Ali Ağaoğlu, reklam filmleri için 5 milyon dolar istiyor!

Ali Ağaoğlu, reklam filmleri için 5 milyon dolar istiyor!

Son yıllarda konut inşaatı denince akla ilk gelen isimlerden biri Ali Ağaoğlu. Müteahhitlikteki başarısını son dönemlerde reklam filmlerinde de sürdüren Ağaoğlu ile inşaat sektörü üzerine keyifli bir sohbet...



 Müteahhitlik serüveni nasıl başladı

Ali Ağaoülu, son yılarda konut inşaatı denince akla ilk gelen isimlerden birisi Ali Ağaoğlu. Müteahhitlikteki başarısını son dönemerde reklam filmlerin de sürüdren Ağaoğlu ile inşaat sektörü, arabaları ve magazin sayfalarına konu olan yaşamı üzerine keyifli bir sohbet..

Müteahhitklik serüveni nasıl başladı

A. Ağaoğlu: Baba mesleği... Ben Karadenizli bir ailenin çocuğuyum. Elhamdülillah Oflu'yıım. ilkokul çağından beri bu işin içindeyim. Babam altmışlı, yetmişli yıllarda Bağdat Caddesi'ni Bağdat Caddesi yapan insanlardan biridir. Babamın bana en büyük desteği beni işin içinde büyütmesi oldu. Çocukluğum neredeyse inşaatta geçti. Onun için Türkiye'deki özellikle konut inşaatı sektörünü en iyi bilen isimlerden biriyim. Bu işin mutfağından gelen birisiyim.

Bu başarı öyküsü ilk olarak nasıl başladı İyi bir işadamı olacağınızın sinyalleri ilk olarak ne zaman belli oldu

A. Ağaoğlu: Adam olacak çocuk ettiğinden belli olur derler. Ben ilk işimi okuduğum okulda yaptım. Orta sonda okurken spor kolu başkanıydım. Basket sahaları, tenis kortları, voleybol sahaları için okulda ihale yapıldı. Ben tek başıma girdim ve ihaleyi aldım, Teneffüse çıktığım zaman benim arkadaşlarım kaçak, tuvalette sigara içmeye gidiyordu. Bense okulda mühendislerimin, işçilerimin ûaşına gidiyordum. O yaptığım sahalar halen okulda duruyor. Kendi başıma ilk yaptığım müteahhitlik işim odur.

Ondan sonra babam 75'te rahatsızlık geçirdi. Lise sondaydım. Babam beni okuldan aldı, işin başına geçirdi, iki sene işi ben idare ettim. Babamın fabrikası, inşaatları vardı, işi ben aldım. Ataktım. Sonra babam iyileşti, iyi ki iyileşti. Daha sonra kuşak çatışması Daşladı. Onu yapma, bunu yapma... Babamdan devraldığım işi büyütmüştüm, üçe beşe katlamıştım. Ondan sonra teslim ettim. Cebimdeki 25 kuruşu bile bırakıp ceketimi alıp çıktım ve kendi Pasıma yürüdüm.

işadamı çizgisinden farklı bir tarza sahipsiniz. Genelde işadamlarının aksine sempatik, esprili bir yanınız var. Çevrenizden sizi tanıyanlardan nasıl bir tepki alıyorsunuz

A. Ağaoğlu: Şunu söyleyeyim; ben klasik patron tiplemesi değilim, Neysem oyum. Çalışanlarımla da öyleyim. Ben gidip Bebek'te bir kere kahvaltı yapıyorsam şantiyeye beş kere gidip işçilerimle kahvaltı yaparım. Bebek'te yaptığım kahvaltıdan aldığım keyiften ;;-3 cck keyfi işçi arkadaşlarla yaptığım kahvaltıda alırım. Onun için ben onlardan biriyim; neysem oyum. Herhalde beni de farklı yapan budur.

Sizi bu konuda samimi bulan mı, yoksa bulmayan mı daha fazla

A. Ağaoğlu: Valla o yorum size kalmış. Ben neysem oyum. Şunu da söyleyeyim; 1 Mayıs'ta üstü açık Rolls Royce'umla Gazi Mahallesi'nde gezip arazi bakıyordum. Yani insanların bana bakışı : .3J'. Bunu eleştiren de olur, ama benim inandığım; ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün felsefesidir. Lafımı da hiçbir şeyden esirgemem. Hayatta oyun oynamam.

10 bin lira peşinle ev satışına başladınız. Bundan sonra bütün projeler 10 bin peşinle mi devam edecek

A. Ağaoğlu: Bizim sektörde birçok yeniliği getiren biziz. Her dönemde farklı uygulamalar yapıp insanların alım gücünü yukarı doğru taşımaya çalışıyoruz. Alternatif ödeme planları ile Türkiye'de nitelikli konut konseptini belki de ilk başlatan firmayız. Özellikle ödeme konularında finans kesimine model gösteren firmalardan biriyiz. Bir dönem krizin en göbeğinde biz yüzde 1 peşinle daire sattık. Her dönemin kendine özgü şartları vardır. Biz de her dönem yeni model geliştiririz. Genellikle çabuk karar alan ve hızlı uygulayan bir grubuz.

Kriz döneminde ekonomik çarkların dönmesini sağlayan isimlerden biriydiniz. Riske girdiniz. Siz de herkes gibi küçülüp, eleman çıkarabilir, işleri durdurabilir, rahatınıza bakabilirdiniz. Neden bu riske girdiniz

A. Ağaoğlu: Ben şuna inanırım: Belli başarı varsa, bu başarı takım çalışmasıyla, ekip çalışmasıyla olur. Buna önem veren biriyim. Biz bir noktaya geldiysek ekibimizle beraber geldik. Hava iyi, tamam yanımdasınız, hava kötü, hadi gidin karınızın yanına yatın diyemem.

işadamının sadece görevi çalışıp para kazanmak değildir. Sosyal sorumluluğu da vardır. Ben kendimi o insanlara karşı sorumlu hissederim. Dere her zaman kütük getirmez; gerekirse işadamı fedakârlık yapacak, çarkların dönmesine imkân sağlayacak. Dediğimizi de yaptık. Başbakanın dediği gibi; kriz Türkiye'yi teğet geçti deniyorsa, bunu kıran işlerden birisi de -millet evine bir tane ekmek mi alayım, iki tane ekmek mi alayım diye düşünürken- bizim Bahçeşehir'in tam göbeğinde çıkıp bin 200 daireyi bir haftada izdihamla satmamızdır. Böylece sadece inşaat sektörünün değil, beyaz eşya sektörünün de önünü biz açtık. Bizden sonra Mart ayında çıkarılan teşvik kanunlarında ötv'nin yüzde 18'den yüzde 8'e indirilmesinde de biz örnek alındık. Olumlu birsey yaparsan halk buna olumlu tepki veriyor diye, bakanlar kurulunda ismen konuşulduk. Bu çıkan teşvik yasalarında bizim de katkımız vardı.

Peki kıymeti bilindi mi

A. Ağaoğlu: Tabi ki biz bilinsin diye birsey yapmıyoruz. O dönemde insanlar beni aradı. Bizim sektörden insanlar. Bizim milletin çok büyük bir özelliği vardır; başarılı insanı kıskanırız. Aşağıya çekmeye çalışırız. Ama insanlar egosunu yendi. Beni aradılar ve teşekkür ettiler. "Satış ofislerimizi kapatmıştık, senin sayende daire satmaya başladık" şeklinde sektörden arkadaşlardan telefon almaya başladım.

Bu son yaptığımız kampanya da yine aynı. Van'dan, Konya'dan, Ağrı'dan, Trabzon'dan müteahhitler aradı. "Dokuz aydır bir tane daire satamıyorduk, sayende daire satmaya başladık" şeklinde konuşmalar yaptılar, insanlarır psikolojisini alım yönünde harekete geçirdik. Biz bir haftadc 2 bin daire sattık. Tabi ki başarılı bir proje, iyi bir satış kampanyası insana mutluluk verir. Ama sektöre katkı olması bize daha büyük mutluluk verir.

Peki reklam filmi çekimleri devam edecek mi Reklarm filmlerinden sonra dizi ya da film teklifi geldi mi

A. Ağaoğlu: Reklam filmi için inşaat sektöründeki diğer firmalarından da teklifler geldi. Ant Yapı'nın da teklifi varsa sevdiğim bir firmadır, kardeş firmadır. Onu da değerlendiririz. Fiyatta da torpil yaparım onlara.
Şaka bir yana; ciddi şekilde oyunculuk teklifi de, dizi teklif de geldi. Ben de tamamen duygusal olarak, "parayı verirseniz oynarım" dedim. Eğitim gönüllüsü bir insanım Onun için aldığım parayı eğitime bağışlıyorum. Bu yüzder de ekran karşısındaki tekliflere açığım. Hepsini değerlendirebilirim. Şu an açık açık söylüyorum; sekiz, on tane teklif aldım. Beş milyon Dolar'dan aşağı oynamam.

Türkiye'nin en pahalı oyuncususunuz o zaman.

A. Ağaoğlu: Geçen gün Cem Yılmazla karşılaştık. "Abi hepimizi şildin, attın" dedi. Sinan Çetin de şunu söyledi "Ben en profesyonel oyuncularla da film çektim, ama bı kadar rahat film çekmedim". Oyunculuk başka, zor bir iş. Kimliğini bırakıyorsun, başka birinin kimliğine bürünüyorsun. Onun ses tonu, onun hareketlerini, mimiklerini yapıyorsunuz. Ama reklam filmlerinde ben neysem onu çektik. Oyun olmadığı, doğal halim olduğı için Sinan Çetin "en rahat, en doğal çektiğim film" dedi Burada oyun yok. Benim hayattaki felsefem; olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. Ben söylemek istediğimi çekinmeden söylerim.

Hayatınızı kitaplaştırma teklifleri var mı

A. Ağaoğlu: Evet öyle teklifler var. Ama şu an yaşım 22... Hele bir 40 yaşına geleyim... Deneyimlerimi paylaşmak isterim. Dönem dönem, fırsat buldukça üniversitelere gitmeye çalışıyorum.

İnşaat sektörünü kazançlı görüp sektörle ilgisi olmayan yeni firmalar bu işi yapmaya çalışıyor. Bunlar hakkında neler düşünüyorsunuz

A. Ağaoğlu: Türkiye'de modadır. Bir iş prim yapıyorsa herkes o işi yapmaya başlar. Herkesin hesabını, kitabını doğru yapması lazım. Ben hep şunu söylüyorum; insanlar bir mal alırken, bir buzdolabı alırken, en basiti, bir milyarlık eşya alırken markasına bakıyorlar. Servisinin olup olmadığını soruyorlar. Bir insanın konut alırken de tıpkı buzdolabı alırken ki hassasiyetini göstermesi lazım. Firma kimdir Geçmişte neler yapmıştır Gücü nedir Teknik kadrosu nasıldır Mutlaka araştırmaları lazım diye düşünüyorum. Bunlar araştırılmadan insanların bazılarının mağdur olacağını düşünüyorum. Özellikle tüketici 100 bin Lira verip ev alıyorsa; markasına mutlaka bakmalı diyorum.

Ant Yapı'nın yaptığı konutlar hakkında neler düşünüyorsunuz

A. Ağaoğlu: Sektördeki bir oyuncu olarak etrafımızda ne olup bittiğini izliyoruz. Şu anda kötü proje diyemeyeceğim projeler var. Gerçekten özellikle konut inşaat sektörü kendini çok yeniledi. Çok güzel işler yapılıyor. Ant Yapı gerçekten benim de çok sevdiğim, takdirle izlediğim başarılı bir firma. Ürününün arkasında duruyor. Sektördeki beğendiğim oyunculardan, beğendiğim firmalardan bir tanesi.

Ant Yapı projelerini gezdiniz mi

A. Ağaoğlu: Hemen hemen hepsini gezdim. Port Alaçati'ya hgittim. Bomonti'de Anthill'i gezdim. Ümraniye'de, bizim Mytower'ın yanına yapılan Antrium'u da gördüm. Ben Ant Yapı'yı, işini doğru yapan, ürününün arkasında duran firma olarak görüyorum. Zaten sahipleri kardeşlerim gibi sevdiğim, işinin ehli başarılı insanlar.

Ekonomi sayfalarından daha çok magazin sayfalarında göruner birisiniz. Gece hayatını seviyorsunuz galiba. Bu kadar çok davete nasıl yetişiyorsunuz

A. Ağaoğlu: Bir kere sıradan bir insan değilim. Yaz geld geçti; ben denize toplam üç kere girdim. Onu çevire çevire üç kere yazıyorlar. Basın onu üç kere, dört kere verdiği için ben hep Antalya'da.

Bodrum'da, her gün denizdeyim. Toplam bu yaz üç kere Bodrum'da, bir kere de Çeşme'de denize girdim. Ama öyle bir köpürtülüyor ki, ben her gün gezen biri gibi görünüyorum. Güzel şeyleri severim. Güzel arabayı severim. Güzel kadını severim. Bunu da açık açık söylüyorum. Millet bunu yapar, gizler. Ama ben neysem ortadayım. Ben bir kadını koluma takıp geziyorsam, "arka kapıdan sen gir, ön kapıdan ben çıkayım" falan demem. Ben bir kadını koluma takıyorsam onu alıp istediğim her yere girerim. Gizli saklı hiçbir şey yoktur. Ben şeffaf bir insanım.

Genellikle işadamları pek göz önünde olmayı sevmez. Siz bunun tam tersisiniz.

A. Ağaoğlu: Ben onun tersindeyim. insanlar o kadar iş yapar. Ben o kadar para verip araba alacağım, garajda mı seveceğim. O kadar para veriyorsam anasını bellerim o arabanın. Ben o son model arabalarımla şantiyeyi gezerim. Başkaları jeeple gider, ben Rolls Royce'la şantiye gezerim. Çamura bile girerim. O kadar para vereceğim. Bindiğim şeye acımam.

Peki sizce ideal kadın nasıldır

A. Ağaoğlu: Fiziki güzelliği olacak tabi ki. Sadece fiziki güzellik yeterli değil. Otururken, kalkarken, sohbet etmesini bilen, keyif alabileceğin, kafası dolu bir kadın olması lazım. Kafasının içi güzel, dolu olacak, espirili olacak, sohbeti güzel olacak. Kadın dediğin böyle olacak. Çok var mı dersen; çok yok. Akıllı olanlar beni buluyor zaten. Ben pek aramıyorum,

Çok sayıda arabanız var. Otomobil tutkunuz ne zaman başladı

A. Ağaoğlu: Galiba 20 tane oldu. Ben ortaokuldan beri yatılı kolejde okudum. Ortaokulu Moran Koleji'nde, liseyi Kabataş Lisesi'nde okudum. Hayatımda -ortaokul ve lise dahil- hafta sonları bile yediyi bir geçe kalktığımı hatırlamam. Günde ortalama 15 ile 18 saat arasında çalışırım, işkolik bir insanım. Ben Cumartesi ve Pazar da dahil 7'de kalkıp 8'de çaycıdan önce işimin başında olurum. Kendimi tek ödüllendirdiğim şey; araba kullanmaktır. Araba kullanmayı seviyorum. Bundan başka hobim yok. Bir arabalarım var, bir de 12 senedir eşimden ayrıyım. Genç, sağlıklı, bekar bir adamım. Bir de gezdiğim kızlar vardır. Bütün hobim bu. Özellikle arabamı kendim kullanırım. Park sorunu olan yere şoförle giderim. O da genelde arkada oturur. Gençliğimde de kullandım. Lisedeyken de altımda BMW, Mercedes vardı. Çocukluğumdan beri güzel araba kullanmayı severim.

Hafta sonu da çalışarak mı geçiyor

A. Ağaoğlu: Ben Cumartesi, Pazar günü bile sevgilimle şantiyeyi gezerim. Çekiç sesini en az kemence sesi kadar severim. Ben şantiyeyi gezerim. Şantiyenin röntgenini değil, tomografisini çekerim. Tüm proje müdürleri her hafta sunum yaparlar, ilerleme raporu verirler. Bilirler ki; ben o şantiyeyi şantiye müdürü kadar bilirim.

Yarım saat gezerim. Oradaki işçiyle bile el şakası yaparım. Onlarla kahvaltı yaparım. Bir somun ekmek yiyorlarsa koparıp ben de yerim. Öyle basının yazdığına da bakma, haftada bir ya da on beş günde bir dışarı çıkarım. Ama her akşam davet alıyorum, içlerinde zorunlu olduklarıma katılıyorum. Öyle her gece çıkan bir adam değilim.

Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.

A. Ağaoğlu: Rica ederim... Benim için büyük keyifti. Ben de Ant Yapı'ya çalışmalarında başarılar dilerim.
ant yapı