Çukurova Balkon

Orman Mühendisleri Odası'ndan 2B raporu

Orman Mühendisleri Odası'ndan 2B raporu Orman Mühendisleri Odası'ndan 2B raporu

Orman Mühendisleri Odası, Anayasanın ilgili maddelerinde gerekli değişiklikler yapılmadan 2B alanlarının satılarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını savundu.


Kartal’ın hemen teslim en cazip sitesinde! 364.000 TL’ye ev sahibi olun!


Orman Mühendisleri Odasınca, Anayasa ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında, 5831 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler ile orman vasfını yitirmiş alan olarak tanımlanan 2B'ler konusundaki görüşlerine ilişkin rapor hazırlandı. Hazine adına orman dışına çıkarılan 2B alanlarının satılması sürecine ilişkin bilgiler sunulan raporda, son yapılan yasal düzenlemeyle, "2B alanlarının satışına zemin hazırlayacak kadastronun yapılmasına imkan verildiği" öne sürüldü.

Bir önceki ilgili kanun ve yeni düzenleme getiren 5831 sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2B alanlarının satışının teknik altyapı oluşturan kadastro ölçümlerine dair hükümlerinin karşılaştırıldığı belirtilen raporda, Anayasa Mahkemesi'nin, "orman dışına çıkarılan alanların orman köylüsünden başkasına satışının yapılmasının Anayasa'ya aykırı" olduğu yönündeki kararları anımsatıldı.

Anayasa Mahkemesi'nin bu gerekçeye dayanarak daha önceki kanunların bazı maddelerini iptal ettiği vurgulanan raporda, "Anayasa'nın ilgili maddelerinde gerekli değişiklikler yapılmadan toplumsal ve anayasal sorun haline gelen 2B alanlarının satılarak değerlendirilmesi mümkün görülmemektedir" denildi.

Raporda, şu görüşlere yer verildi:

"Yeni anayasa yapılmasına yönelik hazırlık çalışmaları, 2007 yılında yapılmış ve sonucunda ortaya çıkan metnin 131. maddesinde, 'devlet ormanları devletçe işletilir' ifadesinin yanına 'işlettirilir' hükmünün eklenmesine, ormanların daraltılmasını sağlayacak yeni 2B alanlarının yaratılmasına ve ormanların arsa ofisi haline getirilmesine yönelik düzenlemeler getirilmeye çalışılmıştır.

Yeni düzenlemeyle, özel kanunlarla korumaya alınan doğal sit alanı ve benzeri yerlerin korunması tehlikeye sokulmuş, bu alanların satılmasına imkan sağlanacak kadastro ölçümleri yapılabilir hale getirilmiştir. Hazine adına orman dışına çıkarılan yerlerin sınır nokta ve hatları, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen 4706 sayılı Kanun'un 3'üncü maddesine göre 'orman kadastro komisyonları'nca yapılmakta iken, yeni düzenlemede arazi kadastro ekibine orman işletme müdürlüklerince görevlendirilecek en az bir orman mühendisi veya orman yüksek mühendisi iştirak ettirilerek yapılabilecektir. Böylece ormancılık bilim ve tekniğine aykırı olarak orman kadastro komisyonları devre dışı bırakılmıştır.

Yani bu yetki, bu yetki 5831 sayılı kanun ile ormancılık konusunda yeterli bilgisi olmayan arazi kadastro ekibine verilmektedir. Orman işletme müdürlüklerince görevlendirilecek orman mühendislerinin, iş yükü hacmi ve uzmanlık isteyen kadastro bilgilerinin sınırlı olabileceğinden, kadastro çalışmaları sonucunda sınırların orman aleyhine daraltılabilmesine yönelik kararların çıkabileceği tehlikesi ortaya çıkmaktadır."

"Kanun şeffaf değil"

Orman dışına çıkarılan alanlara yönelik odanın öneri ve görüşlerine de yer verilen raporda, "devlet ormanlarının yalnızca devlet tarafından yönetilip işletilmesi gerektiği" görüşü savunuldu. Orman niteliğini tam olarak kaybeden tarım alanları ve yerleşim alanlarına dönüşen yerler için orman dışına çıkarılma işlemlerinin "31 Aralık 1981 tarihinden sonraya kesinlikle götürülmemesi gerektiği" ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:

"2B alanları içinde bulunan ve özel mevzuatla korunan devlet ormanlarının ve orman kurulmasına müsait alanlar, orman idaresine geri tahsis edilmelidir. Ormandan çıkarma işlemi, yalnızca orman içinden nakledilecek köylerin yerleştirilmesi için yapılmalı ve başka amaçlara yönelik kullanılacak bir araç haline kesinlikle getirilmemelidir.

1961 ve 1982 anayasalarına göre hazine adına orman dışına çıkarılan ve kamuoyunda 2B olarak bilinen alanları, 31.12.1981 tarihinden sonra yeni 2B alanları yaratılmamak şartıyla, yapılacak anayasa düzenlemesiyle sorun olmaktan mutlaka çıkarılmalı ve bu işlem bir tasfiye hareketi olarak görülmelidir.

Anayasa değişikliği yapılmadan, Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırılığı çok açık olan ve bu yerlerin satışına yönelik teknik alt yapıyı sağlayacak düzenlemeler getiren 5831 sayılı kanun, şeffaf bulunmamaktadır. Bu nedenle, Anayasa değiştirilmeden, Anayasa Mahkemesi kararlarının iptal gerekçelerine rağmen daha da genişletilerek çıkarılan bu kanunun uygulaması konuyu daha da karmaşık ve çözümsüz hale getirecektir."