırmış. İlkokul çağındaydım ve Eskişehir bitpazarında 12 metrekarelik hazır elbise mağazası vardı.

Hazır elbise dikiyordu


Dükkanda çalışan 3-4 kişi hazır elbise dikiyordu ve onlara her gün evde annemin yaptığı üç kap yemeği götürürdüm. İlk mağazamız Eskişehir’in Köprübaşı mevkiinde satılık dükkân ve üstünde şehir kulübünün bulunduğu mevkideydi. Bu satılık binayı görünce, “Baba burası satılık, burayı illaki alalım" dedim ve babamla orayı pazarlık ederek aldık. Altında İstanbul Bankası, üstünde de şehir kulübü vardı ve şehir kulübünü çıkararak ikinci katı da mağaza yaptık. 1 yıl sonra banka iflas etti ve o da çıktı.

Hala açık

Aşağısını ve yukarısını Eskişehir’in en güzel butik mağazası yaparak şehrimize kazandırdım. Dönemin en şık, en güzel, en modern mağazasını yaptığımıza inanıyorum ve o gün için şehrimizin en bilinen mağazasıydı. O mağazada kendi mallarımızın yanı sıra dışarıdan aldığımız dünya markalarını da satışa sunardık. Bugün o mağaza halen açık. Daha düzenli bir dekor içinde Eskişehirimize büyük hizmetler veriyor.

"Büyüme döneminin başlangıcı"

Damat, 24 yıl önce kendi koleksiyonlarını, kendi markasıyla dünyaya satan bir şirketti. Ancak perakende satış noktası yoktu. O dönemde Türkiye’de ilk açılan alışveriş merkezlerinden biri olan Akmerkez’de ürünlerini müşterilerle buluşturmayı hedefledi ve 1994 yılında ilk mağazalarını açtı.

ORKA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, “O dönemin şartlarında bu mağazanın açılması, perakende ile markalarımızın birlikte büyüme döneminin de başlangıcı oldu” diyor. Orakçıoğlu, ilk mağazasını kendi ürünlerini ve kendi koleksiyonlarını kendi belirledikleri konseptlerle satma konusunda bir başlangıç olarak hatırladığını belirtiyor ve “Bugün dünya çapında 350’nin üzerinde mağazamız var. Bu yıl bu rakamı 450 yapmayı hedefliyoruz. Bugün Akmerkez’deki mağazamız hala açık ve faaliyetine devam ediyor” diye konuşuyor.

Kuzguncuk'ta başlayan hikaye

1988 yılında Gülden Yılmaz öğretmen, Yılmaz Yılmaz da deniz subayı olarak görev yapıyordu. Yaz tatilini değerlendirmek amacıyla ihracat fazlası giysileri satmak üzere bir mağaza açmaya karar verdiklerinde, 5 bin dolar sermayeyle Kuzguncuk’ta 25 metrekarelik bir dükkan tuttular. Başarısız olurlarsa her ikisi de yaz bittiğinde mesleklerine devam edeceklerdi.

Fakat kısa sürede bir mucize gerçekleşti ve mağazanın gördüğü büyük ilgi üzerine her ikisi de mesleklerini bırakarak hazır giyim perakendecisi olarak yollarına devam etme kararı aldılar.

Koton Yönetim Kurulu Üyesi ve Eş Başkam Gülden Yılmaz, o günlere geri döndüğünde kendilerine başarıyı getiren ana unsurları şöyle açıklıyor:

“Başarılı olmak için rakiplerin ve bizim gibi ihracat fazlası giysileri satan mağazaların müşteriye sunamadığı şeyleri bir araya getirmeliydik. Bunun için de kendimize, ‘en kaliteli, bol çeşitli ve ulaşılabilir fiyatlı ürünler bulunduracağız’ diyerek iddialı bir hedef koyduk. Bu işe başlarken ne sektörü bu kadar sevebileceğimi ne de bu kadar büyüyeceğimizi düşünmüştüm. Azimle, hiç yılmadan ve severek çalışınca başarılı olduğumuzu gördük ve hedeflerimizi büyüttük. Şimdi, 30 yıl öncesine dönüp baktığımda sokak arasındaki küçük bir mağazadan 28 ülkede, 518 mağazası bulunan bir marka haline gelmenin mutluluğunu ve gururunu yaşıyorum.”

"Sevdiğin işi yapmak mutluluk kaynağı"
HÜSEYİN ÖZDİLEK / ÖZDİLEK HOLDİNG YKB.

Aileye katkıda bulunmak
 

İlk mağazamızı 1967 yılı mayıs ayında açmıştık. Bursa Orhan Cami ve Ulucami arasında belediyenin kiralık 30 metrekarelik bir havlu mağazasıydı. 14 bin TL sermayeyle ihaleye girip, belediyeye ait 155 TL muhammen bedelli mağazayı 17 yaşındayken 350 TL aylık kira bedeliyle kiraladığımda çocuklar gibi sevinmiştim.

Çünkü, vergi mükellefi olmak, kendi adına bir iş yeri açmak, aileye katkıda bulunmak ve en önemlisi de sevdiğin işi yapmak bir mutluluk kaynağıdır. Konfüçyus’un de dediği gibi ‘Sevdiğiniz işi yapıyorsanız, çalışmıyorsunuz demektir.’

İlk mağaza ilk hedef


Biz de sevdiğimiz işten her zaman zevk aldık. Çeşitli üreticilerden havlu alıp, yaz günlerinde sabah 8’den akşam 8’e kadar 12 saat dükkanı açık tutmak, ürün satmak ayrı bir mutluluk kaynağıydı. İlk mağazamızı açtığımızda muhannete muhtaç olmamayı hedefledik. 1969 yılında akşamları Akşam Ticaret Lisesi’ne devam etmek sonra da 19 yaşında Eskişehir Akademisi’ne devam mecburiyeti olmadığı için zaman zaman gidip derslere katılmak, imtihanlara girmek ayrıca büyük bir güzellikti. Bugün o mağaza açık değil ama 7 yıl sonra 1974’te açılan , mağaza Kapanhan girişinde devam ediyor.

Lokasyonun itici gücü

Ayaydın Miroglio Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaydın, İpekyol olarak ilk mağazasını 1989 yılında Nişantaşı Rumeli Caddesi’nde açtı. Kendi işini kurmadan önce toplam 6 yıl tekstil sektöründe profesyonel çalışma hayatını sürdüren Ayaydın, 1986 yılında kendi şirketinin temellerini attı. “Büyük markalar için küçük fakat bizim için yeterli sayılabilecek bütçeyle 1989’da ilk mağazamızı açtık” diyen Ayaydın, ufak adımlarla çıktıkları yolda ilk başta niş bir müşteri kitlesi edindi. Ancak lokasyon olarak avantaj sağladığı konumu ve ürünlere olan ilgi şirketin büyümesini tetikledi. “Hayatımın dönüm noktasına bu vesileyle ulaştım. İlk mağaza, ilk heyecan derken doğru stratejiyle şirketimiz organik bir şekilde büyüyerek günümüze dek milyonlarca moda sever kadına ulaşmayı başardı” diyen Ayaydın, hala ilk günkü hevesle, kendilerini geliştirerek işlerine devam ettiklerini ifade ediyor.

İpekyol’un ilk mağazası varlığını sürdürüyor. Rumeli Caddesi ile bağlarını asla koparmadıklarının altını çizen Ayaydın, sözlerine şöyle devam ediyor: “Aksine buradaki varlığımızı güçlendirerek Twist mağazamızı aynı caddeye kardeş mağaza olarak açtık. İlk mağazamız bizim için ilk günkü heyecanı yansıtan bayrak bölgemiz. Hem duygusal hem ticari açıdan bağlarımızı gün geçtikçe kuvvetlendirmek istediğimiz bir bölge olduğundan Rumeli Caddesi bizim için çok önemli bir lokasyon.”

"Bizim için çok kıymetli"

İnci Ayakkabı, İstanbul’da 1917 yılında küçücük bir lostra salonuyla faaliyetine başladı. 1947 yılında da İstanbul Fatih’te açılan ilk mağaza ile perakende mağazacılığa giriş yaptı. İlk atölyeyi dedesi Murad Kızıltaş’ın ilk mağazayı da babası Ahmet Nuri Kızıltaş’ın açtığını belirten İnci Deri Yönetim Kurulu Başkanı Ali Murat Kızıltaş, 1947’de henüz markalaşma diye bir kavramın olmadığını hatırlatıyor. Kaliteli ayakkabılarıyla öne çıkan ilk mağazalarının gittikçe daha çok tercih edilerek müşterilerine 30 yıl boyunca hizmet verdiğirii anlatıyor. Ali Murat Kızıltaş üçüncü nesil olarak işe başladığında ise eniştesiyle birlikte ikinci mağazalarını 1989 yılında Kadıköy’de açtı. Bugün 100’e yakın mağazaya sahip olan marka için ilk mağaza değerini hala koruyor. Babasının lostra salonundan perakendeye dönüştürdüğü mağazada çocukluğundan itibaren çalıştığını ifade eden Kızıltaş, “Boş zamanlarımda tatillerde, hatta Boğaziçi Üniversitesi’nde okurken uzun ders aralarında Fatih’deki mağazaya gelir, sonra dönüp yine derse girerdim. İlk mağazamız Fatih bizim için çok kıymetli. Üstelik en başarılı mağazalarımızdan biri olarak faaliyetlerini devam ediyor” diyor.

"Örnek vaka olduk"

Fabeks Yönetim Kumlu Başkanı Ayşen Zamanpur, Silk&Cashmere için ilk mağazasını 1992 yılında ülke sınırları dışında Zurih’de Bahnhoff Strasse’de açtı. Dünyada ilk mağazasını kendi ülkesinden başka yerde açan başka bir şirket olmadığını belirten Zamanpur, bu nedenle Fransa’da Emlyon Üniversitesi’nde örnek vaka olarak incelendiklerini söylüyor. Zamanpur ilk mağazasını ve hikayesini ise şöyle anlatıyor:

“90’larda Bahnhoff çok popülerdi. Moda markalarının olmazsa olmaz lokasyonları arasında yer alıyordu. Biz de ilk mağazamızı neden bu caddede açmayalım dedik. Caddenin en güzel yerinde yer alan ve kaliteli ipekler satan bir mağazanın sahibiyle aylarca yaptığımız konuşmalar sonucunda o mağazayı Silk&Cashmere’e dönüştürdük. Mağaza çok ilgi gördü. 13 yıl boyunca o mağazada faaliyetlerimizi sürdürdük. İsviçre’de tanınan bir marka haline geldik. Hatta başka ülkeler için de talep almaya başladık. Zaman içinde mağaza sahibi olan ortağımızın işten el çekmesiyle yine aynı caddede başka bir noktaya taşındık. 1992 yılından itibaren de aynı caddede faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Zürih bizi biz de Zürih’i severiz.” Zamanpur, o mağaza sayesinde hem uluslararası zevki öğrendiklerini hem üst düzey müşterinin taleplerini anladıklarını da sözlerine ekliyor.

"Eskimeyen bir dost gibi"

Penti markasının hikayesi 1950 yılında başladı. Kurulduğu dönemde çorapla elde ettiği başarıyı bugün çorabın yanı sıra var olduğu tüm kategorilere taşıyan marka, Türkiye’nin lider çok kategorili iç giyim moda perakende markası konumunda. Penti ilk mağazasını 1999 yılında Nişantaşı Valikonağı Caddesi üzerinde açtı. Bu mağazanın markanın yol haritasında en önemli kilometre taşları arasında yer aldığını söyleyen Penti Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo, ilk mağazalarını açarken hedeflerinin mağazayı bir laboratuvar olarak kullanmak olduğunu belirtiyor. Kariyo, “Yani tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını, beğenilerini ve eğilimlerini gözlemleyebileceğimiz, yeni çıkardığımız ürünlerin tüketici tarafından ne şekilde kabul gördüğünü analiz edebileceğimiz önemli bir nokta oldu bizim için. Bu hedefle ilk mağazamızı Nişantaşı’nda açmaya karar verdik” diye konuşuyor. Penti bugün 500 mağazasında yılda 60 milyonun üzerinde ziyaretçiyi misafir ediyor. Kariyo, ilk mağazanın halen büyük önem taşıdığını söylüyor. Hatta bu mağazayla olan duygusal bağını şu sözlerle ifade ediyor: “Halen varlığını Penti ailesinin bir parçası olarak sürdüren Valikonağı Caddesi mağazamız, var olduğu kategorilerde lider olan bir markanın o günden bugüne sergilediği tüm gelişim ve dönüşüm sürecini benimle birlikte yaşamış eskimeyen dost gibi. Yıllar önce açtığımız ilk mağazamız aynı yerinde Penti ailesinin bir parçası olarak son derece başarılı bir performansla halen bizlerle."

"Yaptığımız işle gurur duyuyorum"

Osman Boyner/ Boyner Grup Onursal Başkanı

“Dünyaya tanıttık”

Boyner Grup’un mağazacılık hikayesi Beymen ile başladı, ilk mağazamızı 1971 yılında o yılların en prestijli alışveriş semti Şişli’de açtık. O zamana kadar işimiz kaliteli kumaş üretimi üzerineydi. Altınyıldız ile Türk kumaşını dünyaya tanıtmıştık. Sonrasında yurt dışında büyük rağbet gören Altınyıldız kumaşıyla hazır giyim işine girmeye karar verdik.

İlk Tohumlar

Modanın duayenlerinden çok sevgili arkadaşım Kerim Kerimol ve İtalyan modaevi sahibi Silvano Corsini’nin iş birliğiyle Beymen’in ilk tohumlarını attık. Beymen’in, kendi etiketiyle ürünlerini sunduğu ilk mağazasında öncelikle erkek giyim koleksiyonumuzu müşterilerimize sunduk. Büyük ilgi gördü. Erkek koleksiyonuna daha sonra kadın koleksiyonu da eklendi. O döneme kadar görülmemiş bir hizmet kültürü ve alışveriş deneyimi tasarlayarak müşterilerimizle yıllar boyu büyüyerek devam eden bir ilişki kurduk.

"Güvenimizi sunduk"

Müşterilerimize sadece kaliteli kumaşlarla özenle dikilmiş elbiseler değil, dostluğumuzu ve güvenimizi de sunduk. Hem Beymen’in hem de müşterilerin kazandığı bir nevi iş ortaklığı... O günden bugüne de her zaman modanın adresi olmaya, organize perakendeciliğe öncülük yapmaya ve müşterilerimizin mutluluğu için çalışmaya aynı azim ve özenle devam ettik. Beymen’in 50 yıla yaklaşan serüveni boyunca sadece yıllarca eskimeyen ürünler değil, yıllarca eskimeyen müşteriler ve dostlar edindiğimiz için yaptığımız işle gurur duyuyorum. 1994 yılında 5 bin 200 metrekarelik ilk amiral mağazamız Akmerkez Beymen’in açılışıyla Şişli Beymen’i kapattık.