Korona ev fiyatlarını nasıl etkileyecek?

Korona ev fiyatlarını nasıl etkileyecek? Korona ev fiyatlarını nasıl etkileyecek?

Korona krizinin ardından varlık fiyatlarının gerilemesi bekleniyor. Peki korona ev fiyatlarını nasıl etkileyecek? İşte tüm merak edilenler...



Dünya Gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, bugünkü yazısında ''Korona ekonomiyi nasıl etkileyecek?'' konusunu kaleme aldı. İşte o yazı....

- Korona krizinin en özet ekonomik sonucu: Varlık fiyatları gerileyecek, para ise pahalanacak.

- Varlık fiyatları kapsamında menkul ve gayrimenkul fiyatlarının yönü aşağı dönecek. Arada küçük dalgalanmalar yaşanması genel eğilimi bozmayacak.

- Paranın değerli olması yüzünden normal koşullarda faizin yükselmesi beklenir. Ancak Merkez Bankası devreye girerek parasal genişlemeyle bu yükselmeyi engelliyor.

- Turizmde bu yıl ölü bir sezon yaşanacağı için çok ciddi bir döviz geliri açığı oluşacak. Bu da kurları yukarı iten bir etki doğuracak.

Dün bıraktığımız yerden devam edelim. Bu köşede dün “Korona hayatımızı nasıl değiştirecek” demiş ve günlük yaşamda neler olabileceğini irdelemeye çalışmıştık.

Korona sosyal yaşamda çok derin izler bırakacak, bu kesin. Ancak ekonomide de köklü değişiklikler ortaya çıkacak. Aslında bu değişiklikler kendini göstermeye başladı bile...

Küçük küçük ve safiyane bir yaklaşımla konuyu ele almaya çalışalım.

Tüm doğal felaketlerde ve korona benzeri salgın hastalıklarda olduğu gibi bu kez de felaketin gerektirdiği insan gücü ve ekipman dışında yine en çok ihtiyaç duyulacak varlık belli;apara.

Üretimin sekteye uğraması ve hizmet akışının durması para döngüsünü de kırdı. Geçenlerde de vurguladık; hizmetler sektöründe lokantalar bile kapalıysa varın gerisini düşünün. İşverenin para kazanmak şöyle dursun, cirosu bile sıfırlanmış; çalışan hiç kazanamıyor. Dolayısıyla şu durumda en çok ihtiyaç duyulan para.

İnsanlar paraya ya nakit olarak sahiptirler ya da bankada mevduatları vardır. Bankadaki mevduat da her an nakde döndürülebildiği için nakit sayılır.

İyi de parası olmayanlar ne yapacak? Yani nakit parası ya da nakde döndürülebilir varlığı olmayanlar... Aslında onlar için bu günler felaket günleri. Hele bir de iş kaybedilmişse, felaket katmerli demektir artık.

Yeri gelmişken önlemler paketi kapsamında duyurulan ve hep ön plana getirilen iki konuya değinmekte yarar görüyoruz. En düşük emekli maaşının 1.500 liraya çıkarılması ve emeklilerin bayram ikramiyelerinin erken ödenmesi. Bunlar kuşkusuz olumlu ve dar gelirliyi rahatlatacak adımlardır ama asıl düşünülmesi gerekenler hiç geliri olmayan kesimdir. Emekliler çok az da olsa bir gelire sahip. Ya şu kriz döneminde işini kaybeden ve geliri bir anda sıfıra inenler... Tamam emeklileri düşünelim, daha da fazla düşünelim ama biz işini yitirip beş parasız kalanlar için hiçbir şey yapmıyoruz ki... Cebinde parası olmayan, bankada da parası bulunmayanlar için tam anlamıyla karanlık günler...

Varlık fiyatları gerileyecek

Toplumda herkes parasız değil. Elinde nakit olmamakla birlikte paraya çevrilebilecek varlığa sahip olanlar da var ve bu durumdakilerin ne yapacağı belli.

Para için elde avuçta ne varsa satılacak, önümüzdeki dönemin genel eğilimi bu.

Yani varlık fiyatları düşecek. Ev fiyatları da, arsa fiyatları da, hisse senedi fiyatları da... Fabrikalar da el değiştirecek, küçük işletmeler de...

Ve bu varlıklar olması gereken fiyatın altında satılmak zorunda kalınacak.

Böylesine sıkıntılı günlerde tasarruf sahiplerinin en güvenilir liman olarak gördükleri altında fiyatlar bir süre arttıktan sonra neden hızlı bir gerileme gösterdi sanıyoruz. Altın da önemli bir varlık ve hemen paraya çevirmek mümkün ama herkes satmak isteyince fiyat hızla geriledi.

Varlık fiyatları gerileyecek ama istisnalar tabii ki olacak. Fiyatı arz-talep dengesi belirleyeceğine göre kimi varlıklar için arz düşük, talep yüksek olabilecek ve bu varlıklarda fiyat düşüşü görülmeyebilecek.

Fiyatlar gerileyecek derken genel eğilimden söz ediyoruz. Şöyle düşünelim. Ankara’dan otomobilinizle Antalya’ya doğru yola çıkıyorsunuz. Ankara’nın rakımı 850 metre. Antalya’nın rakımı ise 39 metre kabul ediliyor; belli ki falezlerden dolayı. Şimdi Ankara’dan yola çıkınca 850 metreden 39 metreye inerken sürekli yokuş aşağı gitmiyoruz; arada yokuş tırmandığımız da oluyor. Ya da Antalya’dan Ankara’ya dönüşte zaman zaman yokuş aşağı da gidiyoruz. Ama genel eğilim olarak Antalya’ya gidişte hep iniyor, dönüşte hep çıkıyoruz.

Varlık fiyatlarının nasıl seyredeceğini düşünürken de bunu dikkate almak gerekiyor.

Kimi okurlar arada iniş çıkışlar olabileceği gerçeğini göz ardı ederek örneğin hisse senedi fiyatları birkaç gün yükselince geçmişe dönülmekte olduğu izlenimine kapılabiliyor. Veya biraz iyi haber gelince tüm sorunların geride kaldığını, böylece varlık fiyatlarındaki düşüşün durduğunu düşünebiliyor.

Ne yazık ki o kadar kolay değil. Korona sorunu öyle birkaç ayda geride bırakılacak kadar basit görünmüyor. Kaldı ki tüm dünya olarak yaşam tarzımız değişecek, daha köklü değişiklikler olacak. Dolayısıyla sorun psikolojik yönden tüm insanlığı uzun süre etkileyecek.

Para pahalanacak ama Merkez Bankası izin vermiyor

Bu dönemin en değerli ve aranan varlığı para. Nakit paranız yok ama para edecek bir varlığa sahipsiniz; ancak varlığınızı şu dönemde elden çıkarmak istemiyorsunuz. Nakit para bulmanız da gerekiyor; yapacağınız parayı kiralamak. Yani borç alacaksınız. 

Elinde fazla parası olanlar “peşin satan” karikatüründeki gibi kasılıyor. Para sahipleri kredi açarken daha çok faiz isteyecek. Yani bankalar... 

Bankalar da kredi olarak açacakları parayı toplarken mevduat sahibine daha yüksek faiz ödemek durumunda kalacak. Mevduat faizinde ufak ufak artışlar olduğu da gözleniyor. 

Normalde zincir böyle oluşmak durumunda. Ancak işte bu aşamada devreye merkez bankaları giriyor. Tüm dünyada çok yüklü tutarda destek paketleri açıklanıyor. 

Bizde de Merkez Bankası bir dizi uygulamaya giderek, en başta da Para Politikası Kurulu toplantısını öne çekerek normal zamandan iki gün önce faiz indirimi yapmak suretiyle paranın çok pahalanmasını önlemeye çalıştı. Merkez Bankası parasal genişleme sonucunu doğuracak yeni yeni adımlar atmaya da devam ediyor. Bu adımlar işe yarıyor ve sınırlı da olsa bir parasal rahatlık sağlanıyor.

Ne var ki bu rahatlama paraya iyi kötü zaten ulaşabilen kesimleri ilgilendiriyor. Hani şu kapanan hizmet sektörü işyerleri var ya; lokantalara kadar uzanan, onlar için ufukta bile hiçbir şey görünmüyor. Zaten sorunumuz da burada. Bu işyerleri ve buralarda çalışanlar için adım atmadığımız sürece koronadan asıl etkilenen kesime dokunmamışız demektir. 

Bir de yabancı para, yani döviz var. Döviz arzı azalacak, bunda en büyük etken de bu yıl turizmde tam anlamıyla ölü bir sezon yaşanacak olması. Arzı azalacak dövizin fiyatında da artış olması normal.

Koronavirüsün konut kiralarına etkisi!

Koronavirüsün iş yeri kiralarına etkisi!