Nuh Çimento'nun ana stratejisini ihracat oluşturuyor!

Nuh Çimento'nun ana stratejisini ihracat oluşturuyor! Nuh Çimento'nun ana stratejisini ihracat oluşturuyor!

Bir çimento fabrikası düşünün son on yıldır gerçekleştirdiği yatırımlar üretim artışına yönelik değil, verimlilik ve çevre kirliliğini önlemeye yönelik. Doğu Marmara'nın sanayide teknoloji kullanımında önde gelen bölgelerimizden biri olduğu kesin ama Nuh



Çimento sektöründe iç pazarın yüzde 8’ine sahip olan Nuh Çimento işlediği yıllık 4 milyon tonu aşan klinker miktarı ile tek fabrika olarak ülkemizin en büyük tesisi konumunda. Sahip olduğu üretim ve dağıtım avantajlarını değerlendirerek büyümeyi planlayan şirket, tesisinin hemen arkasından çıkardığı hammaddeyi işledikten sonra fabrikasının hemen önünden konveyörlerle gemilere yükleyerek dünyanın değişik yerlerine ihracat yapabiliyor.

Bir çimento fabrikası düşünün son on yıldır gerçekleştirdiği yatırımlar üretim artışına yönelik değil, verimlilik ve çevre kirliliğini önlemeye yönelik. Doğu Marmara'nın sanayide teknoloji kullanımında önde gelen bölgelerimizden biri olduğu kesin ama Nuh Çimento'da bu durum biraz da Atalay Şahinoğlu'ndan kaynaklanıyor diyebiliriz. Kendisine Avrupa'da şehir merkezlerinde faaliyet gösteren çimento fabrikalarını örnek alan Şahinoğlu, "Arkamda yönetim kurulunun desteği olmasa elbette bunu başaramazdım. Artık Nuh Çimento ülkemizde parmakla gösterilen sanayi tesisleri arasına girmiş durumda" diyor. 10 yılı aşkın süredir profesyonel yönetici olarak Nuh

Çimento'nun CEO'luğunu yapan Atalay Şahinoğlu ile şirketin bugünü, yarını ve bugüne gelirken yaşadıklarını konuştuk:
Nuh Çimento'nun ülkemizdeki diğer çimento fabrikalarından farkı nedir ve sektördeki yeriniz neresi
Bu fabrika çimento sektörünün göz bebeğidir, benim söyleyeceğim tek cümle budur, gerek kuruluş yeri olarak, gerek kalitesi olarak, gerekse hizmet anlayışı olarak. Ayrıca fabrika olarak Avrupa'nın ve Türkiye'nin en büyük fabrikası olma özelliğine sahiptir. 4 milyon 200 bin ton klinker, buradan da 5,5-6 milyon ton çimento üretiyoruz. Nuh Çimento'nun üretim merkezi olarak yabancı müşterilerimizin ifadesiyle dünyada çok zor rastlanan bir yerleşimi var. Pazar payı ise Türkiye'de klinker kapasitesi 50-55 milyon ton civarında olduğuna göre, bu bizim yüzde 8 civarında bir payımız olduğunu gösterir. Klinker üretiminin karşılığında 60 milyon ton çimento üretilmekte, biz de bunun 6 milyon tonunu üretiyoruz. Türkiye pazarına genel olarak bakıldığında bu rakamları görüyoruz, ancak çimento nakliye bedeli yüksek bir ürün olduğu için daha çok bölgesel bazda satılabilir. Bölgemizde pazar payımız yüzde 30 civarında, üretimimizin de yüzde 20-30 kadarını ihraç ediyoruz. Bunların yanı sıra bölgemizde beton santrali konusunda en büyük firmalardan biriyiz, ürettiğimiz çimentonun yüzde 25'i kendi santrallerimizde tüketilir. Hedefimiz dünya pazarında biraz daha gelişmek, büyümeyi ihracata yönelik olarak sürdürmek istiyoruz, iç pazarda büyüsek bile bunu ihracata yönelik bölgelerde gerçekleştirmek istiyoruz. Bizim ana stratejimiz ihracat. Rusya'da tesis kurup oraya dökme çimento gönderebilecek kapasitede ki tek firma Nuh Çimentodur. Cezayir'de değirmenimiz çalışacak, İspanya'da 10 sene önce kurduğumuz ortak değirmenimiz var. Üretim hattı yönü ile de dünyaya açılmış haldeyiz.

Siz şirkete ilk geldiğinizde bu konularda ne gibi bakış açısı değişiklikleri oldu
Ben burada çalışmaya başladıktan sonra iki konuya önem verdim. Fabrikamız kuruluşuna 400 bin ton klinker üretebiliyordu ve ben geldiğimde rakam 2 milyon ton civarındaydı, yönetim kurulu ile birlikte yaptığımız çalışmalar sonucu bu rakam ikiye katlandı. Yani 2 milyon 100 bin ton olan klinker üretimi 4 milyon tonlara ulaştı. Yaptığımız bu yatırım ihracata dönük bir yatırım olmuştu, sonradan iç piyasadaki gelişmelerle oradaki ihtiyaca da katkısı oldu. Şu anda ülkemiz çimento üretiminde kendine yeter halde. Ayrıca her yıl dünyaya 10-15 milyon ton ihracat gerçekleşmekte. Benim için önemli bir diğer konu ise burada yönetim anlayışının kurumsallaşmasıydı. Ben burada göreve başladığımda genel koordinatörlükle başladım, bazı kurallarımız vardır, ortak ailelerden hiçbirinin yakını burada görev alamaz, ailelerden hiçbirinin şirketimiz ile uzun dönemli ticari ilişkisi olamaz. Bu kurallar sayesinde ortakların günlük dedikodulardan uzak kalması amaçlanmıştır. Böylece piyasa ilişkilerinde de daha güvenilir bir yer sağlanmıştır. Ben burada çalışmaya başladıktan 2-3 sene sonra yönetim kurulu başkanlığı için yönetimin güvenini kazandım. 10 seneden bu yana da bu görevi yürütüyorum.

Çevre konusunda yaptığınız yatırımlar çok mu büyüktü
Hayır, bunlar çok ufak yatırımlardı, baca gazından beslenen soğutma sistemlerini 400 bin dolar civarında bir maliyetle yapmıştık, baca gazı ile beslenen ısıtma sistemleri 300-500 bin dolar arasında bir rakama mal oldu bu rakamlar bizim ölçeğimizdeki şirketler için yatırım sayılamayacak rakamlar. 30 milyon dolarlık önemli bir yatırım yaptık, bu da arıtma sistemi olan tesislerde ortaya çıkan çamur atığını kurutmak ve bundan yakıt elde etmek üzerineydi. Bu kurutma sonucunda da 2-3 bin kalorilik kömüre benzer bir yakıt ortaya çıkıyor. Bu yatırımlar sonucu düşen emisyon oranlarımız sayesinde Avrupa Karbon Piyasasından her yıl 300 biri Euro civarında emisyon primi de alıyoruz.

Isısından faydalanamadığımız son bacamız kalmıştı geriye, ilk başta planımız bu baca gazı ile de çamur kurutma işlemi yapmaktı, ama daha sonra baca gazını kullanarak elektrik üretme teknolojisi ortaya çıktı. Elektrik ve kömür bizim üretim maliyetimizin yüzde 70'ini oluşturur, yıllık 65- 70 MW elektrik tüketiriz.

Baca için yaptığımız sistem ile yıllık 15 MW tasarrufumuz olacak, bunun bize getirisi ise yıllık 15 milyon dolar civarında, toplam yatırımımız ise 25 milyon dolar civarında olacak. Bunların hepsini bir arada yapan bir başka çimento fabrikası bulamazsınız. Ama bütün sanayiciler, özellikle çimentocular çevre ile olan ilişkilerinde eskiye göre çok ileri gitmişlerdir. Ancak bence Çevre Bakanlığı tarafından bacasından güçlü enerji çıkan tesislerin çevresinde çamur kurutma tesislerini kurma mecburiyeti getirilmeli. Ekstra enerji sarf etmeden bu atıklardan kurtulmanın tek yolu bu çünkü.

Torbalı filtre için yaptığımız 25 milyon dolarlık yatırımın ise tek faydası çevreye verilen zararın ortadan kaldırılmasına yönelikti, buradan herhangi başka bir kazanç sağlamıyoruz. Bunu tamamen çevreye saygıdan dolayı yaptık. Teknoloji konusunda yatırım bitmez ancak ana yatırımlarımız kapasite için olur. Şu anda Rusya'da ki silomuz 5 bin ton kapasitede, ortağımız ile ayrılma işlemleri tamamlanır tamamlanmaz o kapasiteyi 10 veya 15 bin ton'a çıkartacağız. Orada bir tane beton santralimiz var, ilk fırsatta 5 beton santraline, bir sene sonra ise 15 beton santraline ulaşmayı hedefliyoruz.

Cezayir'de bir değirmen kuruyoruz, dünyadan klinker alıp orada öğüterek Cezayir piyasasına çimento satacağız, ispanya'da ise küçük bir öğütme tesisi ortaklığımız daha var.
Bu yatırımların maliyetlere katkısı ne oldu
Kabaca söyleyeyim; soğuk su ve ısıtma için harcadığımız para toplamda 1,5 milyon doları geçmez. Bu yatırım kendisini iki veya üç senede amorti etti. Çamur kurutma sisteminin maliyeti 25 milyon Euro oldu, bugünkü getirisi ile on sene içerisinde kendisini karşılayacak. Elektrik için 25 milyon dolar yatırım yapıyoruz, bu da asgari 15 milyon dolar kazandıracak ve iki sene içerisinde kendisini amorti edecek. Bunlar kazanca dönük yatırımlar aslında, maddi kazancın dışında çevre konusunda elde ettiğiniz faydalar da çabası. Bu yatırımları bacasından enerji, yani sıcaklık çıkan her kuruluş yapabilir.

Türkiye'nin son yıllarda istikrarlı bir hükümete sahip olması sayesinde gerçekleştirdiği gelişmeler sizce yeterli miydi
Bence yeterinden fazla miktarda fayda gördük, ben dünya krizini çok yakından gördüm, burada arkadaşlarımızın uyarısı ile o döneme hazırlıklı girmek için yurt dışındaki müşterilerimizi dolaşıp ön sipariş çalışmasına girdik. Biz birçok sipariş alıp geri ülkemize döndük, aradan sadece bir yılbaşı tatili geçtiğinde bu siparişlerin yüzde 70-80 oranında iptal olduğunu gördük. Bunun ardından Başbakanımızın "kriz teğet geçecek" açıklaması geldi, belki o zaman için çok iddialı bir ifadeydi ancak bu başarılınca başbakanımızın ve ekonomi ile ilgili bakanların ifadelerine daha fazla önem verir hale geldik. Son dünya ekonomik krizini fırsata dönüştürmeyi başardığımıza inanıyorum.

Önemli bir İTO tecrübeniz oldu bu tecrübenin ışığında Doğu Marmara'da neler yapılabilir, Kocaeli Ticaret ve Sanayi odasında daha farklı neler yapılabilir
Bu bölgenin İstanbul'a yakınlığı onu önemli bir cazibe merkezi haline getiriyor. Ancak bölgenin hem fiziki olarak, hem de sosyal anlamda bana göre daha fazla bacalı yatırım kaldıracak hali yok, Dilovası gibi yerlerde zamanında önemli yönetim hataları yapıldığı açık. Bölgede bacalı sanayiyi mevcut düzen içerisinde muhafaza edip, bacasız sanayi diyebileceğimiz alanlara ağırlık verilmesi lazım. Sanayi ile iç içe olan yaşam alanlarının da dışarıya çıkarılması lazım. Sanayicilerinde bölgedeki çevre sorunlarına karşı daha ilgili olması gerekiyor.

30 milyon dolar harcadık
Ben bu fabrikaya geldiğimden beri en büyük gayretimi çevre ile ilişkimize verdim. Bizim burada üç bacamız var, her birinden 300-350 derece sıcaklıkta gaz çıkar. Bu ısıların bir bölümü ile tesisimizin sıcak su ve klima ihtiyaçları karşılanır, çıkan gaz bu şekilde kullanıldığı için karbondioksit emisyon oranında da çok büyük ölçüde düşüş sağlanır. Mesela elektronik filtreler elektrik kesilince devre dışı kalır ve jeneratör devreye girinceye kadar geçen sürede havaya az miktarda toz çıkışı yaşanır. Bundan 7-8 sene önce bu konunun önüne geçebilmek için 30 milyon dolar harcadık ve tem torbalı, hem de elektronik olmak üzere iki aşamalı filtre sistemi uygulamaya başladık.
Hisselerimizi alanlar pek satmaz

10-12 seneden bu yana da tüm bacalarımızın emisyon değerleri çevre il müdürlüğü tarafından elektronik olarak takip edilmektedir. 10 seneden bu yana bu yönde hiçbir ceza da almadık. Bunun dışında verimli çalışma açısından da ileri seviyedeyiz, bizim hisselerimizi alanlar pek satmaz. Çünkü Nuh Çimento kuruluşundan bu yana her sene temettü geliri veren bir şirket. İzmit Köseköy'de yaklaşık 15 dönümlük bir fidanlığımız var, burada maden aldığımız alanlarda dikim yapmak üzere fidan yetiştiriciliği yapıyoruz. Buradan kendi ihtiyacımız dışında belediye, valilik, okullar gibi kurumların ihtiyaçları içinde fidan temin edebiliyoruz.
Ekonomist/Doğu Marmara