Yataş’ın hikayesini şirket sahibi Yavuz Altop anlattı!

Yataş’ın hikayesini şirket sahibi Yavuz Altop anlattı!



Kayseri’de 2 dönüm arazide kurulan ve bugün dev bir marka haline gelen Yataş’ın hikayesini şirketin sahibi Yavuz Altop’tan dinledik. Sektörde ilklere imza atan Altop, bugün Türkiye’nin en çok satan yatak markasının sahibi.


Türkiye’nin en çok satan yatak markası Yataş’ın sahibi Yavuz Altop, markanın doğuşundan bugünlere kadar olan başarı hikayesini Patron Katı’na anlattı. Sektörde ilklere imza atarak gecesini gündüzüne katan Altop, 1975 yılında Kayseri’de kurduğu Yataş’ı, bugün 264 mağazası bulunan ve 5 bin kişiye istihdam sağlayan dev bir marka haline getirdi. İlk süngerini laboratuarda eşiyle birlikte üreten Altop, sektörde birçok ilke de imza attı. Kıbrıs Harekatı döneminde Amerika’nın Türkiye’ye uyguladığı ambargo yüzünden zora düşen ve yurt dışındaki tanıdıklarından döviz alarak fabrikasını ayakta tutmayı başaran Altop, sektörün ilk ihracatını da yapan kişi. Almanya’ya 1980 yılında 80 bin yorgan ihraç ettiklerini anlatan Altop ayrıca, sektörde ilk garantiyi, ilk bazayı, ilk zincir mağazayı yapan kişi. 77 yaşında olan ve 40 yıldır sektörün içinde bulunan Altop’un hikayesini dinledik.


- Yataş nasıl kuruldu?

Sene 1975, ben Kara Harp Okulu’nda askerlik görevimi yapıyorum, öğretim üyesi olarak. Bu arada da kardeşler ve teyze çocukları Kayseri’de 2 bin metrekare bir kapalı alan yaratmışlar. Yavuz Altop seni Amerika’ya göndermeyeceğiz, burada bir üretim konusu bulacaksın dediler. Ben araştırmalarımı yaptıktan sonra en son poliüretan sünger konusunda üretim yapabileceğimizi düşündük. Birkaç hafta İstanbul’a geldim, İstanbul’da kamyonlarda neler yüklü baktım. Ardından kardeşlerim ve teyze çocuklarımla bir işe girmeye karar verdik. Çok nakit paramız yok. Anadolu’daki kuruluşlara destek veren Sinai Kalkınma Vakfı’na gittik. 3.5 milyon lira ve 450 bin Mark da kredimiz çıktı. Makine parkurumuzu aldık. Bu işi iyi bilen biriyle anlaştık, sünger üretimi yapmayı bize öğretecek. Ardından bu kişi işten vazgeçti. İstanbul’daki sünger üreticileri bu kişinin önünü kesmiş. Eşimle birlikte tulumları giydik ve laboratuara girdik. Deneye yanılma yoluyla bir formül çıkardım ve üretime başladım. 3 ay üretimi ben yaptım. İlk işe böyle başladık.


- Zor dönemler, marka nasıl ayakta kaldı?

Kıbrıs Harekatı sebebiyle Amerika Türkiye’ye ambargo uygulamaya başladı. Dolayısıyla Merkez Bankası’ndan transferler durdu. Hammadde almamız için, parayı Merkez Bankası’na gönderirdik, o da döviz alıp yurt dışına gönderirdi. Merkez kilitlenince, biz yurt dışından topladığımız dövizlerle fabrikamızı ayakta tuttuk. 1980 yılında yatak üretmeye başladık, 400 bin adet üretim yapıyoruz. Çarşaf, nevresim, yorgan üretimine de 1987 yılında girdik. O dönemde ürünlerin satılabileceği, müstakil mağazalar yok. İlk 3 mağazayı Ankara’da açtık, arkasından Yılmaz Bey ortağım, İstanbul’da başlattı. Arkasından bayilik vermeye başladık ve bu bir çığır açtı. Pazarlamada mağaza sistemini biz getirdik.


- Sektörde ilklere imza attınız...

Ürünü yapmak yeterli değil, garanti de vermeniz lazım. Amerika’da okuduğum için garantinin ne olduğunu biliyordum. Ürünlerimize garanti verdik. Türkiye’de mal satışında garanti veren hiçbir marka yok. O yıllarda karyola çok geçerliydi, onu daha basit baza ve yatağa biz dönüştürdük. İleriki yıllarda yatağın altındaki baza sabitti, onun içini sandıklı yaptık. İlkleri biz yaptık. Sektörde ilk ihracatı yaptım, Almanya’ya 80 bin yorgan diktik. Sene 1991... Keza Hollanda’da bir müşterime 100 bin yatak yorgan gönderdim.


- Markanın bugünkü büyüklüğü nedir?

Sünger fabrikası, yatak fabrikası, yorgan çarşaf fabrikası ve kanepe fabrikamız var. 4 fabrikamız Kayseri’de, bir de Ankara’da modüler fabrikamız var. Türkiye’de kendimize ait 50 mağazamız var. Franchise ile birlikte 246 mağazamız var. 44 ülkeye ihracat yapıyoruz. Yurt dışında 49 mağazamız var. 2016 için yurt dışında 21 mağaza daha açacağız. Yurt içinde de 44 mağaza açacağız. Toplam ihracat rakamımız 15-20 milyon dolar. Ciromuz 320 milyon dolar. Biz mevcut fabrikalarımıza her yıl ilave yatırımlar yapıyoruz. 2016 yılında 30 milyon lira kapasite artırımı adına yatırım yapacağız. Makine parklarımızı yenileyeceğiz ve bina yatırımımız var.


KİRLİ ÇAMAŞIRLARIMI MÜDÜRÜN YÜZÜNE FIRLATTI

- En büyük hayal kırıklığınız ne oldu?

Kuruluş safhasında Sanayi Bakanlığına gidiyoruz ve deneme üretimi için ön lisans almamız gerekiyor. Müracaat ettik, 3 ay uğraştık alamıyoruz. O bölümün müdürü bana dedi ki ‘Elemanları gönderdim Kayseri’ye verilen adreste levha göremedim. Siz lisansı alıp satacaksınız’ dedi. Ben de ‘Kayserililer çok uyanıktır, ben fabrikayı kurmadan tabelayı asarsam 40 tane üretici çıkar. Ben gizli tutmak istiyorum” dedim. Benden bina tapusu, yerleşim planı gibi 16 madde yazdırdı ve istedi. Ben de o zaman gencim, bazen ağzımdan çıkan sözü tutamayabiliyorum. Tüm evrakları topladım yeniden götürdüm ve bana yine inanmadı. Ben de çantamda bulunan gömlek, çorap, pantolon ne varsa yüzüne fırlattım. “Ben aylardır otellerde kalıyorum. Değiştirecek ne gömlek kaldı ne çorap kaldı” dedim. Amerika’dan gelmişim, kimseyi taktığım yok. İnandığım şeyi savunuyorum. Nihayetinde benim iş çözüldü. Tahsisi aldım.


ALMANLAR ŞAŞTI KALDI

- En büyük başarınız ne oldu ?

78-79’lu yıllarda yurt dışında döviz toplayıp fabrikayı ayakta tutabilmek benim en büyük başarımdı. 78 senesinde bir makine ısmarladık. Bir miktar kaparo verdik makine üretildi. Biz gittik. Gitmeden önce de Kayseri’de bir nakliye firması ‘Benim yurt dışında dövizim var. Ne kadar isterseniz ben size göndereyim’ dedi. Firma dedi ki 3 gün sonra makineyi yükleyeceğiz hesabı kapatın. Çocuğa telefon açıyoruz, ulaşamıyoruz. Para gelmedi. Almanlar’da para yoksa makine yok. 3 tane arkadaşım vardı Almanya’da onlara telgraf çektim. Mark’ı aldım arkadaşlardan, ertesi gün gidip Almanlar’ın masasına parayı fırlattım ve Almanlar da şaşırdı, 3 gündür kıvranan Yavuz Altop bu parayı nasıl buldu diye.


MAKİNE SESLERİNİ DUYMAK EN SEVDİĞİM HOBİM

- Ailenizden biraz bahseder misiniz ?

Bizim eşimle birlikte en çok değer verdiğimiz şey çocuklarımızın eğitimiydi. Oğlum Fransız Koleji’nden mezun. Kızım da Türk Eğitim Vakfı’ndan... Sonra her ikisi de Amerika’da tahsil yaptılar. Ben onlara benim bitirdiğim okuldan daha iyisini bitirirseniz sizi başarılı göreceğim dedim ve bunu kızım yaptı.  Oğlum da şu an bizim ikinci markamız var Selena diye, onu parlatmaya çalışıyor.


- Hobileriniz neler?

Sektördeki bütün ilgili fuarları izlerim. Senede 2 kez Amerika’ya giderim. Orada torunum var. Fikir aldığımız ekonomi orası, kendimi nasıl yenileyebilirim onlara bakarım. Benim hobim çalışmak. Haftasonu fabrikalar çalışmaz. Ankara’daysam tek başıma oraya giderim. Her tarafı tek tek gezerim. Gözüme batan hususları not alırım. Biz emekliği düşünemiyoruz. Mutlaka şirkete gelmeliyiz. Ben o fabrikalara gidip, makinelerin sesini duymalıyım. Benim hobim bu. 


Star