Sirkeci Garı en büyük restorasyonuna hazırlanıyor!

Sirkeci Garı en büyük restorasyonuna hazırlanıyor!



Alman mimar August Jasmund tarafından inşa edilen ve 1890 yılında görkemli bir törenle hizmete giren İstanbulun batıya açılan kapılarından Sirkeci Garı, tarihinin en büyük restorasyonu için hazırlanıyor


Alman mimar August Jasmund tarafından inşa edilen ve 1890 yılında görkemli bir törenle hizmete giren İstanbulun batıya açılan kapılarından Sirkeci Garı, tarihinin en büyük restorasyonu için hazırlanıyor. Bina, restorasyon projeleri çizildikten sonra, koruma kurulunun onayının ardından ihaleye çıkılarak restore edilecek.

Alınan bilgilere göre Sirkeci Garının temeli, 11 Şubat 1888 günü büyük bir törenle atıldı. Berlin Üniversitesi mezunu olan, şark mimarisi konusunda incelemeler yapmak üzere İstanbula gelen ve Sultan II. Abdülhamitin güvenini kazanarak, sarayın danışman mimarı olan Alman mimar ve mühendis August Jasmundun yaptığı Sirkeci Garı, 3 Kasım 1890da görkemli bir
 törenle hizmete açıldı.

121 yıldır İstanbuldan batıya gidenleri taşıyan trenlerin kalktığı Sirkeci Garı, tarihi boyunca bazı küçük restorasyonlar geçirdi. Çatının batı bölümlerinin akması nedeniyle binada çürümeler meydana geldi. Bunun üzerine harekete geçen TCDD, binanın restore edilmesine karar verdi.

Sirkeci Garının şu anda restorasyon projeleri çiziliyor. Çatısında problem olduğu için binayı korumak anlamında, çatı, geçici olarak koruma altında alınacak. Restorasyon projeleri tamamlandıktan sonra onay için Kültür Varlıklarını Koruma Kuruluna sunulacak. Onay alındıktan sonra ihaleye çıkılacak ve restorasyon başlayacak. Yetkililer, restorasyonun, 2-3 yıl içinde biteceğini belirttii

"GARLARI YAŞANIR KILMAYA ÇALIŞIYORUZ"

TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, demiryollarının 155 yıllık köklü bir kuruluş olduğunu belirterek, "İstasyonları, garları sadece demiryollarının değil, Türkiyenin mimari ve kültürel varlığı olarak değerlendiriyoruz. Bunları restore ederek, her istasyonu kentin merkezi yerlerinden biri haline getirmek için çabalıyoruz" dedi.

Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar demiryollarının kentin merkezi yerlerinden biri olduğunu, 1950lerden sonra demiryollarının ihmal edilmesi ve trene olan ilginin azalmasıyla istasyonların terk edilmiş mekanlar haline geldiğini ifade eden Karaman, "Bunu sadece merkezdeki istasyonlar için düşünmüyoruz, bütün istasyonlarımızı kültür varlığı olarak görüyor ve restore ediyor, yaşanılır kılmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

Karaman, İstanbulun sembol garlarından biri olan Sirkeci Garını da bu anlamda değerlendirdiklerini belirterek, Sirkeci Garının, 1890 yılında Alman Mimar August Jasmund tarafından klasik Türk-İslam mimarisine yakın çizgide yapıldığını anımsattı

Yıllardır sadece Almanyaya işçi göçü değil, "Şark Ekspresi" ile Türkiyeye gelen yazarlar, sanatçıların da Sirkeci Garından İstanbulu tanımaya başladıklarını anlatan Karaman, burayı, bir değer olarak gördüklerini ve bu bağlamda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ne yapılması gerekiyorsa yaptıklarını kaydetti.

GARIN TARİHÇESİ

Alman mimar ve mühendis A. Jasmundun yaptığı Sirkeci Garı, 3 Kasım 1890da görkemli bir törenle hizmete açıldı. Doğu ile Batının birleştiği noktada bulunan İstanbulun garının, oryantalist bir üslupla hayata geçirilmesine karar veren Jasmund, binada, bölgesel ve ulusal biçim kalıplarına yer vermedi. Bu üslubu yansıtmak için cephelerde tuğla bantlar kullanan Jasmund, sivri kemerli pencereler, ortaya ise Selçuklu dönemi taş kapılarını anımsatan geniş bir giriş kapısı yaptı. Binanın içindeki vitraylar da bu üslubu tamamladı.

Binanın kaidesi granit, cephesi mermer ve Marsilya Ardenden getirilen taşlarla yapıldı. Bekleme salonlarına, Avusturyadan getirilmiş büyük çini sobalar konuldu. Binanın aydınlatılması ise çeşitli yerlere konulan 300 havagazı feneriyle sağlandı.

Sirkeci Garı, yapıldığı dönemde denizin kıyısındaydı. Orta girişin iki yanında saat kulesi, üç büyük lokanta, ayrıca binanın arkasında geniş bir bira bahçesi ve açık hava lokantası yapıldı.

AA