Riskli alan ilan edilen bölgelerde kentsel dönüşüm hız kazanmalı!

Riskli alan ilan edilen bölgelerde kentsel dönüşüm hız kazanmalı! Riskli alan ilan edilen bölgelerde kentsel dönüşüm hız kazanmalı!

Seda Tabak Takvim Gazetesi'nde bu hafta 1999 yılının 17 Ağustos'unda gerçekleşen Marmara Depremi'ni kaleme aldı. Türkiye depremin acısını iliklerine kadar hisseden bir ülke diyen Tabak, yazısında depremin ayrıntılarına ve kentsel dönüşüme değindi...

Türkiye depremin acısını iliklerine kadar hisseden bir ülke. 

Son 50 yıla baktığımız zaman bile tehlikenin boyutlarını görmemiz mümkün... 

1966 Varto, 1970 Gediz, 1992 Erzincan ve son olarak 17 Ağustos 1999 Marmara depremi... 

Her şey 45 saniyeye sığdı. 

Zaman durdu, akreple yelkovan dondu... 

Gecenin karanlığı, yüzyılın 7.4'lük felaketinin silüetini taşıyordu... 

Sabahın ilk ışıklanyla birlikte yaşanan acı ve felaketin yıkıcı gücünün akıl almaz boyutları ortaya çıktı. Resmi raporlara göre 18 bin 243 ölüm, 23 bin 781 yaralı oldu. 505 kişi sakat kaldı. 

285 bin 211 konut, 42 bin 902 işyeri hasar gördü. 

Çöken 133 bin 683 bina, yaklaşık 600 bin kişiyi evsiz bıraktı. 

O günlerde görüntülere yansıyan acılar, bundan sonrası için birer ibret belgesi olarak önümüzde duruyor. 

Hâlâ depremin yarattığı toplumsal travmaların etkisi geçmiş değil. 

Oysa 106 bölgede 70 bin dönüm arazi üzerinde yer alan 377 bin 167 bina bugün, deprem riskiyle karşı karşıya. 

Türkiye'yi yasa boğan bu felaketlerin bir daha yaşanmaması için Hükümet'in başlattığı kentsel dönüşüm hamlesi büyük önem taşıyor. 

Riskli alan ilan edilen bu bölgelerde yeni acılar yaşanmaması için "kentsel dönüşüm" hız kazanmalı... Zaman kaybetme lüksümüz yok. Çünkü dönüşüm alanı içindeki binaları incelediğimizde yüzde 80-90'inin depreme dayanıklı olmadığını görüyoruz. 

Depremin ne zaman, hangi yıkıcılıkta geleceğini bugünkü teknolojiyle öngörmemiz mümkün değil. 

Belki de yann güne depremle uyanacağız. İşte bu yüzden kentsel dönüşümün aciliyeti var. 

Elbette biliyoruz bu her yönüyle çok zorlu bir süreç. 

Uzlaşmanın sağlanması, inşaat ve yapı sektörün katkıları ile hak sahiplerinin vereceği bilinçli karar ve tercihlerle, "Kentsel Dönüşüm" avantajlarından faydalanmak mümkün. 

Türkiye'yi topyekun yeniden yapılandıracak bu sürece tüm tarafların destek vermesi gerekiyor. Çünkü sağlıklı ve depreme dayanıklı konutlarda oturmak her vatandaşın hakkı. Burada vatandaşın 1 verip 3 almak, bilinçsiz müteahhidin ise yüksek gelir elde etme sevdasından vazgeçmesi gerekiyor. Sektörde birçok başarılı işlere imza atan firmaların ve vatandaşın özverili yaklaşımıyla sorunların daha kolay aşılması mümkün.

Enerjimizi kavgaya ayırmak yerine, hep birlikte daha yaşanılabilir ve sağlam konutlar için harcamalıyız. Kafamızı güvenerek yastığımıza koymak için kentsel dönüşüm tarihi bir fırsat sunuyor. 

Unutmayalım ki boşuna harcayacak bir dakikamız bile yok. 

Haydi Türkiye kentsel dönüşüme... 


Takvim/Seda Tabak