Nusret Suna: 1999 depreminden bugüne hiç ders çıkarmamışız!

Nusret Suna: 1999 depreminden bugüne hiç ders çıkarmamışız! Nusret Suna: 1999 depreminden bugüne hiç ders çıkarmamışız!

İstanbul’daki binaların çoğunun depreme dayanıksız oluğunu belirten İMO İstanbul Şubesi Başkanı Nusret Suna, “Deprem güvenlikli bir kent değil İstanbul” dedi...



İstanbul’da meydana gelen 5.8 şiddetindeki depremden sonra, vatandaşlar güvende olup olmadıklarını merak eder oldu. Evrensel’den Eylem Nazlıer, İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Suna ile deprem hakkında röportaj yaptı. İşte o röportaj...

‘1999 depreminden bugüne hiç ders çıkarmamışız’

Cümlelerine 26 Eylül’de meydana gelen 5.8’lik deprem hakkında başlayan Suna, “99 senesinden bu yana 20 yıl içerisinde İstanbul merkezli bir Marmara depreminin olacağı söyleniyordu. Bu konuda hazırlıkların yapılması gerekiyordu. ’99 depreminden bugüne hiç ders çıkarmamışız. Aradan 20 sene geçiyor, teknolojik imkanlar artıyor.  Deprem bekleniyordu, hazırlıklı olmamamız gerekliydi demek hazırlıklı değilmişiz” diye ekledi.
Suna, İstanbul depreminde kritik süreçlere gelindiğini ve zamanın kısaldığını iletirken, “Artık zaman yok. ’99 depreminden sonra bilim insanları 30 yıl içinde depremin olacağını söyledi. Yaşanan son depremle bu tarihin daha öne çekildiğini de ifade ettiler. Yer bilimcilerin depremden sonra söylediği gibi zaman daralıyor. Geri kalan vakti iyi değerlendirmeliyiz. 5.8 çok büyük bir deprem değil. 5.8’lik bir depremde bu kadar yapımız hasar alıyorsa oturulmaz hale geliyorsa 7.8’lik depremde bu sayı muazzam derecede artacak. Zaman kaybetmeden bütün birimlerin ortak çalışması lazım. Tek tesellimiz depremin geç olması. İstanbul Büyük bir mega kent, her tarafı bina. Deprem güvenlikli hale getirilmesi uzun bir süreyi alır.” dedi.

‘Binaları büyük depreme hazırlamak gerekli’

Yapı stoğu hakkında İstanbul ile ilgili yorumlarını paylaşan Suna, “Maalesef hiç iyi değil. ’99 depreminden bu yana yapı stokunda bir iyileştirme yapılmadı. Yapılanlar göstermelik. Kamu binalarının bir miktarı elden geçti, deprem güvenlikli hale getirildi. İstanbul Proje Koordinasyonu birimi var. Buranın sitesine girip baktığınızda ‘İstanbul’da 1135 okul binası 115 sağlık binası 38 yurt binası depreme karşı güvenlikli hale getirildi’ diyor. Bu sayı güzel gibi gözüküyor. Ama bugün İstanbul’da 6 bin 127 okul var. Daha elden geçmeyen binlerce okul var” dedi.

İstanbul’da yalnızca kamu binaları olmadığının altını çizen Suna şu ifadelerde bulundu, “İstanbul yalnız kamu binalarından oluşmuyor. 20 milyonluk bir mega kent. Bu mega kentte 2 milyona yakın yapı stoku var. Bu yapı stokumuzun büyük bir bölümü güvenli değil. Deprem güvenlikli bir kent değil İstanbul.”

‘Türkiye’de yapıların yüzde 50-60’ı kaçak’

İmar affı ile ilgili Çevre Şehircilik Bakanının 24 Haziran seçimlerinden önce ifade ettiği “Türkiye’de yapıların yüzde 50-60’ı kaçak, ruhsatsız yapılardır” söylemine yönelik Suna, “İstanbul ölçeğine baktığımızda bir milyon yapı kaçak, ruhsatsız. Mühendislik dilinde bu yapılara, mühendislik hizmeti almamış, denetimsiz yapılar denir. Yani depreme güvenliksiz binalardır. Bir milyon yapının hepsi yıkılacak gibi bir söz söyleyemeyiz. Bir miktarı çökecek, yerle bir olacak. Bir miktarı ağır hasar, bir miktarı orta hasar alacak. Bu yapılar acilen elden geçirip, sıralama yapılarak yıkılacak olanları yıkıp yapmak, ağır ve orta hasar olanları beklenen depreme karşı güçlendirip can güvenliği sağlanmalı” tedbirinde bulundu.

‘Kentsel dönüşüm değil müteahhitlerin kâr ettiği bir sistem’ 

Kentsel dönüşümün gerekliliğini fakat uzun süredir yapılan kentsel dönüşümün gerçek anlamda bir dönüşümü yansıtmadığını ifade eden Suna “Bugün uygulanan haliyle kentsel dönüşüm rantsal dönüşümdür. İlgili bakan geçtiğimiz yıllarda, “Biz yanlış yapmışız. Kentsel dönüşüm değil müteahhitlerin kâr ettiği bir sistemdi” diye itiraf etti” diye ekledi. 

Çalışmaya başlamalıyız 

17 Ağustos 1999 depremi sonrası ilk yıllarda vatandaşta da siyasetçide de duyarlılık söz konusu olduğunu ifade eden Suna, Sonraki yıllarda ama ondan sonra uyarmamıza rağmen bizi duymak istemediler. Ta ki 26 Eylül’e kadar. 5.8 şiddetindeki deprem bize olacak olan büyük depremi hatırlattı. Şu tartışmaları kesip çalışmaya başlamalıyız. Bir binayı yıkıp, yeniden güçlendirmekle o binadaki 40-50 canı kurtarmış olacağız can çok önemli".

Binası hasar alan vatandaş ne yapmalı

Suna, binası hasar alan vatandaşların ne yapması gerektiği sorusuna şu şekilde cevap verdi, “Özel binalar ya da kamu binalarında olan yurttaşlar, meslek odalarına müracaat edip ‘Bizim binamız depremde hasar aldı tereddüt ediyoruz’ derlerse biz bunları inceleriz. Meslek odalarının ve kamu görevlilerin yaptığı inceleme tümüyle gözleme dayalı, seri bir incelemedir. Binanın depremde asar alıp almadığını biz de inceleyebiliriz. Ama daha detaylı bir inceleme için yurttaşlar serbest çalışan mühendislik şirketine müracaat edecek. Onlar gerekli incelemeyi yaparak binanın performansının depreme karşı dayanıklı mı olduğunu belirler.”

‘AFAD afet toplanma alanının tanımını değiştirdi’

“Beklenen büyük deprem için afet toplanma alanlarının hazır olması gerektiğini belirten Suna şunları söyledi: “Bizler, üzerinde konteynerlerin ve çadırların kurulabileceği, elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi ihtiyaçların karşılanabileceği alt yapıya sahip büyük alanları deprem toplanma alanları olarak tarif ettik. 26 Eylül’den sonra AFAD tanım değişikliği yaptı. AFAD yeni tanımda şöyle diyor: ‘Geçici barınma merkezleri hazır oluncaya kadar halkın tehlikeli alandan uzaklaşıp toplanabileceği güvenli alanlar’. İstanbul’da 2 bin 850 adet acil toplanma merkezi var. Bunlar, deprem olduğunda, depremin sıcak anlarını atlatabilmek için vatandaşların ayakta durup bekleyebileceği yerlerdir. Barınma merkezleri hazır olana kadar buralar kullanılacak diyorlar. Peki bu yerler deprem olduktan sonra mı hazır olacak? Deprem toplanma alanlarının alt yapıları önceden hazırlanıp hazır vaziyette olması lazım. Bizim tanımladığımız deprem toplanma alanı budur.”

‘Depremden sonrası ayakta bekleyeceğimiz yerler değil yaşayacağımız alanlar gerekli’

Afet toplanma alanları ile ilgili yöneltilen soruya Nusret Suna,“Elektrik, su, ısınma, duş, pis su giderleri, kanal giderleri hazırlanmış boş alanımız var mı?” diye sorarsanız, yok! En azından bizim bildiğimiz. Varsa göstersinler. Bu sayıların artırılması gerekiyor. Bu alanlarda çadır veya konteyner kent oluşturulacak. Bu alanlarda uzun süre yaşanılacak. 26 Eylül günü beklenen büyük deprem olsaydı ne yapacaktık? Can havliyle 2 bin 850 acil toplanma yerine koşacaktık, ayakta bekleyecektik. Peki akşam ne olacaktı? Ertesi gün ne olacaktı? Vatandaş nerede kalacaktı? Okul binalarımızı geçici barınma merkezleri olarak kullanacağız denildi. 5.8’lik depremde ne olduğunu gördük. 29 okulumuz tatil edildi. Bunun 9 tanesi ağır hasarlı 20 tanesi az ve orta hasarlı. Daha bunlar tespit edilenleri. Biz 7 büyüklüğünde deprem bekliyoruz. Acaba o kamu binaları ayakta kalabilecek mi? Helikopterlerle kent dışında gelen yardımların bir yere inmesi gerekli. Zincirlikuyu’daki kara yolları arazisi bunun için ayrılmıştı. Ama oraya devasa alışveriş merkezi, gökdelenler dikildi. Burası hem toplanma alanı hem helikopter iniş yeri olarak kullanılabilecek yerdi” şeklinde yanıt verdi. 

İstanbul'da 5 bin 253 riskli bina ihbar edildi!