Sektörün yeni yıldızı: Lojistik depoları

Sektörün yeni yıldızı: Lojistik depoları

Son yıllarda küreselleşme, gayri safi milli hasılanın artması, dış kaynak kullanma yüzdesinin yükselmesi, üretim ölçeklerinin genişlemesi, şirket evlilikleri ve satın almalar nedeniyle lojistik sektörünün hızla büyümekte olduğunu görüyoruz.

Hafta sonu gezilecek 10 proje 3 site!



Türkiye ise, konumu ve her geçen gün artan dış ticaret hacmi düşünüldüğünde kilit bir noktada yer almakta. Türkiye bilindiği üzere doğubatı arasındaki mal hareketinin geçiş noktasında stratejik bir konuma sahip olup, karayolları, demiryolları, üç tarafını çevreleyen denizleri, havaalanları ve dağıtım merkezleri ile Avrasya ticaretinin merkezinde, Avrupa, Balkanlar, Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Orta Doğunun bağlantı noktası konumunda bulunmaktadır.


Türkiye'nin bulunduğu bölgede 350 milyon civarında bir nüfus mevcut. Bu bölgedeki ülkelerin hepsi pazar ekonomisine yeni giren veya ekonomileri yeni gelişmekte olan küçük ülkeler. Üstelik Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olması deniz nakliyatını da elverişli hale getirmektedir.


Tüm bunlar Türkiye'nin lojistik üs olma potansiyelini ortaya koymakta, nakliye ve lojistik stratejilerinin gelişmesine olanak sağlamaktadır. İstanbul'da ise ana sanayi bölgeleri D-100 ve TEM karayolları boyunca yoğunlaşmaktadır.


Özellikle dağıtım/depolama firmaları havaalanı, liman ve otoyol bağlantılarına iyi erişim sunan İstanbul'un çeper alanlarında yer seçme eğilimindedir. İstanbul'daki ana lojistik bölgeleri Asya yakasında Gebze, Dudullu ve Samandıra, Avrupa yakasında ise Hadımköy, Yenibosna ve Beylikdüzü'dür. Asya yakası, arazi elverişliliği ve kaliteli alt yapısı nedeniyle sanayi yatırımlarının önemli bir kısmını çekmektedir. Özellikle yabancı yatırımcıların İstanbul'a artan ilgileri sebebiyle ilin, hem hem bölgesel hem de transit ticaret merkezi olması kaçınılmaz olacaktır.


Gelişen iş hacimleri ile firmalar, daha çok sayıda araçtan oluşan filolara ve daha büyük depo alanlarına ihtiyaç duymaktadırlar. Tüm bu sayılan sebeplerle ülkemizde lojistik pazarı, gayrimenkul yatırımcıları için önemli ve ilginç bir oyun alanı olarak her geçen gün değerlenmektedir. Ayrıca yabancı yatırımcıların Türkiye'ye olan ilgisi ve perakende sektöründeki yatırımları lojistik sektörünün önemini ve modern depo alanlarına ihtiyacı arttırmaktadır.


Şehir merkezlerine yani tüketime yakın noktalarda bulunan depo alanlarının yetersizliği ve ekonomik olmaması nedeniyle işletmeler söz konusu ihtiyaçlar için şehir dışına kaymaktalar. Büyümenin birden olması ve bunun gerektirdiği ihtiyaca uygun hazır depolama alanlarının bulunmaması dolayısıyla, özellikle 2006 yılından itibaren birçok lojistik şirketi ve gayrimenkul yatırımcısı depo inşaatına başlamıştır. İstanbul'da yaklaşık 1 milyon metrekare olarak tahmin edilen toplam lojistik stokunun yüzde 60'ı Asya yakasında yer almaktadır.


2006 yılında kaliteli sanayi alanlarında, konum, altyapı ve inşaat kalitesine bağlı olarak kiralar 3-5 dolar, Avrupa yakasında ise 4-6 dolar aralığında, getiri oranları ise yüzde 10-11 civarında gerçekleşmiştir. Önümüzdeki dönem içerisinde lojistik sektörü, belediyelerin gerçekleştireceği düzenlemeler, yerel yabancı firmaların yatırımları ve yeni lokasyon talepleri ile birlikte gelişecektir. Kısacası çağın gereklerine uygun, modern ve uluslararası standartlarda lojistik yatırımı yapan sektör oyuncularının kazanmaması için hiçbir sebep yok gibi duruyor.


NEŞE CAN ÇEKİCİ