Prof. Dr. Zerrin Bayraktar: Kent cinayete kurban gidecek!

Prof. Dr. Zerrin Bayraktar: Kent cinayete kurban gidecek!



İstanbul Boğazı'na üçüncü köprü yapılması çalışmalarına tepkiler çığ gibi büyürken "Üçüncü Köprü Yerine Yaşam Platformu" yarın Ankara'da Karayolları Genel Müdürlüğü önünde bir bildiriyle eyleme geçmeyi planlıyor


İstanbul Boğazı'na üçüncü köprü yapılması çalışmalarına tepkiler çığ gibi büyürken pek çok mimar, aydın, mühendisin içinde yer aldığı 'Üçüncü Köprü Yerine Yaşam Platformu' yarın Ankara'da Karayolları Genel Müdürlüğü önünde bir bildiriyle eyleme geçmeyi planlıyor. Platformun başını çeken üyelerinden ulaştırma uzmanı Prof. Dr. Zerrin Bayraktar"la konuşuyoruz. Bayraktar yıllarını Boğaz'a yapılacak bütün köprülerle mücadeleye ayırmış bir kişilik. Sorulu-yanıtlı söyleşimiz şöyle gelişiyor:

- Daha üçüncü köprü projelendirilmeden, yulardır buna farklı çevrelerden ciddi tepkiler vardı. Üçüncü köprünün İstanbul'un kuzeyindeki şehrin akciğerlerini yok edeceği, trafiğe çözüm değil daha da çözümsüzlük getireceği uyardan hep gündemdeydi. Ama her nedense hükümet bütün bu tepki ve uyarılara kulaklarını tıkadı. Sizce neden

ZERRİN BAYRAKTAR - Bunun nedenini bir çözebilsem... İnsanlar nasıl bu kadar duyarsız olabilir 1995'te Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'yken üçüncü köprünün cinayet olduğunu açık açık söylemişti. O zaman belediye başkanı olduğu için demek ki gerçekleri daha iyi görüyordu. Ama Başbakan olunca cinayet demekten vazgeçti. Kentin üzerinde helikopterle uçarak üçüncü köprüye olur verdi. Olacak iş değil. 1973'te Boğaz Köprüsü açıldığı zaman ileriyi görenler buna karşı çıkıyorlardı. çünkü İstanbul'un başına gelecekleri görüyorlardı. O zaman karşı çıkanlara kulak verilip birinci köprünün üzerine raylı sistem döşenseydi bugün böyle bir trafik keşmekeşi yaşanmazdı.

-Üçüncü köprü yapılırsa ne olur

-İstanbul'un bütün yaşam damarları kurur. İkinci köprü yapıldıktan sonra çevre yollarının kenarlarında bir sürü şehircikler türedi. Köprü, geçtiği yere mutlaka yerleşim yerleri getiriyor. Öyle bir kısırdöngü ki anlatılmaz. çevre yolunu ilk yaptığınız zaman belki hiç trafik olmuyor. Ama bir süre sonra trafik başlıyor. O trafik kendi başka trafiğini yaratıyor. Sonuçta kanser hücresi gibi yayılıyor. Bakın, ikinci köprü yapıldıktan sonra Elmalı Barajı bitti. Üçüncü köprü yapılırsa aynı şey Ömerli Barajı'nın başına gelecek. Geçen yaz şžile çevresine gitmiştim. Gitmez olsaydım. İş makineleri yol yapmak için ormanları yok ediyordu. Ayrıca o yolları kim için yapıyorsunuz Oralarda trafik olmaz. Bana, yirmi yıl sonrasını düşünerek yaptıklarını söylüyorlar. Ulaştırmada yol anında kullanılmalıdır. Bir yolun en fazla ömrü 15 yıldır. Bunlar ne yapmak istiyor Bana elli yıl sonrasını da düşünerek bunu yaptıklarım anlatıyorlar. Ne elli yılı Belki elli yıl sonra ışınlamayla ulaşım sağlanacak.

-Başbakan, 'Ben çevrecinin daniskasıyım' diyor, ama İstanbul'un kuzeyini mahvedecek üçüncü köprü projesinde ısrar ediyor. Bu ironi değil mi

-Başbakan çevreciliğin ne olduğunu da bilmiyor. Esas ben Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a öfkeleniyorum. Kendisi gerçekleri Başbakan'a anlatamıyor mu Başbakan bizim gibi düşünen bir insansa anlar. Bunca ulaştırma uzmanı var Türkiye'de. Biz koca koca dosyalarla çalıştık. Tüm Türkiye'nin taşımacılığını, ulaştırmasını, çevresini, suyunu her şeyini ortaya döktük. Sonuçta şöyle bir sonuca vardık: Türkiye'de ulaştırmadaki en büyük plansızlık karayollarına bu kadar ağırlık verilmesidir. Karayolları Genel Müdürü yolcuda yüzde 95, yükte yüzde 92 taşımacılık yaptıklarını söyleyerek övünüyor. İnanılır gibi değil. Ben Karayolları Genel Müdürü olsam bunları söylemeye utanırım.

-Sizce köprü üzerinden metrobüs geçirmek trafik sorununa çare oldu mu

-Böyle metrobüs olmaz. Metrobüs taşımacılığı çok önceden beri Güney Amerika'da yapılıyor. Yol dar değil. Planlı bir şekilde yapılmış. Ama bizde plan nerede Ben metrobüsü yapan firmanın yetkilisiyle konuştum. Başlangıçta kendilerinden bazı bilgiler aldıktan sonra bildiklerini okuduklarını anlattı. Bir ulaştırmacı olarak metrobüsün insan konforu düşünülmeden yapıldığını söyleyebilirim.

Leyla Tavşanoğlu/Cumhuriyet