Şehirdeki arsa davaları!

Şehirdeki arsa davaları! Şehirdeki arsa davaları!

ŞEHİR merkezinde kalan boş arsalar her zaman sahiplerinin başına iş açar. Belediyeler başta olmak üzere diğer bazı kamu kurum ve kuruluşları böyle arsaları kendi mülkiyetlerine almak için sahibinin canından bezdirebilirler.



ŞEHİR merkezinde kalan boş arsalar her zaman sahiplerinin başına iş açar. 

Belediyeler başta olmak üzere diğer bazı kamu kurum ve kuruluşları böyle arsaları kendi mülkiyetlerine almak için sahibinin canından bezdirebilirler. 

İstanbul Avcılar'da bulunan bir arsa ile ilgili 30 yıldır yaşanan 'imar' sorununu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) çözüldü. Arsa sahibinin, 'Belediye, arsamı ne kullanmama izin veriyor, ne de kamulaştırma bedelini ödüyor' yönündeki başvurusunu yerinde bulan AİHM, 'mülkiyet hakkı ihlali' vurgusu yaptı. 

Türkiye'de benzer durumda olan binlerce arsa sahibinin olduğuna işaret edilerek, AİHM kararının emsal nitelikte olduğuna vurgu yapılıyor. 

Bir gazetede yayınlanan haberde AİHM'e başvuran hak sahibin avukatı konunun inceliklerini ve alınan kararı şu şekilde anlatmış: Başvuruda, arsa bedeli ödenmediği gibi, mal sahibinin mülkünü 30 yıldır değerlendiremediğine de işaret edildi. AHİM vermiş olduğu bu kararla, belediyeler ve kamu kuruluşları, her hangi bir kamulaştırma kararı almadan ve bedelini ödemeden yalnızca imar planlarına 'park alanı', 'okul alanı', 'yeşil alan' gibi notlar düşerek yıllarca tasarruf hakkını ortadan kaldırmanın önüne geçiyor. AHİM'in bu kararı, benzer durumdaki binlerce vatandaş için de emsal niteliği taşıyor. Çünkü idare, bugüne kadar taşınmaza fiilen el atmadan yalnızca imar planında belirtilen benzer not ile vatandaşın arsası üzerinde tasarruf hakkını yıllarca sınırlandırıyor, Yüksek Mahkeme, fiili durumu 'mülkiyet hakkının ihlali' olarak yorumlamış olması nedeniyle idare artık kamulaştırma kararı olmadan vatandaşın arsası üzerindeki tasarruf hakkını kısıtlayamayacak. 

Devlet geliştirdiği hukukla öncelikle kendi vatandaşına adaleti sağlayacak. 

Kendi vatandaşı malına sahiplenemiyor. 

Gidip kendi devletinin uygulamalarını Avrupalı'nın hukukuna şikayet ediyor. 

Ve oradan hakkını elde edebiliyor. Park, okul, yeşil alan ve bunlar gibi alanlar belediyenin hizmet alanlarıdır. Belediyeler bu alanları devletin arsası yoksa satın alarak elde etmek yerine, gidip vatandaşın tapulu arazisi üzerine şerh koydurmak suretiyle yapmaya çalışıyor. 

Hakkaniyete aykırı olan bu durum uzunca zamandan beri belediyelerin rantı ele geçirip, kendi yandaşlarına dağıtması şeklinde uygulanıyor. Hatta bazen ele geçirmek üzere yeşil alan kararı aldıkları arsaları sonradan imar planlarında üzerindeki notu kaldırarak konut alanına çevirdikleri de oluyor. Ankara, İstanbul ve  İzmir  gibi büyükşehirlerde oturanlar bu tür sorunları yaşamamış iseleler bile bu tür sorunlarla ijgili yüzlerce hikaye dinlemiştir. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin emsal niteliğindeki bu kararı ile birlikte yıllardan beri belediyelerin ayak oyunlarıyla mağdur duruma düşürülmüş, kıymetli arsaları ellerinden alınarak açlığa mahkum edilmiş, kamu gücü kullanılarak fakirleştirilmiş binlerce vatandaş, malına ve mülküne kavuşabilecektir. Yerel mahkemeler ve belediyelerin bu kararı esas alarak, bu tür mağduriyetlere son verecek uygulamaları yapması gerekmektedir. 

Bundan sonrası için de belediyelerin arsa istimlakinden başka bir duruma tevessül etmemesi çıkartılacak kanunlarla sağlanmalıdır. 


Ticari Hayat / Mehmet Göktürk