1910-2010 Kent Yapılı Çevre Sergisi açıldı!

1910-2010 Kent Yapılı Çevre Sergisi açıldı!



1910-2010 Kent Yapılı Çevre ve Mimarlık Kültürü Sergisi, fotoğraflar, videolar, maketler ve daha pek çok malzeme ile İstanbul'un değişen yüzünü anlatıyor


İstanbul'un mimarisinin 100 yıllık tarihi bir sergiye sığdı. Daha doğrusu sığmaya çalıştı. Santralistanbul'daki 'İstanbul 1910-2010 Kent Yapılı Çevre ve Mimarlık Kültürü Sergisi, fotoğraflar, videolar, haritalar, çizimler, maketler ve daha pek çok malzeme ile İstanbul'un değişen yüzünü anlatıyor. İstanbul Kent Müzesi'nin habercisi olan sergi, koca bir ansiklopediyi andıran bu şehri, sayfa sayfa okumaya benziyor. 
 
Tarihi kentlerin geçmişine bakmak nedense içinize koca bir hayıflanmayı bırakır. Kentin halden hale bürünen yüzü, insanları, yapıları bir bir önünüze dikilirken, bir nevi şehrin kendisiyle yüzleşirsiniz. Şimdilerde gökdelenlerin yükseldiği bir semti uçsuz bucaksız bir tarla olarak görmek ya da maddi imkânsızlıklar nedeniyle kapanan bir sinemanın önündeki kuyruğu izlemek zengin bir tecrübe olsa gerek. Yaşanan tarihsel dönüşümlerin en büyük tanığı şehirler ve mekânlardır. 20. yüzyılda Türkiye'nin yaşadığı bu dönüşümü anlayabilmenin en sahih yolu ise yüzünüzü İstanbul'a çevirmektir. Bunu bir çırpıda yapmak kolay değil elbet. Santralistanbul'daki 'İstanbul 1910-2010 Kent Yapılı Çevre ve Mimarlık Kültürü Sergisi işinizi kolaylaştırabilir. Sergi, Türkiye'nin modernleşme serüvenini İstanbul üzerinden etraflıca anlatıyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin ortaklaşa yürüttüğü çalışma, bugüne kadar yapılmış en kapsamlı kent sergisi olma özelliğini de taşıyor.

Sergi, koca bir ansiklopediyi andıran İstanbul'u, sayfa sayfa okumaya benziyor. Proje kapsamında hazırlanan tasarımlar ve görsel malzemeler aslında bir 'şey'in müjdesini veriyor, hayata geçirilmesi planlanan 'İstanbul Kent Müzesi'nin. Sergide kullanılanların tümü buraya devredilecek. Hemen uyaralım; fotoğraflar, videolar, haritalar, çizimler, maketler ve daha pek çok malzeme ile donatılan Mimarlik Kültürü Sergisi'ne uzunca bir vakit ayırmanız gerek.

Serginin küratörlüğünü, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Bilgin ve Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı akademisyenleri Günkut Akın, Burak Boysan, Sibel Bozdoğan, Murat Güvenç, Tansel Korkmaz ve Eda Yücesoy üstleniyor. Prof. Dr. İhsan Bilgin, sergi için, "İstanbul'un son yüz yılını resmediyor. Öyle bir yüz yıl ki, ilk unutulanın, ilk uzaklaşanın en yakın geçmiş olduğu bir yüz yıl... Yenilenmelerin, değişimlerin, kabuk değiştirmelerin üst üste bindiği, birbirini eskittiği dönemler silsilesi... Yeni tahayyüllerin tamamlanamadan eskidiği, kendileri de hızla eskimek üzere yerlerini yenilerine bıraktığı, gelecek ve geçmiş özlemlerinin birbirine karıştığı bir zaman sıkışması çağı..." diyor.

YERİNDE YELLER ESEN BİNALAR

Santralistanbul'un üç katına kurulan sergide kent tarihi anlatılırken mimariden sosyolojiye, ekonomiden kültür tarihine birçok bilim dalından yararlanılmış. 1910-1930 Payitahtın Günbatımı adlı bölüm ile başlayan sergide odacıklara bölünmüş mekânlarda bir şehrin kimlik arayışı ön plana çıkıyor. Batılı arayışlar, milli kimlikler arasında bir sarkaç gibi gidip gelen İstanbul'un sancıları hissediliyor. Sergide pek çok ayrıntı düşünülmüş. İstanbul'dan yolu geçen bu kente ait olan her şey var. Hoca Ali Rıza, Zeki Müren, Mimar Kemalettin... Bir labirenti andıran sergi mekânında size sürpriz yaparken çıktığınız tarihi yolculukta durağınız bazen Pera'da bir pastane, bazen Kazlıçeşme'de bir kurban pazarı olabiliyor. En çok da şimdilerde yerinde yeller esen binalar için hayıflanıyorsunuz. Sergide sosyolojik bir okuma da mümkün. İşsizlikle boğuşan insanlar, kentleşme, sanayileşme, işçi sınıfının gittikçe büyümesi, gecekondular, kültür endüstrisinin yavaş yavaş boy göstermesi, postmodern kentleşmeler, estetik kaygılar pek çok soruyu beraberinde getiriyor.

Birçok Avrupa kentine kıyasla çok daha hızlı bir büyüme ve dönüşüm yaşayan İstanbul'da bir Kent Müzesi'nin neden hâlâ olmadığı için söylenmemek elde değil. Sergide, şehrin mimari hafızasının gittikçe nasıl yok olduğunu görebiliyorsunuz. Mimarlık Kültürü sergisinde akademik bir parmağı kolayca sezmeniz mümkün. Kent kültürünün oluşumunu haritalar, maketler ve çeşitli görsel iletişim araçlarıyla destekleyen küratörler derin bir iş çıkarmış. Bu yüzden çocuksu bir merakla büyüyen gözler pek çok ayrıntıyı yakalamaya çalışırken bilgi yağmurundan kaçmanız mümkün değil. Sergi, 20 Kasım'a kadar ziyaret edilebilir.
SÜHEYLA SANCAR/Zaman