Hukukçulardan icra işlemlerinin ertelenmesi yorumu!

Hukukçulardan icra işlemlerinin ertelenmesi yorumu! Hukukçulardan icra işlemlerinin ertelenmesi yorumu!

Koronavirüsle mücadele kapsamında düzenlemelerin de eklendiği Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Hukukçular yeni düzenlemeleri yorumladılar…



Ülkeyi etkisi altına alan koronavirüs salgını ile mücadele kapsamında eklendiği ekonomiye ilişkin düzenlemeler içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Habertürk’ten Emrah Doğru’nun haberine göre; koronavirüsün Türkiye'de görülmesi sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla düzenlemeler yapıldı. 30 Nisan’a kadar icra takiplerinin durdurulduğu düzenlemeler yanı sıra şirketlerin beklediği çeklerle ilgili kolaylıklar da torba yasada belirtildi. Konu ile ilgili alanında uzman hukukçular torba yasayı yorumladı.İşte hukukçuların yapmış oldukları açıklamalar.

ERSAN ŞEN: BAŞKA TEDBİRLER DE ALINMALIDIR

Prof. Dr. Ersan Şen : “Tehlikeli salgın hastalık olarak ilan edilen “korona virüs/kovid-19” nedeniyle iktisadi, sosyal ve hukuki birçok tedbirin alınması gerekli oldu. Bunlardan ilki, İcra ve İflas Kanunu m.330’a göre Cumhurbaşkanı kararı ile nafaka alacaklarının dışında icra ve iflas takiplerinin 30 Nisan 2020 tarihine kadar ertelenmesidir. Bu tarihe kadar icra ve iflas takibi açılamayacağı gibi, borçlunun isteyerek ödemesi dışında haciz işlemleri de yapılamaz. Sadece nafaka alacakları bunun dışında tutuldu ki, bu istisna da eleştiriliyor. Esasen ayrılmış anne babaların çocuklarının nafakaları bakımından bu istisna doğrudur. İcra ve iflas takiplerinin kapsamına eski ve yeni farketmeksizin tümü alındı. Elbette bu durum alacaklıları zorlayacak gibi gözüküyor. Ancak ortada bir mücbir sebep ve iktisadi sorun olduğu da tartışmasız, hatta devletin iktisadi bakımdan yaşanacak sorunlara daha fazla sahip çıkması gerekir. Zannediyorum olağanüstü hal ilan edilmemesinin sebebini de iktisadi kırılganlığımız oluşturuyor. Çünkü bu tehlikeli salgının önüne geçilmek isteniyorsa, bilinen en ciddi yöntemin sokağa çıkılmaması konusunda hemfikir gözüküyor. Esasında tüm dünyanın ve ülkemizin 21 veya 30 gün sokağa çıkmanın önüne geçmesi gerekiyor. Aksi halde, yapılan açıklamalara göre gidişat iyi değil. Umarım filmlerde olduğu gibi, birisi bir çözüm bulur da, bu kabustan uyanırız. Çünkü ortada bir belirsizlik ve öngörülemezdik var.

7226 sayılı Kanunun bir an önce yürürlüğe girmesi isabetli oldu. Yeterli mi, değil. Elbette Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve Devletin elini daha fazla taşın altına koyması gerekiyor. Devlet asıl bu zamanlar için var. Umarım bu zor zamanları çabuk atlatırız.

Kanunda; afet ve acil durum hallerinde arama, kurtarma ve müdahele faaliyetleri ile ilgili erişimin hızlandırılması, enerji harcamalarının bütçeden karşılanması, bu tehlikeli salgın hastalığa karşı, Türk Standartları Enstitüsüsü’nde dışarıdan uzman çalıştırılması, bazı mali yükümlülüklerin ve bunlara ilişkin beyanların ertelenmesi, İş Kanunu m.64’te yer alan işverenin iki ay içinde yapması gereken telafi çalışma süresinin 4 aya çıkarılması, zorunlu nedenle işin durması halinde işveren iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilmesi ve bu telafi çalışmasının fazla çalışmadan sayılmaması ile ilgili iki aylık süre dört aya çıkarılması, ayrıca Cumhurbaşkanı’nın bu süreyi iki katına kadar artırmaya yetkili kılınması, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na yapılan eklemeler, karşılıksız çek ve protestosuz senetler ile kredi ve kartları borçlarına ilişkin kayıtların 31.12.2020 tarihine kadar ödenmesi veya yapılandırılması halinde, bunların olumsuz sonuçlarından kurtulma imkanı getirildi.

Özellikle 7226 sayılı Kanunu’nun 49. maddesinde; 24.03.2020 tarihine kadar işlenen karşılıksız çek suçlarından dolayı mahkum olanların cezalarının infazı durdurulması, hükümlü tahliye tarihinden itibaren en geç üç ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini alacaklıya ödemek zorunda olması, kalan kısmını üç aylık sürenin bitiminden itibaren ikişer ay arayla on beş eşit taksitle ödemesi durumunda mahkemece, ceza mahkumiyetinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilmesi, infazın durdurulduğu tarihten itibaren en geç üç ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birinin ödenmediği takdirde alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilmesi, infazı durdurulan kişi hakkında mahkemece CMK m.109/3,a uyarınca yurtdışına çıkma yasağı adli kontrol tedbirine karar verilebileceğinin düzenlendiği görülmektedir. Bu madde hükümleri, her bir karşılıksız çek suçu için ancak bir kez uygulanacaktır. Belirtmeliyiz ki, karşılıksız çekten ceza alanlar için bu kurtuluş geçicidir. Devam eden zamanda çek bedellerini ödememeleri halinde, yine hapse girme riskiyle karşı karşıya kalacaklardır.

Böylece; karşılıksız çek suçundan dolayı hükmedilen yüksek adli para cezalarını ödeyemedikleri için bu cezaları hapse dönenler geçici olarak kurtulacaklar. Esas itibariyle Anayasa m.38/8’e göre, bir sözleşme olan çek alışverişinden doğrudan veya sonradan kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Çünkü Anayasa 38/8’e göre “hiçkimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz”. Çeklerin ödenmesini sağlamak amacıyla kabul edilen bu ceza yerine, bankaları ve borçluları mali yükümlülük altına sokan başka tedbirler bulunmalıdır.

Kanunun 51. maddesinde adli iş ve işlemler için sürelerin uzatıldığı, icra takiplerinin durdurulduğu görülmektedir. Esas itibariyle adli iş ve işlemlerin durmaması gerekir. Ancak tehlikeli salgın hastalık nedeniyle ağır bir riskle karşı karşıya kaldığımız da doğrudur. Bu durumda sürelerin uzatılması ve bu sırada sürelerinin işlememesi isabetli olmuştur. Ancak 51. madde ile getirilen geçici 1. maddenin 2. fıkrasına iyi bakılmalıdır. Kanun Koyucu bazı süreleri kapsam dışında bırakmıştır. Bunların işlemeye devam edeceği anlaşılmaktadır. Durma süresince duruşmaların ve müzakarelerin ertelenmesi, yeni duruşma günleri konusunda yargı merciileri yetkili kılınmıştır.

Kanundan; 01.03.2020 tarihinden 30.06.2020 tarihine kadar ödenmeyen işyeri kira bedellerinin, haklı fesih ve tahliye sebebi oluşturmayacağı anlaşılmaktadır.” dedi.

REZAN EPÖZDEMİR: 6 AY UZATILABİLİR

Avukat Dr. Rezan Epözdemir: ”Çıkan bu son torba konunda çok önemli düzenlemeler var, salgın bir hastalık var ise pandemi durumu var burada, Cumhurbaşkanı kararı nafaka alacak hariç, bütün icra işlemleri yurt içerinde durdurulması, icra takip işleminin yapılmaması, yeni icra ve iflas takiplerinin alınmamasına karar verilmişti. Bu son çıkan Torba Kanununda 22.03.2020 tarihinden 30.05.2020 tarihine kadar icra takipleri duracak nafaka alacakları olmak üzere, yeni icara takibi yapılmayacak, ihtiyaç olması halinde Cumhurbaşkanı buna 6 ay daha bir süre verebilecek. Ayrıca bu çıkan torba yasada karşılıksız olan çekler ile ilgili işlemler yapılacak. 24 Mart 2020 kadar sadece işlenen çek suçlarından ötürü mahkûm olanların infazları durduruluyor. Bu çok önemli. 5941 çek kanununa göre, kamuoyunda da bu yönde bir beklenti vardı. Ayrıca afet bölgelerinde elektrik, doğalgaz bedellerinin bir yıla kadar ertelenmesi de yine bu torba kanununda ki en önemli düzenlemelerden bir tanesi. Kira hukuku bakımında da bir düzenlenme yapıldığını görüyoruz, 1 Mart 2020’den 20 Haziran 2020’ye kadar işleyecek iş yerinin kira bedelinin ödenmemesi kira sözleşmesinin fesinin tahliye sebebi oluşturacak ve bu hükümde 1 mart 2020 tarihinden itibaren uygulanacak. Dolayısıyla kiracılar 1 mart 2020 ve 30 haziran 2020 tarihine kadar işyerinin kira bedeni ödememesi halinde, kira sözleşmesi fesh edilmeyecek ve bununla ilgili bir tahliye davası da açılamayacak” diye konuştu.

Görkem GÖKÇE: İLAVE DÜZENLEMELER GEREKİYOR

Av. Görkem Gökçe ise; “7226 sayılı Torba Yasa’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, taraf mağduriyetine sebebiyet verebilecek olan dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz, zamanaşımı ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere pek çok sürenin 30 Nisan 2020 tarihine kadar durdurulacağı yönündeki söylemler kesinlik kazandı. Sürelerin durdurulmuş olması, olası hak kayıplarının önüne geçebilme amacı taşıdığından, hak veya alacak sahibinin dava açmasına yahut icra takibi başlatmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Ancak içinde bulunduğumuz süreç göz önünde bulundurulduğunda, en azından geçici bir süreliğine dava veya icra takibi yoluyla alacaklıların alacağını tahsil etmesi oldukça güç gözükmektedir.

Özellikle şirket sahipleri, bu düzenlemeler karşısında piyasadaki çeklerinin ibraz edilip edilmeyeceği noktasında endişe içerisindeler. Torba Yasa’da, karşılıksız çek düzenlemekten kaynaklı ceza davalarına yönelik değişiklikler yer almakta olup doğrudan çek ibrazına yönelik bir düzenlemenin yer almadığını görüyoruz. Bu anlamda, çek ibrazına engel teşkil eden bir düzenleme bulunmadığından bankalar, ibraz edilen çeklerle ilgili “karşılıksızdır işlemi” yapabilecekler.

Torba Yasa, sürelerden kaynaklı olası hak kayıplarını önleme amacı taşımakta ise de “mücbir sebep” olarak değerlendirilebilecek Covid-19 salgınının piyasa ve şirketler üzerindeki etkilerine yönelik endişeleri tam anlamıyla giderebilmiş değildir. Bu kapsamda, Covid-19 salgını sebebiyle taraflar arasındaki borç ilişkilerinin ve sözleşmelerin akıbetine yönelik kapsamlı ilave bir düzenleme getirilmesi bekleniyor. Süreç içerisinde bilhassa “ifa imkansızlığı” temelinde sözleşmelerden doğan ihtilaflar yaşanıyor. Dahası, önümüzdeki günlerde benzer hukuki ihtilafların artış göstermesi kaçınılmaz duruyor. Dolayısıyla salgının, ekonomi ve piyasa üzerindeki etkilerine dair endişelerin de giderilebileceği ilave düzenlemelerin getirilmesini bekliyoruz. “ ifadelerini kullandı.

ECENUR IŞIN: ÇEKLER KARŞILIKSIZ İŞLEMİ GÖRMEYECEK

Av. Ecenur Işın ise : “Tüm dünyayı saran Coronavirüs neticesinde ülkemizde de pek çok tedbir alınmaya başlanmış ve birtakım tedbirlerinin alınması yoluna gidilmiştir. Ülkemizde insanların sokağa çıkamaması nedeniyle hayat her anlamda yavaşlamıştır. Öncelikle hem 65 yaş üstü vatandaşlara sokağa çıkma yasağı gelmesi nedeniyle bazı yaşı büyük avukatların sokağa çıkamaması hem de adliyelerin çok kalabalık olması sebebiyle avukatların iş yapamaz hale gelmesi nedeniyle hukuki süreler durdurulmuştur. Adliyelerde sadece avukatlar değil; hakimler, mübaşirler, katipler ve diğer yardımcı memurlar da bulunmaktadır. Alınan bu önlemle hem adli işlerle uğraşan memurların ve avukatların kalabalık olan adliyede hastalık kapmasının hem de vatandaşların hak kaybına uğramasının engellenmesi amaçlanmıştır.

Ayrıca hayatın yavaşlaması neticesinde ekonomik hayat da yavaşlamış olup özellikle küçük işletme sahipleri bu durumdan kötü etkilenmiştir. Piyasaların daha fazla kötü etkilenmesinin önüne geçebilmek adına Çek Kanunu’nda bazı değişiklikler yapılmıştır. Yapılan bu değişikliklerle 24 Mart 2020 tarihine kadar işlenen karşılıksız çek suçundan dolayı mahkum olanların cezalarının infazı durdurulacaktır. Çekle ilgili olarak yasal süre Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. Yasal sürelerin durması neticesinde 24 Mart 2020 sonrasında çekler yasal süreleri dolmadığından çekler “karşılıksızdır” işlemi görmeyecek. Bu sonuçla ekonomik hayatı bir nebze de olsa olağan akışıyla sürdürmek mümkün olacaktır. Yapılan torba yasası değişiklikleriyle icra işlemleri de durdurulmuştur. Böylece yeni icra takibi başlatılamayacak veya borçluların mal varlılarına haciz konulamayacaktır.

Yapılan değişikliklerle birlikte adliyelerin kalabalık olmasından ötürü hastalığın adliyelerde adli işlerle uğraşanlar arasında yayılması engellenmiş olup bir nevi “adli işler” krizi engellenmiştir. Ayrıca ekonomik hayat da seyrini sürdürürken vatandaşlarımızın kötü etkilenmemesi adına etkili bir torba yasası çıkartılmıştır.” diye konuştu.

FATİH UZUN: BANKA NOTUNU ETKİLER

Av. Fatih Uzun : “Cumhurbaşkanlığının 2279 sayılı 22.03.2020 tarihli kararı ile; COVİD-19 salgın hastalığının ülkemizde de yayılması sebebiyle nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç olmak üzere tüm icra iflas işlemlerinin 30.04.2020 tarihine kadar durdurulmasına karar verilmişti.

Yine bu kararı da kapsayacak şekilde TBMM’de kabul edilen ve 26.03.2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında daha kapsamlı tedbirler alınmıştır.

Söz konusu yasadaki icra ve iflas hukukuna ilişkin düzenleme 2004 sayılı İcra İflas Kanununun madde 330 “Salgın hastalık, umumi bir musibet veya harb halinde Cumhurbaşkanı kararıyla memleketin bir kısmında veya bazı iktisadi zümreler lehine muayyen bir müddet için icra takipleri durdurulabilir.” Dayanılarak verilmiş olup nafaka alacakları hariç herhangi bir icra işleminin yapılamayacağı belirtilmektedir. Buna göre mevcut tüm icra ve iflâs takiplerinin duracak, taraf ve takip işlemleri niteliğinde olan talepler de yapılmayacak, yeni icra takibi alınmayacaktır. İhtiyati haciz kararları açısından ise hukuken ihtiyati haciz talep edilebilecek olsa dahi; ihtiyati haciz kararının infazı mümkün olmayacaktır.

Söz konusu durdurma yalnızca icra ve iflas işlemlerine ilişkin olup bu kapsamda yapılan şikayet, itirazın kaldırılması gibi yargılamalar devam etmektedir. Bu yargılamalar madde 330 kapsamında yer almamaktadır.

Yine icra dairelerince başlatılmış olan haciz işlemleri olduğu yerde duracak ve yeni hacizler ve muhafaza tedbirleri de yapılamayacaktır. Buna ek olarak haciz ihbarnameleri de gönderilemeyecek olup halihazırda gönderilmiş olan ihbarnamelere ilişkin cevap verme süreleri de işlemeyecektir. Ayrıca ödenmesine başlanmış olan haciz ihbarnameleri de (örneğin; işçinin maaş kesintisine başlanmış ve devam ediyorsa) muhafaza tedbiri niteliğinde olduğundan duracaktır.

Ancak tüm bu işlemlerin yapılamıyor olması icra müdürlüğünün hesabına girmiş olan paraların alacaklısına ödenmesine engel teşkil etmemektedir. Aynı şekilde her ne kadar tüm icra işlemleri durmuş olsa da; tarafların karşılıklı olarak icra işlemlerinde örneğin haczin kaldırılmasında anlaşması halinde bu talebin icra memurunca kabulü gerekmekte olup u durum söz konusu torba yasa ve İİK md. 330’a aykırı bir sonuç doğurmayacaktır.

Aynı şekilde alacaklı tarafından icra takip işlemleri yapılamayacak olsa da; tarafların haricen görüşüp anlaşması ya da borçlunun telefon ile aranarak ödeme talep edilmesine herhangi bir engel bulunmamaktadır. Zira söz konusu torba yasada “Durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir,” denilerek tarafların uzlaşması ihtimali de engellenmemiştir.

Ek olarak söz konusu yasanın icra iflas suçlarına etkisine bakılacak olursa; 30.04.2020 tarihine kadar bu suçlara ilişkin sürelerin de işlemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen ve 26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanuna göre; dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler 30 Nisan 2020'ye kadar durdurulmuştur.

Bununla birlikte COVİD-19 tedbirlerini içeren torba kanun yürürlüğe girmesi ile 1 Mart - 30 Haziran döneminde işyeri kiralarının ödenmemesinin tahliye sebebi olmayacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile kamuoyunda merak oluşturan bir başka konu ise konut kiracıları için de aynı durumun geçerli olup olmayacağı veya bir sözleşmenin tarafı olan kimsenin içinde bulunduğumuz süreci mücbir sebep olarak değerlendirip ifa yükümlülüğünden kaçınıp kaçınamayacağıdır.

Günümüz itibariyle COVİD-19’un Türkiye’de mücbir sebep oluşturabileceği yönünde herhangi bir Cumhurbaşkanlığı Kararı mevcut olmadığı gibi bir Yargıtay kararı da yoktur. Ancak COVİD-19 virüsünün oldukça hızlı yayılıyor olması nedeni ile özellikle yurt dışı odaklı çalışan firma ve şahıslar mücbir sebep olarak değerlendirilmesi mümkün olabilir. Fakat Yargıtay mücbir sebep değerlendirmesi yaparken somut olay bazında karar vermekte, olayın koşulları ve taraflar arasındaki sözleşmenin hükümleri Yargıtay’ın değerlendirmesini büyük ölçüde şekillendirmektedir. Dolayısı ile şu an için gerek konut kira sözleşmeleri kapsamında gerekse de şahıslar veya tüzel kişiler arasındaki bir başka sözleşme kapsamında ifa ve edim yükümlülükleri aynen devam etmektedir. Bu anlamda alınan tedbir ise sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinde icra ve iflas takibi yapılamayacak olmasıdır.

İcra ve iflas takip işlemlerinin durdurulması, yeni bir icra takibi başlatılmayacağının açıklanması üzerine son günlerde bir başka merak konusu şahıs veya şirket çeklerinin bankaya ibrazı durumunda karşılıksızdır şerhinin düşülüp düşülmeyeceğidir.

Ancak çeklerin bankaya ibrazı ile banka tarafından karşılıksızdır işlemi yapılabilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Nitekim ibraz süreleri sadece durdurulmuş, engellenmemiştir. Böylece alacaklının bu süreç içerisinde muhatap bankaya gidemeyecek olması durumunda herhangi bir hak kaybına yol açmasının önüne geçilmiştir. Dolayısı ile çekin muhatap bankaya ibrazı ile banka yetkililerinin çek hakkında bedeli yok ise karşılıksızdır işlemi yapması gerekmektedir. Fakat kredi borçlarını ödeyemeyenlerin banka notuna mücbir sebep düşülecek olması gibi bir düzenlemenin çek sahibi açısından da düzenlemesi beklenmektedir.

Sonuç olarak tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını kapsamında alınan bu tedbirler, yukarıda kısaca açıkladığımız hususlar kapsamında uygulanacak olup Cumhurbaşkanlığınca yeni bir karar ve uzatma yapılmadığı sürece 30.04.2020 tarihine kadar uygulanacaktır. Temennimiz tüm meslektaşlarımız ve vatandaşlarımızın içinde olduğumuz süreci en az hasarla atlatmaları ve salgın tehlikesinin en kısa sürede son bulmasıdır.” dedi.

İcra ve iflas takipleri resmen durduruldu!