İzmit'te Köye Dair: Saraylı - Örcün Köyleri Atölye Çalışması

İzmit'te Köye Dair: Saraylı - Örcün Köyleri Atölye Çalışması İzmit'te Köye Dair: Saraylı - Örcün Köyleri Atölye Çalışması

Kocaeli Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, "İzmit'te Köye Dair: Saraylı - Örcün Köyleri Atölye Çalışması" düzenledi.

Hafta sonu gezilecek 2 proje 2 site!

Kocaeli Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, kendi çatısı altında ulusal düzeyde farklı üniversitelerden mimarlık ve sosyoloji öğrencilerini bir araya getirerek 27 Haziran - 6 Temmuz 2008 tarihleri arasında "İzmit'te Köye Dair: Saraylı - Örcün Köyleri Atölye Çalışması" düzenledi. Yürütücülüğünü KOÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi öğretim üyelerinden Yrd.Doç.Dr. Gül Köksal ve Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyelerinden Yrd.Doç.Dr. Aynur Özuğurlu'nun yaptığı atölye, birbirine çok yakın olan Gölcük'e bağlı Saraylı ve Değirmendere'ye bağlı Örcün köylerinde geleneksel yerleşim dokusunun günümüze ulaşan mimari izlerini sürmeyi ve bu dokuda yaşanan dönüşümleri çözümleyerek geçmiş mirasa saygı duyan ve şimdiki zamana katkı yapan tasarım önerileri geliştirmeyi hedefliyordu.

Atölye, İstanbul Teknik Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık ile Anadolu Üniversitesi'nin Mimarlık ve Sosyoloji Bölümleri'nden seçilen toplam 14 öğrenci katılımcı ile KOÜ Mimarlık Fakültesi öğrencilerinden Elif Akbulut, Ece Ünver ve Bahar Yılmaz'ın yürütücü asistanlığında, Örcün'de Değirmendere Belediyesi'nin restore ederek sosyal tesis olarak hizmete sunduğu eve yerleşerek çalışmalarına başladı.

Gölcük ve Değirmendere Belediyeleri'nin finansal destek sağladığı atölyenin en önemli özelliği, 10 günlük çalışma süresi boyunca, araştırmaların ve tasarım fikirlerinin köye davet edilen mimarlık, sosyoloji ve kentsel planlama disiplinlerinden çeşitli akademisyenler ve farklı uygulama alanlarından mimarlar eşliğinde tartışılmasıydı.

Atölye, ayrıca, Bayındırlık Bakanlığı Kırsal Alan Daire Başkanlığı gibi konuyla ilgili kamu kuruluşlarının; Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) ile İzmit Eski Evleri Yaptırma Derneği (İZEYAP) gibi sivil toplum örgütlerinin aktif katılımına da ev sahipliği yaptı.

Örcün Köy Meydanı'nda Sunum

Atölyenin benzer çalışmalardan belki de en önemli farklılığı, çalışmanın her aşamasının köy sakinlerinin değerlendirmesine ve fikri katkısına açık olarak sürdürülmesiydi. Nitekim, hem sosyolojik araştırma bulguları, hem de bu bulgularla eşgüdüm içinde yapılan mimari tasarım önerileri öğrenciler tarafından, Saraylı ve Örcün köyleri meydanında, köy sakinlerinin ve yerel yöneticilerin görüşlerine sunuldu. Sonuç sunuşları aynı zamanda akademisyenler, Bayındırlık Bakanlığı temsilcileri, ÇEKÜL ve İZEYAP temsilcileri tarafından da izlendi.

Sosyoloji ve mimarlık öğrencilerini ortak bir uygulama alanında bir araya getiren atölye, her iki disiplinin özgüllüklerini mekan incelemesi ekseninde birleştirmeyi hedefliyordu. Bu hedef, mimarlık öğrencilerinin mekana ilişkin sosyolojik problemler tarif edebilmesini, sosyoloji öğrencilerinin ise toplumsal ilişkilere ilişkin mekansal perspektifler kazanmasını içeriyordu.

Atölye çalışmasının sosyolojik boyutu, kırsal mekanın kırsal ekonomi ve yaşam kültürüyle bağını çözümlemeyi amaçlıyordu. Sosyoloji öğrencileri, mimarlık öğrencileriyle karşılıklı fikir alışverişi içinde, bu amaca uygun olarak her iki köyde de mülakat ve gözlemlere dayanan sosyolojik araştırmalar yürüttü. Bu araştırmalar, geçmişin sesini açığa çıkarmayı ve toplumsal belleği görünür kılmayı hedefleyen sözlü tarih çalışması, farklı kuşaklardan kadınlar ve erkeklerle derinlemesine görüşmeler, gençler ve çocuklarla gelecek beklentilerine ilişkin yapılan sohbetler gibi çeşitli veri toplama tekniklerine dayandı.

Kırsal mimari doku ile kırsal tarımsal yapı arasında organik bir bağ olduğu varsayımından yola çıkan araştırma, bu tarihsel bağın hangi dönemlerde, ne tür gelişmeler sonucunda kırılmalar ve dönüşümler yaşadığını bulgulamaya çalıştı. Ayrıca, yaşanan dönüşüm süreçlerinin kırsal mekansal örgütlenmeyi özellikle kadınlar, gençler ve çocuklar açısından nasıl farklılaştırdığını tespit etmeyi hedefledi.

Saraylı ve Örcün köyleri, bilindiği gibi, sırasıyla Roma ve Bizans'a uzanan derin tarihi kökleri nedeniyle önemli bir kültürel mirasa da ev sahipliği yapmıştır. Geleneksel mimari dokuları, sanayileşme ve kentleşme gibi tarım dışı faktörler ile tarımsal politikalarda ulusal çapta yaşanan düzenlemelerin güçlü etkilerine maruz kalarak dönüşmüş olsa da, hala varlığını hissettirir durumda.

Örcün Köy Meydanı'nda Sunum

İçinde yer aldığı doğal koşullara uyum gösteren, geniş bahçelerden oluşan boşluklara sahip, komşunun mahremiyetine ve güneşine saygı duyan geleneksel yerleşim dokusunun ve birkaç kuşağın bir arada yaşabilmesine olanak sağlayan geleneksel ahşap konstrüksiyonlu eski evlerin mimari özelliklerinin, geleneksel kırsal ekonomiyle kurulan organik bağ içinde şekillendiği görülmektedir. Bu yapılar, aynı konstrüksiyona sahip olmakla birlikte, doluluk boşluk oranları, cumbaları, çıkmaları, cihannumaları vb. mimari ögeleri ve ahşap taşıyıcılar arasındaki farklı malzeme kullanımlarına dayalı çeşitliklikleri ile her iki yerleşimde de farklı üretim dönemlerine dikkat çekmektedir.

Saraylı ve Örcün köylerinin, son derece verimli tarımsal araziler üzerinde yaş meyve-sebze yetiştiriciliğine dayanan tarımsal ekonomisi, çavuşüzümü gibi tamamen yöreye özgü özel ürünün yanı sıra, kiraz, dut, vişne, fındık, kestane, ceviz ve erik gibi çeşitlerden oluşan zengin bir içeriğe sahip olagelmiş. Engebeli arazi koşulları ve ürünün niteliği, tarımsal teknolojinin girişine olanak sağlamadığı için her iki köyde de kırsal ekonomi varlığını yıllar boyu geniş hane emeğine ve mevsimlik tarım işçiliğine dayanarak sürdürmüş. Bu nedenle Saraylı ve Örcün köyleri, önce Kandıra, ardından Rize, Kastamonu, Erzincan gibi kent dışından gelen mevsimlik işçi göçlerinin de Cumhuriyet tarihi boyunca mekanı olagelmiş.

Kırsal ekonominin canlılığını koruduğu yıllar boyu, her iki köyün de, tarım dışı hizmetler bakımından zengin bir mekansal örgütlenmeye sahne olduğu anlaşılmaktadır. İlkokul, berberlik, kasaplık, ayakkabı tamirciliği, terzilik, muhtarlığa bağlı misafir odaları ve mevsimlik bağ kazma işçilerinin konakladığı bekar odaları, her iki köyün geçmişte canlı bir sosyal yaşama sahip olduğunu kanıtlayan verilerdir. Ayrıca artık kullanılmayan köy çeşmelerinin ve Örcün'deki hamamın, özellikle kadınların köyde mekansal görünürlülüklerini arttıran ortak kullanım alanları olarak uzun yıllar işlev görmüştür.

Yaklaşık 30 yıl öncesine kadar varlığını koruyan geniş meraların ise, özellikle gençler ve çocuklar için ortak sosyal faaliyetlerin ve oyunun doğal mekanları olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Öyle ki, örneğin Örcün köyü önce voleybol takımına, ardından Örcünspor adıyla Kocaeli liginde etkinlik gösterecek denli gelişmiş bir futbol takımına sahip olmuştur.

Geleneksel kırsal ekonominin bu özelliklerinin ilk olarak 1936 yılında Gölcük'te inşa edilen tersane ile dönüşmeye başladığı görülmektedir. Tersane ve tersanenin yarattığı yan hizmetler, önceleri tarımsal gelirin yanı sıra yeni bir gelir kaynağı olarak işlev görmüştür. Her iki köyde de, özellikle tarımsal geliri düşük hanelerden bir erkek üyenin Gölcük'te gelişen sanayide işçi olarak çalışmaya gittiği anlaşılmaktadır.

pus