Ulusal Deprem Stratejisi Eylem Planı'nı Beşir Atalay açıkladı!

Ulusal Deprem Stratejisi Eylem Planı'nı Beşir Atalay açıkladı!

Başbakan Yardımcısı Atalay, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında (AFAD) düzenlediği basın toplantısıyla "Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı 2023 (UDSEP-2023)"nı açıkladı



Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı-2023 belgesiyle depremlerin neden olabileceği fiziksel, ekonomik, sosyal, çevresel zarar ve kayıpları önlemenin veya etkilerini azaltmanın ve depreme dirençli, güvenli, hazırlıklı ve sürdürülebilir yeni yaşam çevreleri oluşturmanın ana hedef olduğunu belirtti.

Atalay, konuşmasına, Hakkarinin Çukurca ilçesindeki hain saldırı sonucu 7 askerin şehit olmasından duyduğu üzüntüyü belirterek başladı. Marmara Depreminin 12. yılı dolayısıyla depremde hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet dileyen Atalay, Türkiyenin yapısı gereği büyük can ve mal kayıplarına neden olan doğal afetlerle karşı karşıya kaldığını belirtti. Ülke toprakların büyük bölümünün deprem bölgesinde yer aldığına dikkati çeken Atalay, 1950den bu yana yaklaşık 32 bin kişinin depremlerde yaşamını yitirdiğini söyledi.

Atalay, Marmara Depreminin ardından toplumun deprem konusuna daha da önem vermeye başladığını ifade etti. Depremin olduğu dönemden bu güne devletin afete bakışında da önemli değişikliklerin meydana geldiğinin altını çizen Atalay, vatandaşlarda da afet bilincinin oluşmaya başladığını söyledi. "17 Ağustos depremi, insanımızı, deprem olursa ne yapmamız gerekirden çok deprem olmadan ne yapmalı bilincinin oluşumuna katkı sağlayan çok da acı bir tecrübemiz olmuştur" diyen Atalay, afetlere karşı kamu yönetiminde de önemli değişikliklerin olduğunu kaydetti.

Başbakan Yardımcısı Atalay, şöyle konuştu:

"O günkü kamu kurumlarımızın yetersizliği, devletin fonksiyonlarının deprem sonrasında dağınıklığı, geç ulaşılması gibi birçok konu o günden bu güne değerlendirilmiş ve kamu yönetimimizde bu konuların daha önce yürütülmesi için koordinasyonlar oluşturuldu. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı da çalışmaların bir ürünüdür. İçişleri Bakanlığındaki Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, Bayındırlık Bakanlığındaki Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Başbakanlıktaki Acil Durum Yönetimi arasında gerekli koordinasyon sağlanmıştır. İllerde de valilerin emrinde Afet Acil İl Müdürlükleri vardır. Geçen yıllarda hem hazırlık olarak hem de afet sonrası müdahale alanında Türkiye çok başarılı sınavlar vermiştir, başarılı örnekler yaşamıştır. AFAD, afet yönetiminin tüm aktörleriyle bir arada. Zarar azaltma çalışmalarına öncelik vererek, kurumsal kapasitesini güçlendirerek, başarıyla hizmet vermeye başlamıştır."

Atalay, 8 Martta Elazığda yaşanan depremin yaralarının en kısa zamanda sarıldığını, arama-kurtarma çalışmalarının dünyaya örnek olacak kısalıkta yapılarak, enkaz kaldırma çalışmalarının bitirildiğini söyledi.

Simavda 19 Mayısta meydana gelen deprem felaketine de kısa sürede müdahale edildiğini belirten Atalay, "Depremden zarar görenler, inşallah kış gelmeden yeni konutlarına kavuşacaktır" dedi.

"Uluslararası afetlerde de Türkiye en çabuk ulaşan, en etkili yardım ulaştıran ülkelerden birisidir" diyen Beşir Atalay, bu konuda 10 sene içinde önemli başarıların kazanıldığını dile getirdi. Bu başarının kazanılmasında finans kaynağı bulma, koordinasyon eksikliği ve bürokratik sıkıntıların ortadan kaldırılmasının etkili olduğunu anlatan Atalay, AFADın sadece deprem değil, bütün doğal afetlere yönelik politika oluşturmakla görevli olduğunu kaydetti.

AFADın sadece güne müdahale etmediğini, geleceğe yönelik planlar da yaptığını belirten Atalay, UDSEP-2023ün söz konusu çalışmalardan biri olduğunu belirtti. UDSEP-2023 belgesini, "uygulanmasıyla birlikte Türkiyeye deprem sorununa ciddi katkılar verecek önemli bir kılavuz" olarak nitelendiren Atalay, Marmara Depreminin ardından ülke genelinde depreme yönelik birçok çalışma yapıldığını, çeşitli raporlar hazırlandığını anımsattı. Söz konusu belgenin hazırlanmasında eski çalışmalardan da sonuna kadar faydalanıldığının altını çizen Atalay, belgenin sadece bir yıllık çalışma değil, bugüne kadar depreme yönelik tüm çalışmaların sonucu olduğunu söyledi.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığının 2004 yılında yaptığı deprem şurasının, AFADın kurulmasının ve 2010-2011 yıllarında TBMMde grubu bulunan partilerin katılımıyla yapılan ve deprem yönetiminde alınması gereken önlemlere yönelik komisyon çalışmasının UDSEP-2023e önemli katkılar sağladığını belirten Atalay, yapılan tüm çalışmaların sonucunda Türkiyede doğal afetlere yönelik yol haritasının olmadığı sonucuna varıldığını ifade etti. Atalay, UDSEP-2023 belgesinin söz konusu eksikliği ortadan kaldıracağını belirtti.

Ulusal Deprem Strateji ve Eylem Planı 2023 belgesinin yarın Resmi Gazetede yayımlanarak, yürürlüğe gireceğini aktaran Atalay, belgenin kısa, orta ve uzun vadeli planları kapsadığını kaydetti. Atalay, belgenin çok faydalı ve katılımcı bir yapıdan faydalanılarak hazırlandığını söyledi.

Belgenin AFAD bünyesindeki Deprem Danışma Kurulu üyeleri ve 72 akademisyen, uzman ve sivil toplum temsilcisi tarafından hazırlandığını dile getiren Atalay, bununla ilgili 8 alt komisyon oluşturulduğunu kaydetti. Atalay,komisyonları deprem bilgi alt yapısına yönelik araştırmalar ve çalışma komisyonu, deprem tehlike ve analizleri çalışması komisyonu, deprem sakınım planları çalışma komisyonu, güvenli yerleşme ve yapılaşma çalışma komisyonu, eğitim ve halkın bilinçlendirilmesi çalışma komisyonu, tarih ve kültür mirasının depremde korunması çalışma komisyonu, mevzuat geliştirme ve finansal düzenlemeler çalışma komisyonu ve kriz yönetimi çalışma komisyonu olarak sıraladı.

Komisyonların çalışmalarının Deprem Danışma Kurulunca koordine edildiğini dile getiren Atalay, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve akademisyenlerin görüşlerinin alındığını belirtti. Belgenin, doğal afetlere yönelik sözü ve görüşleri olan herkesin düşünceleri değerlendirilerek hazırlandığını ifade eden Atalay, şöyle konuştu:

"Deprem riskini azaltmada, depremle baş edebilmede hazırlıklı ve bilinçli bir toplum oluşturulması, geliştirilmesi, bu amaca yönelik kurumsal altyapının oluşturulması ve konuyla ilgili Ar-Ge faaliyetlerinin önceliklerinin belirlenmesi amacıyla ilk kez hazırlanan UDSEP-2023ün ana amacı depremlerin neden olabileceği fiziksel , ekonomik, sosyal, çevresel zarar ve kayıpları önlemek veya etkilerini azaltmak ve depreme dirençli, güvenli, hazırlıklı ve sürdürülebilir yeni yaşam çevreleri oluşturmaktır. Strateji belgesi 3 ana eksen, 7 hedef, 29 strateji, 87 eylemden oluşmakta olup; 13 sorumlu kuruluş strateji belgesinde tanımlanmıştır. Burada ne yapılacak, ne zaman yapılacak, hangi kuruluş yapacak, deprem öncesi, deprem esnası ve deprem sonrasında, burada eylem haline getirilmiştir. Aynı zamanda UDSEP-2023 belgemizde sorumlu kuruluşlarla işbirliği içinde çalışacak kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve diğer kuruluşların da tanımlamaları yapılmıştır.

Plandaki dönemlere göre 2012-2013te yapılacaklar kısa vadede, 2012-2017de yapılacaklar orta vadede ve 2012-2023te yapılacaklar uzun vade olarak belirlenmiştir."

"BU PLAN BİR BÜTÜN OLARAK DEPREM ÖNCESİ, DEPREM SIRASI VE
DEPREMDEN SONRA YAPILACAK TÜM ÇALIŞMALARI KAPSAMAKTADIR"

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planıyla (UDSEP-2023) ilgili, "Bu plan, bir bütün olarak deprem öncesi, deprem sırası ve depremden sonra yapılacak tüm çalışmaları kapsamaktadır" dedi.

Başbakan Yardımcısı Atalay Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında UDSEP-2023 ile ilgili bilgi verdi. Atalay, eylem planının Resmi Gazetede de yayımlanacağını belirterek, bu plan doğrultusunda deprem riski alt yapısı oluşturulması için Ar-Ge çalışmalarının koordinasyonunun sağlanacağını ve öncelikli Ar-Ge alanlarının belirlenerek destekleneceğini söyledi.

Deprem bilgi bankası kurulacağını ve işlevinin de sürekli kılınacağını bildiren Atalay, gözlem istasyonları da geliştirilerek tsunami erken uyarı sistemi kurulacağını ve bu şekilde bilgi kirliliğinin önleneceğini ifade etti. İlk defa bu anlamda çok ileri bir adım atıldığını belirten Atalay, "İkinci olarak da yine bu eylem planının amacı içinde deprem tehlike analizleri ve deprem haritaları geliştirilmesi yapılacaktır. Bölgesel ve yerel deprem tehlike haritaları üretilerek detaylı deprem senaryoları hazırlanacaktır" dedi.

Strateji planının ikinci ekseninin de güvenli yerleşme ve yapılaşmayla ilgili olduğunu ifade eden Atalay, " Bu eksen altında 25 eylem yer almaktadır. Bu eksen altındaki eylemlerimizde de birinci hedefimiz deprem, güvenli yerleşme ve depreme dayanıklı yapılaşmanın sağlanmasıdır. Bu hedef altında yerleşim planlarında ana riskleri göz önüne alarak kentsel dönüşüm gibi gerekli düzenlemeler yaparak, ilgili mevzuat ödünsüz şekilde uygulamakla başta okul ve hastaneler olmak üzere mevcut yerleşim yapıları risklerini belirleyip depreme daha dayanıklı hale getirmek için gerekli çalışmaların yapılmasıdır" diye konuştu.

Binaların depreme dayanıklılığı ve denetimiyle ilgili çalışmaların daha önce de yapıldığını anlatan Atalay, ancak bundan sonra yapılacak çalışmaların tamamen zamana ve kesin kurallara bağlandığını ve çok etkili şekilde yürütülmesinin sağlanacağını vurguladı.

TARİHİ VE KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASI

Atalay, binaların dayanıklılığı ve denetimiyle ilgili eylem planında ikinci hedeflerinin ise tarihi ve kültürel mirasın depremden korunması olduğunu, tarihi ve kültürel mirasın gelecek nesillere zarar görmeden aktarılması için her türlü etkinliğin devreye konulmasının amaçlandığını söyledi.

Stratejik belgedeki üçüncü ana eksenin de depremlerin etkileriyle baş edebilmek olduğunu dile getiren Atalay, şöyle devam etti:

"Bunun ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bu eksen altında 3 hedef, 30 eylem bulunmaktadır. Birincisi depremler ve diğer afetlere ilişkin eğitim ve halkın bilinçledirilmesi faaliyetlerinin geliştirilmesidir. Bu hedefimizde en üst seviyede afet yönetimiyle ilgilenen yöneticilerin, karar vericilerin görüşü birliğine varılması, toplumda farkındalığın artırılması ve eğitimin geliştirilmesini sağlamak temel amacımızdır, deprem stratejisinin bütüncül ve etkin hale getirilmesi, mevzuat düzenlemelerinin gerçekleştirilmesidir. Bu hedefte yapılacak çalışmalar ise çok sayıda yasa ve yönetmelik içine dağılmış olan, deprem ve afet yönetimi alanlarına ilişkin mevzuat hükümlerini bir araya toplamak ve herkesle kolay anlaşılır ve uygulanabilir sistemin oluşturulmasını sağlamaktır. Burada bunların denetimi de çok ciddi mekanizmalara bağlanıyor."

Yeni deprem stratejisinde, depremlere ve diğer afetlere zamanında, hızlı ve etkin müdahale edilmesiyle ilgili de önemli eylemlerin yer aldığını anlatan Atalay, "Bu konuda bugüne kadarki tecrübeler de değerlendirilerek daha iyi koordinasyon nasıl olur, daha etkili haberleşme nasıl olur, zararları asgariye indiren müdahaleleri nasıl yürütebiliriz, üçüncü unsuru da bunun burada eylem haline getirilmesidir. Bu hedefte acil durum ve haberleşme alt yapısının güçlendirilmesi, çok önemlidir. Ulaşım ve tahliye koridorlarının açılması, toplanma ve geçici barınma alanlarının önceden hazır olması, afet destek merkezleri ve acil durum tesisleri gibi tesislerin gerçekleştirilmesi ve sağlanması amaçlanmaktadır."

"UYGULANMASI, DENETİMİ ÇOK CİDDİ ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLECEKTİR"

"Bu plan bir bütün olarak deprem öncesi, deprem sırası ve depremden sonra yapılacak tüm çalışmaları kapsamaktadır" diyen Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Özellikle deprem öncesi yapılacak zarar ve risk azaltma çabalarını burada öncelik olarak alıyoruz. Yani deprem öncesi hazırlıklı olma bu stratejinin daha fazla ağırlık verdiği boyuttur, önceliği budur. Bunu burada ifade etmek istiyorum. Doğal afetlerden çok fazla etkilenen yüksek derece risk taşıyan bir ülkede, coğrafyada yaşıyoruz. Bunu artık hepimiz biliyoruz. Bu, kabul etmemiz ama boyun eğmeden mücadele etmemiz gereken de bir gerçektir. Afetlere yol açan olayları tamamen önlemeyeceğimizi ancak afet zararlarını azaltma imkanına sahip olduğumuzu da biliyoruz. Bütün insanoğlu bunu biliyor artık. Afetler, coğrafyanın özelliklerine göre az veya çok olabilir ama bunu riskini, zararını, asgariye indirmek insan oğlunun çabasıdır. Bizim temennimiz, ortak temennimiz ve önceliğimiz, tüm vatandaşlarımızın afetten, afetin zararlarından uzak şekilde bu güzel vatanımızda huzur içinde yaşamasıdır. Dileğimiz, afetlerin olmamasıdır, asgari olmasıdır. Biz azamiye göre daima hazırlıklı olmak durumundayız. Bu strateji belgesinin bundan sonrası için çok farklı çalışmalara vesile olacağına inanıyorum. Bunun uygulanması, denetimi tabii çok ciddi şekilde sürdürülecektir. Bunun öngördüğü yasa değişiklikleri var. Onlar yürütülecektir. Bunlarla ilgili şu anda meclis gündeminde tasarılar var."

 

SORULARI YANITLADI

Beşir Atalay, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Bir gazetecinin Marmara Depreminin üzerinden 12 yıl geçtiğini anımsatarak, bu konuda alınan önlemlerin yeterli olup olmadığını sorması üzerine Atalay, Simav ve Elazığ depremlerinde de görüldüğü gibi Türkiyenin artık depreme daha hızla müdahale ettiğini belirtti. Bu konudaki bilgi ve tecrübenin arttığına da işaret eden Atalay, Türkiyenin bu konudaki organizasyonunun ve koordinasyonunun arttığını bildirdi. Atalay, şunları söyledi:

"Bu belge ile bunları biraz daha zirveye çıkarma çabasındayız. Bu süreçte elden gelen yapılıyor. Özellikle vatandaşlara çabuk ulaşma konusunda çok önemli mesafeler alındı. Bu belge ve bu çerçevede yapılan çalışmalar sayesinde önceden hazırlık kısmında, bundan sonra biz daha fazla mesafe alacağız. Kentleşme, yapıların depreme daha dayanıklı olması, deprem sigortasının daha yaygın olması, okullarımızda ve genel toplum çapında daha fazla bilinçlendirme ve eğitim... Yani depreme hazırlıklı olma kısmını bu strateji belgesi ile daha da güçlendirileceğine inanıyorum"

Başka bir gazetecinin "Bazı dönemlerde deprem uzmanı adı verilen kişiler birbirleri ile çelişen ve halkı paniğe sevk eden açıklamalar yapıyor. Bunları önlemek için ne gibi tedbirler alınacak" demesi üzerine Atalay, depremin yönetimi, bilgi kirliliğinin giderilmesinin de bu belge ile sağlanacağını söyledi. Deprem konusundaki bilgi kirliliğinin vatandaşları tedirgin ettiğini de söyleyen Atalay, "Çelişkili bilgiler vatandaşlarımızı yanıltıyor da. Bilgilendirilmenin koordinasyonu ve bilgi kirliliğinin ortadan kaldırılması da bu strateji belgesinin önceliklerinden" dedi. Atalay, söz konusu belgedeki gereklilikleri karşılamayanlara yönelik bir müeyyidenin olup olmayacağının sorulması üzerine ise şöyle konuştu:

"Her şey yapılacak, müeyyidesi de olacak. Bunlarla ilgili yasal düzenlemeler de öngöreceğiz, bir kısmı yasa bir kısmı yönetmelik. Bizim için o boyut çok önemli. Bununla ilgili çok örnekler verilebilir. İnşaat sektöründe bazen projenin öngörmediği, oradaki yetkili mühendislerin bile öngörmediği ama kimi taşeron firmalarca, kimi yetersiz olan inşaat çalışanları tarafından ihmal edildiği gibi örnekler çok ortaya çıkıyor. Hem inşaatlarda denetim mekanizmasının farklılaştırılması hem de inşaatta rol alan herkesin sertifikalandırılması ve onların belge ile çalışması önemli burada, bu strateji içinde. Depreme hazırlıklı olmanın en önemli unsuru yapılarımızın dayanaklı olmasıdır. O konuda çok tedbir alınacak. Bu belge yayımlandıktan sonra bunun takibi, bunların yerine getirilmesi konusunda çok çalışacağız."

Başbakan Yardımcısı Atalay, gazetecilerin Hakkarinin Çukurca ilçesindeki terör saldırısına ilişkin  sorularını ise yanıtsız bıraktı.

AA