İTÜ Van'daki Bayram Otel'i incelememiş ve raporlamamış!

İTÜ Van'daki Bayram Otel'i incelememiş ve raporlamamış!



İTÜ Deprem Mühendisiliği ve Afet Yönetim Enstitüsü Yrd. Doç. Dr. Çağlayan, "Bayram Otelin ne içine girdik ne inceledik ne de dışından bir büyük bir inceleme yaptık. Hiçbir kuruluşa ya da hiçbir yere rapor vermedik" diye konuştu


İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Zekai Celep, Van depreminde meydana gelen hasarların sebeplerinin daha önce yaşanan deprem hasarlarından farklı olmadığını belerterek, "Genel olarak bu hasar sebepleri, basit mühendislik kurallarına uyulmaması ve taşıyıcı sistem oluşturulmasında basit kuralların göz ardı edilmesi olarak verilebilir" dedi.

Celep, İTÜ Ayazağa Kampüsündeki Remzi Ülker Konferans Salonunda İTÜ Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü inceleme heyetince hazırlanan, "Van 2011 Depremi ve Sonuçları" başlıklı raporu açıkladı.

Bölgede yaptıkları inceleme sonucunda, heyetin oluşturduğu raporu basın mensuplarıyla paylaşan Celep, binalarda görülen hasar sebepleri arasında yeni bir sebep olmadığını, eski sebeplerin Vanda da görüldüğünü kaydetti.

Prof. Dr. Celep, hasar sebeplerini, sadece bir kişi veya kuruma yükleminin doğru olmadığını, bunun zincirleme hatalardan kaynaklandığını ifade ederek, "Burada mal sahibinin, meslek odalarının, belediyelerin ve toplum olarak hepimizin hatası var. Hatta öğretim kurumlarının da kusuru var. Bu aşamada Acaba ben ne yapmalıyım diye sorulması gerekir. Van depreminde meydana gelen hasarların sebepleri de daha önce yaşadığımız deprem hasarlarından farklı değildir. Genel olarak, bu hasar sebepleri, basit mühendislik kurallarına uyulmaması ve taşıyıcı sistem oluşturulmasında basit kuralların göz ardı edilmesi olarak verilebilir. Çok katlı betonarme binaların mühendislik hizmeti almamış olması da diğer önemli hasar sebebi olarak verilebilir " diye konuştu.

Beton kalitesinin düşük olmasının önemli bir hasar sebebi olduğunu anlatan Celep, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Beton üretiminde uygun granülometrenin kullanılmaması, kullanılan malzemede sadece dere çakılının kullanılması, kırma taşın bulunmaması, beton dayanımın düşük olmasında sebep olmuştur. 1980lerde inşa edilen ve kontrollü olarak yapılması gereken bir köy okulunda, yaygın olarak, yumruk büyüklüğünde taşların bulunması ve bunların özellikle kolon alt kesitlerinde yoğunlaşmış
olması örnek olarak verilebilir. Yeterli donatı düzeninin sağlanamaması, diğer bir önemli hasar sebebidir. Etriyelerin 135 derece yerine 90 derecelik kancalarla oluşturulması, bindirme boylarının kısa tutulması, kolon-kiriş birleşim bölgelerinde etriye bulunmaması da örnekler arasında sıralanabilir. Yetersiz taşıyıcı sistem oluşturulması, diğer bir sebep olarak sayılabilir. 1980lerde inşa edilen yedi katlı bir kamu binasında bodrum katı yapılmaması, bina önem katsayısının 1,4 olması beklenen bu binada, hemen hemen hiç perdenin bulunmaması örmek olarak verilebilir."

TAŞIYICI VE BİRİKET BİNALAR

Prof. Dr. Celep, taşıyıcı duvarlarda kullanılan taş ve briketin çoğunlukla çamur harcıyla birleştirilmesi ve bunların zamanla ve hava şartlarının etkisiyle yıkanıp kaybolması ve duvarların birimlerini bağlantısız bırakmasının, en önemli hasar sebebi olduğunu kaydetti. 

Özellikle depo veya hayvan ağılı olarak kullanılan bir katlı olan ve planda uzun bir dikdörtgende bulunan binalarda uzun kenardaki duvarların sadece iki uçta bağlantısı olmasının, bu duvarları enine doğrultuda çok zayıf duruma getirdiğini vurgulayan Celep, "Pek çok duvar hasarının böyle meydana geldiği söylenebilir. Bu hasar sebebi, yığma duvarlarda yeterli mesafede enine
rijitleştirmelerin bulunmaması olarak genelleştirilebilir. Binalarda rijit döşemelerin bulunmaması, duvarların beraber çalışmasını engellemesi de bir hasar sebebi olarak ifade edilebilir" dedi.

Prof. Dr. Celep, taşıyıcı duvarlarda kullanılan kerpiçlerin, zamanla ve hava şartlarının etkisiyle zayıflamasının en önemli hasar sebebi olduğunu belirterek, "Van Depremi, yıllardır yeterli mühendislik hizmeti görmeden inşa edilen, deprem güvenliği oldukça düşük binalarımızın hasar görmesi olarak açıklanabilir. Bu durum, maalesef yurdumuzun genelinde geçerlidir. Bu problemin sorumlusunu, inşaat müteahhitleri olarak görmek, kolaycılık ve yanlış bir sonuç olur" şeklinde konuştu.

SORULAR

İTÜ inceleme heyetinde bulunan İTÜ Deprem Mühendisiliği ve Afet Yönetim Enstitüsünden Yrd. Doç. Dr. Pınar Özdemir Çağlayan, bir gazetecinin, "Vanda 9 Kasımda meydana gelen depremde yerle bir olan Bayram Otele kullanılabilir raporu verdiğiniz söyleniyor, bu konuda ne söyleyeceksiniz" sorusuna şöyle cevap verdi:

"Dün değişik medya kanalarında, Üniversite olarak, Vanda yaptığımız akademik çalışmanın bir sokak taraması olduğunu ve bu sırada gözümüze pek çok binanın takıldığını, Bayram Otelin de bu binalardan biri olduğunu söyledim. Ve otelin dışında olan kaplamlar sebebiyle de herhangi bir şey göremediğimizi belirttim. Bayram Otelin ne içine girdik, ne inceledik ne de dışından büyük bir inceleme yaptık. Hiçbir kuruluşa ya da hiçbir yere rapor vermedik."

Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz de "Vanda tekrar yeni bir deprem ya da artçı depremler bekliyor musunuz, Vanın yeri değiştirilmeli mi" şeklindeki soruya karışılık şunları kaydetti:

"Türkiyede, eğer yer değiştirmeye kalkarsak herhalde bütün illerin yerlerini değiştirmemiz lazım. Türkiyenin yüzde 92si deprem bölgesi. Şehirlerimizin önemli bir bölümü, aktif fayların üzerine oturuyor. Bugüne kadar bizim yerleşme sistemimiz çok doğru değil. İllerin yerleşim birimlerini yerlerini değiştirmek değil, depreme karşı güvenli hale getirmek zorundayız. Aktif faylar üzerine doğrudan yerleşmemeliyiz. Dolayısıyla şehirler, varlığını sürdürebilir. Bölgede yaşanan 7.2lik depremin artçılarını bekliyoruz ki bunlar 6.2 veya 6.3e kadar çıkabilir. Önümüzdeki süreçte bölgede yeni depremler görmek şaşırtıcı olmaz, ama bunun için bugün, yarın ya da 5 yıl sonra deme şansımız yok."

Bir gazetecinin, "Vandaki kamu binalarının durumu nasıl" sorusuna karşılık Prof. Dr. Celep, "Kamu binaları açısından, İstanbuldaki, Ankaradaki durum nasılsa Vanda da durum aynı. Vana özel bir durum yok. İstanbulda aynı tarihte yapılan kamu binaları ne kadar güvenliyse onlar da o kadar güvenli. Biz kamu binalarını gezdik, hasarlarını tespit ettik. Bilgi vermeye çalıştık. Ayrıntılı inceleme yapılmalı dedik" şeklinde cevap verdi.

AA