15 / 08 / 2022

Kentsel dönüşümde gözler sıfır enerjili binalarda!

Kentsel dönüşümde gözler sıfır enerjili binalarda!

Altensis Kurucu Ortağı Dr. Emre Ilıcalı, hız kesmeden devam eden kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında yenilenen binaların “yeşil bina” şeklinde hayata geçirilmesinin sürdürülebilir kentler için büyük önem taşıdığını dile getirdi.



Türkiye’de hız kesmeden devam eden kentsel dönüşüm çalışmalarıyla yenilenen binaların “yeşil bina” şeklinde inşa edilmesi sürdürülebilir şehirler için büyük öneme sahip. Son sürat devam eden kentsel dönüşüm çalışmalarında binaların  bütünlük içinde masaya yatırılması gerektiğini belirten  Altensis Kurucu Ortağı Dr. Emre Ilıcalı, özellikle Avrupa Birliği Yeşil Mütabakatı’yla gündem olan ve Avrupa Birliği’nde 2021 yılından itibaren zorunlu duruma gelen ”neredeyse sıfır enerji bina” konseptinin Türkiye'de de gündem olacağını kaydetti. Altensis Kurucu Ortağı Dr. Emre Ilıcalı, hem enerji verimliliğinin hem de konforun bir arada olduğu binaların hayata geçirilmesi ile ilgili olarak düğmeye basılması gerektiğini dile getirdi.

Kentsel dönüşüm, büyük fırsat sunuyor

Hız kesmeden devam eden kentsel dönüşümün amacının sağlıksız binaları dönüştürerek, daha verimli yapılar hayata geçirmek olduğunu söyleyen Ilıcalı, “Biz bu binaları yaparken aslında bu yapılarda 50-100 sene kadar yaşayacağız. Kentsel dönüşümde eğer sadece deprem riskini göz önüne alıp diğer konuları göz ardı edersek, yaşam kalitesini artıracak ve günlük yaşamda çevremize dair olumsuzlukları azaltacak önlemleri şimdiden almazsak, ileride bu sorunların çok daha fazlasını yaşayacağız. Kentsel dönüşüm sürecini planlı şekilde ele almalı, betonlaşma, yoğun trafik, yeşil dokunun kaybolması, su sorunu, kuraklık ya da aşırı yağıştan oluşan taşkın felaketleri gibi sorunlara bu bağlam içerisinde çözümler bulmalıyız. Kentsel dönüşümü yalnızca binaların dönüşümü ve rant kaynağı düşünmemeli, yaşam kalitesini artıracak ve iklim değişikliğine çözümler sunacak bir dönüşüm haline getirmeliyiz.” dedi.

Ilıcalı, “Türkiye’de ciddi oranda sağlıksız yapı stoğu var. 6,5-7 milyon arasında konutun bir an önce dönüştürülmesi gerekiyor. 2013 yılında başlayan, kentsel dönüşümü hızlandıracak riskli alanlardaki yapıların dönüştürülmesi hakkındaki kanun ve alt mevzuatlar akabinde bu konuda ilerleme kaydedilmişti. Ancak hala İstanbul başta olmak üzere birçok büyük şehirde riskli yapı mahalleleri mevcut durumda. O bölgeler ele alınarak rekreasyon alanları, yeşil alanlar ve birtakım sosyal donatılar düşünülerek planlama yapılması gerekiyor. Son dönemde yapılan mevzuat değişiklikleri ve uygulamalarla bu konu oldukça hızlanmış olsa da daha ciddi önlemler alınarak, adeta bir acil eylem planı gibi yönetilmesi gerekebilir.” şeklinde konuştu.

Kentsel dönüşümde gözler sıfır enerjili binalarda!

Yapının yalnızca fiziki anlamda değil yaşam kalitesini artıracak şekilde olması gerektiğini belirten Ilıcalı, “Evimizin mutfağı, salonu, binası ne kadar güzel olursa olsun, biz evden çıktığımızda trafiğe takılıyorsak ya da en hafif bir yağmurda bile her tarafı su basıyorsa bunun düşünülmesi gerekiyor. Türkiye su fakiri ülkeler arasında yer alıyor. Bir yandan kuraklık sorunu var, bir yandan da yaz aylarında İstanbul’da taşkınlar oluyor. Bu anlamda yağmur suyunun kullanımıyla ilgili yapılması gereken çok şey var. Binalarda enerji ile çözülmesi gereken sorunların çoğu hala eksik. Bu anlamda kentsel dönüşüm bir fırsattır. Kentsel dönüşümde çevre ve iklim değişikliği mutlaka düşünülmesi gereken bir konudur.” diye konuştu.

Yeşil uygulamalar dönüşüm sürecine dahil edilebilir mi?

Yeşil uygulamalar dönüşüm sürecine dahil edilip edilemeyeceği ile ilgili de bilgi veren Dr. Emre Ilıcalı, “Mesela buna güzel bir örnek elektrikli araç şarj altyapısıdır. Yeni çıkan otopark yönetmeliği bu açıdan oldukça olumlu bir gelişmedir. Artık belli otopark büyüklüğüne sahip her yeni bina da şarj istasyonları konulması zorunlu oldu. Halka açık otoparklar ve AVM’lerde bu oran daha yüksek. Biz aracımıza şu anda benzin istasyonundan benzin alıyoruz ama elektrikli araç olduktan sonra bunu yapmayacağız. Her gittiğimiz yerde şarj istasyonu talebimiz olacak. Arabamızı park ettiğimiz her yerde elektrikli araçlar için şarj istasyonu olan bir altyapı olması gerekecek. Konutlar, AVM’ler, ofisler, ticari binalarda elektrikli araç şarj istasyonu tercih sebebi olacak.“ şeklinde konuştu.

Emre  Ilıcalı, “2030’dan itibaren otomotiv firmalarının ürettiği yeni modellerin hemen hemen hepsinde büyük oranda elektrikli araçlar yer alacak.  4 modelden 2’si elektrikli olarak karşınıza çıktığında zaten gayrimenkul projeleri de altyapılarını ona göre şekillendirmek zorunda kalacak. Türkiye’de de bununla ilgili altyapı çalışmaları sürüyor. 2050’ye geldiğimizde 250 bin tane şarj istasyonu kurulması gibi hedefler mevcut.” şeklinde konuştu.

Kentsel dönüşümde gözler sıfır enerjili binalarda!

“Kentsel dönüşüm projelerinde atıklar geri kazanılmalı”

Sıfır Atık Eylem Planı ile ilgili de önemli açıklamalar yapan Ilıcalı,“Kentsel dönüşümde her projede atık yönetim planları zorunlu olmalı. Atık konusunda mevzuatların denetimi ve takibinin sıkı yapılması lazım. Atık deyip geçmemek gerekiyor. Atık konusu hem sağlık açısından çok önemli hem de geri kazanım açısından oldukça değerli.” şeklinde konuştu.

Ilıcalı, şunları söyledi: “Geçmişte olduğu gibi çevreyle ilgili sorunları günümüzde birtakım grupların ilgilenmesi gereken konular olarak değerlendirmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Çevre sorunları, evden çıktığımız andan itibaren şikayet ettiğimiz hemen hemen her şeyi kapsıyor. Yeşil binalar ve kentlerle ilgili değindiğimiz konular, su, enerji, karbon emisyonları, hava kirliliği, yoğun trafik, atık konusu günlük hayatta herkesin şikayet ettiği konular arasında yer alıyor. Tüm insanlık olarak çevre konusunda ortak bir paydada buluşmamız gerekiyor. Zira bu konu artık yaşam kalitesini etkilemenin ötesine geçerek, yaşanabilecek büyük iklim sorunlarının engellenmesi adına zorunlu hale gelmiştir.”

 

Kentsel dönüşümde hangi konulara dikkat edilmeli?